"isa beytanya'ya vardığında lazar dört gündür mezardaydı. mezar bir mağraydı, önüne de bir taş koymuşlardı. isa, "taşı kaldırın diye" buyurdu. isa gözlerini yukarı kaldırarak, "ey baba,beni işittiğin için sana şükrederim..."
...
bunları söyledikten sonra yüksek sesle bağırdı:"lazar, dışarı gel!" ölü elleri ayakları sargılarla bağlı, yüzü bezle sarılmış olarak dışarı çıktı. "yuhanna 11: 38-44
öldükten sonra , kızkardeşlerinin ricası üzerine hz.isa tarafından diriltilen havari.interstellar filminde de dünyadaki hayat yok olduktan sonra ,dünya dışı yerleşim programının adıdır.
vay lan kimse yazmamış neyse David bowie nin gitmeden önce bize bıraktığı son hediyesi olan blackstar albümünde yer alan şarkılardan biri zaten video ve sözlerden de anlaşılacağı üzere bize kendi yoluyla elveda demiş işte sanat bu ve sanatçı olmak böyle bir şey.
Look up here, I'm in heaven I've got scars that can't be seen
I've got drama, can't be stolen
Everybody knows me now
Look up here, man, I'm in danger
I've got nothing left to lose
I'm so high it makes my brain whirl
Dropped my cell phone down below
Ain't that just like me?
By the time I got to New York
I was living like a king
Then I used up all my money
I was looking for your ass
This way or no way
You know, I'll be free
Just like that bluebird
Now ain't that just like me?
Oh I'll be free
Just like that bluebird
Oh I'll be free
Ain't that just like me?
Mezarında kokana kadar cansız bir şekilde kaldıktan sonra isa Peygamber tarafından tekrar diriltildiğine inanılan mucize kişisi.
(bkz: Lazarus'un Dirilişi)
öncelikle cumartesi günü mood'u olarak belirledim kendilerini, kendime..
tanışmam yamulmuyorsam 2004 yılına denk gelir..
wedding nails ile tanımıştım, halen daha böyle dürtükleyici, sinir bozucu şeyleri severim..
belirli aralıklarla soft rock diye tabir edilen soundları da dinlerim, severim de esasen..
önemli bir kıraker de benim için o kişi yada kişilerin oluşturduğu topluluğun müzik videolarıdır..
bu elemanları bundan dolayı da sevmekteyim.. bu arada soft rock , brit-pop tarzı kalıplara değer vermediğimi söylemeliyim..
ama bir mecburiyet anında camı kırma ihtiyacı duyuyorum bende en nihayetinde.. orada çeşitli konular için çeşitli ön tanımlı paketler bulunuyor halihazırda..
porcupine tree bana soft diye tabir edilen haliyle bile sert sinyaller verebilen bir grup..
belki bunu ben kendi algıma borçluyum belki de onlar da aynını hissediyorlar ama bir gün oturup konuşma fırsatım olursa eminim ki aynı şeyleri hissediyor olduğumuz ortaya çıkacak..
konu, ayın karanlık yüzünü sevmek ve merak etmek..