gelmiş geçmiş gelecek geçirilecek en büyük rock grubudur.öyledir. john paul johns-robert plant-jimmy page-john bonham grubun üyeleridir.blues ritimlerini hard rock'a entegre ederek efsane olmuslardır.dünyanın en iyi gitaristleri arasında gösterilen jimmy page'in ruhunu seytana sattığı gibi bi dedikodu dolasır.bi röportajını izledim kıçıyla gülüyor adam.davulcu john bonham'ın kullandığı teknik hat safhadır.elbette dönem göze alınmalıdır bu yorumda.good time bad times adlı sarkıda twin atması dönemde ilklerdendir. millet dumur olup dinlemistir. pink floydla hiç çalışmamışlardır.youtube ya da herhangi forum sitelerinde en çok ses getiren stairway to heavenı beraber çalmamıslardır.yalandır.yoktur öle bisey led zeppelin efsanedir !
insan dünyaya gelir ve ölür. yaşadığı zaman diliminde yer, içer, sevişir, hastalanır ve deliler gibi eğlenir.. sever, sevilir.. hüzünlenir hatta sinirlenir de..
çocuğu olur! anne veya baba.. bazen en içli duyguları bünyesinde barındırıp bir bakış bile onu yerle bir edebilirken.. en azgın sinsi düşman dahi onu yolundan alı koyamaz..!
insanoğlu hayatta bunların hepsini veya daha çoğunu yaşar ve yaşatır..
tüm bu anlatılan duygu-düşünce, yaşam ve ölüm arasındaki en ince nokta da Rock yer alır.. onda bir felsefe bir yaşam biçimi vardır.. ve rock* hayatı bize tüm çıplaklığı ile gösteren yegane müzik türüdür.. ve bu türünde tahdında, led zeppelin oturmaktadır..
bu gelmiş geçmiş en büyük rock grubunun en takdir edilesi yanlarından biri de hiçbir zaman eleman kaprisi yaşamayıp, eleman değişikliğine gitmemesidir. 11 yıl boyunca babalar gibi çalmışlardır. 11 yılın sonunda bonzo ölünce dağılmışlardır, çünkü başka bir davulcuyla çalma fikrinden pek hoşlanmamışlardır. vefakar insanlardır. bu grup hakkında sadece stairway to heaven, kashmir, whole lotta love üçlüsünü veya bu üçlünün bir kombinasyonunu bilmek yeterli değildir. canlı kayıtlarına kadar herşeyi dinlenmelidir. ayrıca grup birçok tarzda parçalar icra etmiştir (blues - since i've been loving you,reggae - d'yer mak'er vs.), çoğu basit halk şarkısını rock tarihinin en iyi şarkılarının arasına sokacak kadar iyi coverlamıştır (babe i'm gonna leave you, in my time of dying vs.), hatta bazı kesimlerce heavy metali başlatan grup olduğu bile iddia edilir. (communication breakdown, immigrant song vs.). dinleyelim, dinletelim.
hakkında girilen entry'lerin çoğunun, daha önce girilen entry'lere göre girilmiş olduğunu düşündüğüm gelmiş geçmiş en büyük rock gruplarından birisi. daha önce girilmiş entry'lere baktım, yahu herkes iki şarkı dolamış diline: birincisi stairway to heaven, ikincisi kashmir. durum böyle olunca, uludağ sözlük yazarlarının böyle müthiş bir grubu bilmedikleri düşüncesine kapıldım ben. kulaktan duyma bilgilerle başlık boş durmasın, bizi ayıplamasınlar diye girilmiş entryler hep. bence çok ayıp, yakıştıramadım sana uludağ sözlük.
onca entry girilmiş, bir kişi bile çıkıp since i've been loving you'dan bahsetmemiştir, ki bu şarkı bana göre jimmy page ve robert plant'in ortaklaşa tavan yaptığı en güzide eserlerden birisidir. o mükemmel gitar, o eşşiz ses telleriyle* birleşince, ortaya böyle muhteşem bir şarkı çıkarmıştır led zeppelin.
dönemin diğer bir grubu deep purple ile kıyaslamalara maruz kalmışlardır. bence "hangisi daha iyiydi?" tartışması yapmak çok gereksizdir, ikisi de ayrı güzeldir, ayrı efsanedir.
gelmiş geçmiş en büyük rock topluluğu.elemanlarının her biri yapılan çoğu listede kendi alanlarında en iyi 5 te gösterilir.yanlıştır zira robert plant en iyi vokalist,jimmy page en iyi gitarist,john paul jones en büyük basçı,john bonham en iyi davulcudur kanımca.
Londra konserinde dinlemişliğim vardır. Az tepinmemiştim sayelerinde. Ölünesi gruptur. Delirmiş insanlar topluluğuna hitap etmeyi bilir. Efsaneler ölmez.
ilk albumlerini 1968 yılında cıkarmışlardır. saf blues ile klasik rock kalıplarını başarılı bir karışımını ilk albumde sunan zeppelin uyeleri, müzikal yeteneklerinin derinliği ve ozellikle robert plant' in harika yorumları ile ilgiyi üzerine cekmeyi basarmıstır. zeppelin' in muziği kuru gurultuye dayanan dönemin niteliksiz hard rock gruplarının yanında ayrıcalıklı kılmıstır. ancak hiçbir zaman da ozune ihanet etmemiştir. yani beatles' ın armonilerinden, sarkı sozlerinden esinlenen grup uyeleri zaten bunu da hiçbir zaman soylemekten cekinmemiştir. ayrıca beatles tarzı rock sadece beatles' a ozgudur. daha modern sound da eser ortaya koyan 1960' ın ikinci yarısında parlayan gruplar sadece beatles' ın cagdası olmuslardır. yani beatles tarzı bir rock soz konusu değildir. robert plant ve ozellikle jimmy page, 'influence' olarak beatles' ı ornek gostermiştir. ruhani bir yapıya sahip parçalarının alt temaları genellikle kadınlar uzerine kurulu olan grup "rock" ın özünden, yani, "anne ve kadına" olan nefreti ve bağlılığı fazlasıyla dile getirmiştir.
Led Zeppelin ingiliz Rock grubudur ve BBC tarafından "Rock çağının en etkili gruplarından birisi" olarak adlandırılmıştır.
Grup, bu güne kadar 100 milyonu Amerikada olmak üzere dünya genelinde toplam 300 milyon albüm satışına ulaşmıştır (Amerikada satış sıralamasında The Beatles ve Elvis Presley`in ardından üçüncü sıradadır).
istikararın hayat bulduğu efsanevi rock gruplarından biri. çıkarttıkları hemen hemen 5-6 albümün tamamı başarıya ulaşmıştır dünya çapında ki bunu başarabilenlere "büyük" demek sanırım abes olmaz.
ortaya çıktıkları dönem baz alındığında, deep purple ile en çok karşılaştırılan ve karıştırılan grup. halbuki çok farklı kulvarda müzik üretmekteydiler. led zeppelin hep geleneksel ingiliz rock müziği üzerine çeşitlemeler yapsa da, deep purple, 1971 de in rock albumü ile heavy metal e merhaba dedirtmiştir dünya rock tarihine...
eğer yaptıkları şarkılar düzden ayrı tersten ayrı çaprazdan ayrı anlamlar barındırıyorsa daha da saygı duymamız gereken müzisyen üstü yaratıklar..müziğe boyut katmışlar daha noolsun.
bir zamanlar aptal basın tarafından, yazdıkları şarkı sözlerinin tersten okunduğu taktirde şeytana övgü dolu sözlerin ortaya çıktığı iddia edilen efsanevi grup. ulan adamlar sen ters çevirip okuyasın da şeytana tapasın diye bu kadar güzel şarkı sözleri yazacaksa bırak yazsınlar amına koyim. hem manyak mısın ters çeviriyorsun sözleri, adam gibi okusana. adam gibi dinlesene şarkıyı gavat.
wembley konseri izlenmediği takdirde ne derece manyak olduklarını çözmenin imkânsız olduğunu düşündüğüm müzik grubudur. benim favori şarkım için (bkz: black dog)
Başta Kashmir olmak üzere bir çok gerçek ötesi yapmayı başarmış, nice gencin Robert Plant çığlığı atma, onun gibi bağırabilme yolunda kendini ve boğazını harab ettiği, doğaüstü grup, ilahlar topluluğu.
led zeppelin, müziğin öncü dörtlüsü, ekim 1968'de ingiliz gitarist jimmy page (d. james patrick page, 9 ocak 1944, heston, middlesex, ingiltere) tarafından, önceki grubu yardbirds'ü dağılmasından sonra kuruldu. john paul jones (d. john baldwin, 3 haziran 1946, sidcup, kent, ingiltere; bas, klavye), tanınmış besteci ve müzisyen, çekirdek kardrodaki chris dreja'nın yerini aldı. birlikteliğe terry reid'i de vokalist olarak katmak istiyorlardı, ama o alçakgönüllü bir tavırla robert plant'i (d. 20 ağustos 1948, west bromwich, west midlands, ingiltere) tavsiye etti. o zamanlar hobbstweedle'da olan plant de sonradan, davula john bonham'ı çağırdı (d. 31 mayıs 1948, birmingham, ingiltere, ö. 25 eylül 1980) asıl çağırılan b.j. wilson'ın procol harum ile kalacağını söylemesinden sonra. "new yardbirds" ismiyle bir süre idare ettikten sonra, led zeppelin ismini aldılar. beklentileri ve becerilerini tartışırken acımasızca gelen "muhtemelen kurşun bir zeplin gibi dibi boylayacaksınız" sözü üzerine seçilmişti bu isim...
atlantic records ile masaya oturmanın verdiği heyecanla bir anda hiç beklenmedik bir atağa geçtiler. amerikayı turladılar. ilk çalışmaları led zeppelin, "good times, bad times", "communication breakdown", "dazed and confused", "how many more times?" ve "you shook me" gibi sıradışı çalışmaları da içeriyordu. page'in dehası plant'in davetkar sesiyle birleşiyordu. led zeppelin ıı , fazla gecikmeden çıktı. topluluk amerika'da şimdiden en çok konuşulanlar arasındaydı. bu son albümleri de yerlerini pekiştirdi.
tanıtım parçası "whole lotta love", -willie dixon 'in "you need love" parçasının biraz değiştirilmişiydi- bir klasik oluvermişti. "livin' lovin' maid" ve "moby dick", bonham'ın da katkılarıyla grubun ilk başlardaki repertuvarının büyük kozlarındandı. ayrıca "thank you" ile "what ıs and what should never be" led zeppelin ııı'te daha çok karşımıza çıkacak olan bir tarzın habercisiydi. "that's the way", "tangerine", "the ımmigrant song", "gallow's pole" led zeppelin'i düyanın önde gelen müzisyenleri arasına katmaya yetti, bununla da kalmadı.
konserlerde plant'in seksi pozları adonisvari tavırları, page'in efendi, uslu hareketleriyle tam bir zıtlık oluşturuyordu. gitaristin ve solistin uyumu da bununla birleşince -belirtmek gerek ki sahneyi çok iyi paylaşıyorlardı- izleyenlere ayrı bir keyif veriyordu. led zeppelin ıv, diğer isimleriyle "dört simge", "runes albümü" ya da "zoso" (albümün adı kelimelerden oluşmuyordu, dört simge vardı, bu yüzden bu kadar çok ismi var), "stairway to heaven" parçasını içeriyordu... o şarkı ki hala ödüller kazanmaya devam ediyor. led zeppelin'in gerçekten tanındığı albüm olarak nitelendirilebilir. "stairway to heaven", albümdeki diğer şarkıları geri plana itmişti, evet, ama "when the levee breaks", "black dog", "rock 'n' roll", "the battle of evermore" (sonuncusu sandy denny'nin katkılarıyla) geç de olsa ilgi toplamayı başardı.
zoso (bu isim en çok yakıştırılan olsa gerek) mart '96 itibariyle onaltı milyon adet satmıştı. nedense bu albümü beğenenler, "houses of the holy" gelince sustular. eleştirmenler yine iyi notlar veriyorlardı ama tatmin olmamış gibiydiler. amerika turnesi bütün rekorları altüst etti. ordan gelen parayla 1976'da "the song remains the same" isimli bir konser filmi de yapıldı. topluluk kendi plak şirketini kurdu: swan song. "bad company", "the pretty things" ve "maggie bell" de hemen katıldılar bu yeni şirkete.
böylece led zeppelin "custard pie" ve "sick again"de görülen sert müzik ile "kashmir"deki deneysellik arasında kendi istediği gibi gelip gidebiliyordu, yaratma özgürlüğü kazandı. "trampled underfoot" ve "ın my time of dying"e gösterilen ilgi çok büüyktü. blues müziğinde ilerleme anlamına geliyordu bu çalışmalar. bunu sahne çalışmaları izledi, dünya turuna da çıkılacaktı ama plant bir araba kazasında bir çok yerinden yaralanınca 1975 ağustos'unda tur iptal edildi.
onun bu sıkıntılı günlerinde de yeni bir albüm için çalışmalar sürdü. öngörülenden geç çıkabilen bu albüm henüz çıkmamışken bile aldığı siparişler ona bir platin kazandırmaya yetiyordu. ama bu kadarla yetinmek zorundaydı topluluk, ingiltere satışları sonucunda hayal kırıklığına uğramışlardı. on dakikalık "achilles last stand" kayda değer bir çalışmaydı, diğer parçalar ise pek tanınmadı ve başarıyı yakalayamadı. 1977'de beklenen birleşik devletler turnesi geldi. robert plant'a da acı haber bu sıralarda geldi.
altı yaşındaki oğlu karac, kaptığı bir virüs nedeniyle ölmüştü. grubun dağılacağı yönündeki dedikodular arasında kalan konserler iptal edildi. bir yıldan fazla bir süre hiç bir şey yapmadılar, ta ki 1978'in sonlarına doğru abba'nın stockholm'daki polar stüdyosuna gidinceye dek. öncekiler gibi değildi ama "ın through the out door" john paul jones'un önemli rol oynadığı güçlü bir koleksiyon oldu. ingiltere'nin knebworth festival'indeki iki konser topluluğun punk müziğe biraz daha yaklaşacağı bir avrupa turnesinin ilk adımları oldular.
bu turne de bir amerika turnesi için yarıda kesilmişti ki 1980 eylül'ünde hayranlarını şok edecek bir gelişme olmuştu, bonham ölü bulunmuştu. ölüm nedeni aşırı alkol idi. bu inanılmaz haber topluluğun tarihindeki en önemli olaylardandı elbette. 4 aralık'ta swan song, arşiv niteliğindeki "coda" piyasaya sürülse de topluluğun resmen emekli olduğunu açıkladı. jones daha sonraları "mission" ile çalışarak başarılı bir yapımcı oldu, plant ise solo geçmişinin üzerinde bir de "pictures at eleven" kayıtlarını ekledi. page "death wish 2"yi çekti, plant ile kısa bir süre için tekrar bir araya geldi. honeydrippers çalışmasıyla 1984'te paul rogers ile yine kısa süreli "firm" için çalıştı. daha sonra atlantic'in düzenlediği "25. yıl konseri"nde babasının bıraktığı davula oturacak oğul jason bonham ile "jimmy page band"i kurdu.
topluluğun "remasters" ile gözler önine serilen yenilenmiş, eskisinden tamamen farklı ilgi alanlarına rağmen birarada kalmak için sarfedilen çaba büyüktü. bir türlü "buraya kadarmış, herkes kendi yoluna" diyemiyorlardı. yine de bu kolay olmayacaktı. 1994'te page ve plant bu birliktelik için gidilmesi gereken yolun yarısından fazlasını aşarak, ismi nazire yaparcasına "unledded" konmuş çalışmaya katıldılar, yokluğuyla dikkat çeken john paul jones unutulmuş gibiydi...
1998'de ikili yeni işlerini ortaya dökerek bir page ve plant albümü çıkardılar. ticari açıdan sorgulanmayacak kadar başarılı oldular. led zeppelin haklı olarak rock tarhini en çok, en derinden etkileyen topluluklar arasında sayılıyor.