laiklik

entry1360 galeri82 video4 ses1
    185.
  1. türkiye nin olmazsa olmazi. söyle bir etrafa bakildiginda, dünyada müslüman olarak en rahat ibadet türkiyede yapilmaktadir. bazi arap ülkelerindeki gibi ramazan ayinda lokantalar kapali degildir gündüz. isteyen oruc tutar, istemeyen tutmaz. cuma günü isteyen camiye gider, istemeyen kiz arkadasiyla dolasir. isteyen istedigini yapiyorsa, laikligin ne kadar lazim oldugu daha iyi anlasilacaktir. dinde zorlama yoktur ilkesi en rahat türkiyede yasaniyorsa, cuma günleri türk polisi arap bedevilerinin elinde degneklerle kendi halkini koyun sürer gibi yaptigini yapmayip, sizi camide namaz kilmaya zorlamiyorsa bunu laiklige ve atatürk e borclu oldugumuz ortaya cikar.
    2 ...
  2. 184.
  3. bir takım şartlanmış (c)aymazların demokrasi dururken iyi insan olmanın evrensel şartı gibi algılayıp, algılatmaya kasıp adeta taptığı putlaşmış neo-dogma...
    0 ...
  4. 183.
  5. devletin hakem pozisyonunda olması gereken durumun adıdır;

    ancak sorun tam da burada çıkmaktadır çünkü devlet hakemdir ama tarafsız değildir *; oyunculardan birini açık biçimde tutmaktadır;

    nasıl mı?

    buyrun buradan bakın: (bkz: #3003170)
    0 ...
  6. 182.
  7. çok sevdiğim lise tarih öğretmenimin tanımıyla;

    iktidarın gücünü kutsal bir kaynaktan değil ***, halktan almasıdır *.

    bunu içimize sindirdiğimiz zaman, dinle devlet işlerinin ayrı tutulması, devletin her dine aynı mesafede durması, din ve vicdan özgürlüğü gibi kavramlar çok daha anlaşılabilir hale gelir.
    0 ...
  8. 181.
  9. sorarım, konuşurum dindar kardeşlerimle. islam'ın halkın çoğunluğu tarafından benimsendiği islam ülkerine gitmiş gelmiş, oralarda yaşamış ya da oraları iyi takip edenlerle.

    hiçbiri de gelip, "türkiye'de islam yaşanmıyor" "türkiye dinsiz" "türkiye fahişeler memleketi" demedi.

    ortak görüş şu: "türkiye, islam'ın dünyada en güzel yaşandığı ülke"

    türkiye, türkiye olduğundan beri laik. türkiye'de islam güzel yaşanıyorsa, halk'ın çoğunluğunun müslüman olduğu diğer ülkelerle arasındaki "laiklik" farkı sayesinde böyle.

    buna rağmen nasıl bir aptallıkla laikliği "kötü", "dinsiz" ya da "yeni bir din" gibi algılayanlar var anlamıyorum.

    ve ne yazık ki, böyle algılayanların yönetime geçmesi nedeniyle, çok yakında türkiye de islam'ın o kadar güzel yaşanamadığı ülkelerden biri haline gelecek. sonra ne yapacağız, işte onu merak ediyorum.
    4 ...
  10. 180.
  11. Herkesin kendi düşüncesine göre bir anlam yüklediği bir kavram olup, din işleri ileri devlet işlerinin ayrılması olarak tanımlanır durur. Tütkiye hem laik olan hem de devlet eliyle din işlerini yürütmek üzere diyanet işleri başkanlığı adında bir kuruma sahip, imamları devlet memuru olan nadir bir ülkedir. Din işi devlet işine bulaştırılmaz ancak diyanet işleri başkanlığının yaptığı iş din işi değil de ne o zaman; çin işi, japon işi mi? islam rejime tehdittir diye devlet eliyle dinin yönlendirilmesi ne kadar laiklikle bağdaşır acep. Eğer devlet dini kontrol altına alacaksa sadece islamı değil mevcut tüm diğer dinleri de almalıdır. Bu dinler de diyanet işleri başkanlığı bünyesinde hepsi bir genel müdürlük olsun. Görevin ne kardeş? islamiyet Genel Müdürü ya sen ben de budizm müdürü
    0 ...
  12. 179.
  13. 5 şubat 2008 tarihi itibariyle anayasımızdaki 71. yılını geride bırakan ama ne yazık ki imamlar kadrosu tarafından yönetilen ülkemizde 3 maddelik bir anayasa hükmünün ötesine geçemeyen ve 71. yılında daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir şiddetle tartışılan atatürk ilkesi.
    0 ...
  14. 178.
  15. günümüzde her tarafa çekilmeye müsait olan atatürk ilkelerinden biri. ama esas olan bir şey var; kimin çıkarına nasıl geliyorsa öyle yorumlanıyor. herkesin içinden biri olmuş durumda.
    0 ...
  16. 177.
  17. bir ülke vasfı olsada insanlar tarafından gerçek anlamı dışında her anlamda kullanılan kelime. vasfı , durumu ve konumu devlet kavramına bir devlet portresi çizsede , anlamını kendi egoist tavırlarıyla değerlendiren insanlar tarafından kullanım süresi geçmiş olarak algılansada , bu ülke gibi diline benzeyen bir yerde olması gereken ve her daim yaşatılması hem hak hem görev olan durumdur.ortada durum komedisi olsada , komedi iyidir , insanları güldürür.
    0 ...
  18. 176.
  19. bu ülke de asla değişmeyecek gerçek. değiştimek isteyen varsa gelsin beri.
    1 ...
  20. 175.
  21. ne olduğunu bilmeyen rte gibi kimselerin sahiplendiği, kendisini güvencesi göserdiği demokrasinin olmazsa olmaz unsurudur. laiklik nedir efendim, en basit tanımla din kurallarının devlet kurallarından ayrı lması, devlet kurallarının din kurallarından ayrı olması değil midir.****
    o halde yapılmak istenen değişiklik çerçevesinde ele alalım laikliği tekrar. yök ün geçici 17. maddesi ne olacak? baş örtüsünü tanımlayacak, ne şekilde tanımlayacak, islamın emrettiği şekle uygun yanımlayacak, islamın emrettiği şekli devletin kanunlarında tekrar tanımlamak, anlatmak devlet kurallarına dinin müdahale etmesi, karışması değil midir? bir de çıkıp diyorlar türban ile laiklik nasıl elden gider, kardeşim ya sen laikliğin ne olduğunu bilmiyorsun, ya da günahkarsın, yalan söylüyorsun.**
    3 ...
  22. 174.
  23. laikliğe k*çından anlam yükleyen adam : lkaya
    hezarfen hariciyeci çelebi : hhc

    hhc: laiklik devletin hangi inanca sahip olursa olsun hak ve özgürlükler bakımından vatandaşlarına eşit davranması mıdır?

    lkaya: evet.

    hhc: türkiye'de başını örtmezse cennete gidemeyeceğine inanan insanlar var mıdır?

    lkaya: hımmm, epeyce var.

    hhc: hiç kimse hiç kimsenin inancını engelleyemez, ve neye inanıp inanmayacağına karar veremez di mi. çünkü demokratik ve özgür bir ülke olan türkiyede yaşıyoruz.

    lkaya: tabi ki.

    hhc: başı kapalı olanların türkiyede yüksek öğrenim hakkı yok, onların eğitim hakkını inançlarından dolayı aldığımız için şöyle bir sonuç ortaya çıkmıyormu sayın lkaya; bütün inanç sahiplerine aynı hakları sağlayamıyoruz, o zaman türkiye kesinlikle laik bir ülke değildir.

    lkaya: ama bizim kültürümüzde...

    hhc: tamam kültür farklılıklarında da laiklikle alakalı değil mi?

    lkaya: ama sözümü kesiyorsunuz sayın hhc, aghhh durun vurmayın ne yapıyorsunuz, aghhh gözüm!

    tanım: devletin farklı inançlara aynı hakları sağlayabilmesi. yani başı kapalı olan dahil herkese öğretim, öğrenim hakkı sağlayabiliyorsa devlet bu laikliğin ta kendisi olur. inançları sebebiyle bir tek kişinin eğitim hakkı ya da başka bir hakkı elinden alınmışsa o ülkede laikliğin zerresi yoktur. sadece söz konusu baş örtüsü değil, o kişi ister öküze tapsın, isterse şeytana tapsın.
    2 ...
  24. 173.
  25. avrupa'da lakiklik kavramının yerleşmesi ve ona duyulan ihtiyaç,kilisenin yalanlarının ortaya çıkması,sınırsız sermaye birikimi önündeki hukuki engellerin kaldırılması ve ulus-devlet sürecine giren toplumlarda homojenizasyon sağlanması amaçlarına matuf olmuştur.laiklik kavramı,kilisenin yüzyıllardır savurduğu "avrupa,dünya'nın merkezidir", "dünya tepsi şeklindedir", "günahları çıkarmak için günah işleyenleri yakınız" gibi onlarca yalanın su yüzüne çıkması ve kapitalizmin önündeki engellerin kaldırılması ile hayat kazanmıştır.

    oysa Türkiye'de lakiklik kavramının ortaya çıkışı,böylesine bir ihtiyaca dayanmamakla birlikte,kahir ekseriyeti islam'ın bir sosyal,ekonomik ve siyasi bir organizasyon olmasından memnun Türk milleti'nin pek de beklediği ve arzuladığı bir gelişme olmasa gerektir.bunu da şuradan anlıyoruz;"ankara hareketi"isimli kadro,yani istiklal Harbi'nin öncü kadrosu,istiklal Harbi'nin veriliş amacının "Din-i islam'ın,hilafetin,saltanatın ve milletin istiklali olduğu"nu her fırsatta dile getirmiş ve bu sayede geniş halk kitlelerinin desteğini almıştır.

    istiklal Harbi'nin ardından batılı devletlerle imzalanan lozan antlaşması(her ne kadar musul-kerkük gibi oldukça tartışmaları konuları barındırsa da)tanzimat fermanı'nın birçok bakımdan ortadan kalkması anlamını taşımaktadır.tanzimat fermanı'nda gayrimüslim ve Müslümanların her konuda eşit olacağı ilan edilmiştir.ama lozan antlaşması,"azınlık"kavramının içine sadece gayrimüslimlerin katıldığını ilan eden maddeler de barındırır.yani,gayrimüslimlerin azınlık sayıldığı bir ülkede ,bir bakıma asli unsurun Müslümanlar olduğu ilan edilmiştir.bu arada,1921 yılında çıkarılan men-i müskirat kanunu(içkinin yasaklanması)gibi kanunlar da,dini bir düzen kurulacağı kanaatini toplumda oldukça güçlendirmiştir.

    ancak,bürokrat kadronun gücü tamamen ele geçirmesinin ardından merkezden muhite(yukarıdan aşağıya)bir modernizasyon süreci başlamıştır.buna rağmen,1921 ve 1924 Anayasaları'nda(kanun-i esasi) "Devletin dini Din-i islam'dır"ibaresi yer almaktadır.bu dönemde hilafet kaldırılmıştır,ancak "hilafetin tbmm'nin yetki alanında mündemiç(içselleştirilmiş)olduğu"belirtilerek,bir bakıma hilafet kurumu meclis'e aktarılmıştır.

    bu sürecin ileriki dönemlerinde,yönetici kadronun tepeden modernleştirme anlayışı hız kazanmış ve 1927'de Devletin dini Din-i islam'dır ibaresi çıkartılmış,1928'de de laiklik prensibi getirilmiştir.ve bu prensip,"değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez" olarak adlandırılmıştır.

    sözün özü odur ki,avrupa'da laiklik kavramı bir ihtiyaca ve halkın desteğine binaen ortaya çıkmış,bizim topraklarımızda ise tamamen yönetici ekibin inisiyatifi doğrultusunda ilerlemiş ve oldukça sert önlemlerle pekiştirilmiştir.nitekim bu dönemde seçimden ya da halk iradesinden söz etmek mümkün değildir,serbest fırka ve terakkiperver fırka'nın ömrü pek sürmemiştir.özellikle serbest fırka,2 hafta dolmadan 120000 üyelik başvurusu almış,izmir mitingine -onca engellemelere ve polis baskısına rağmen-50 000'in üzerinde kişi katılmıştır.hatta bu mitingde polisin ateş açması sonucu çocuğu ölen bir baba,çocuğunun cesedini serbest fırka başkanı ali fethi bey'in ayaklarının önüne atarak:"oğlumu sana kurban verdim,gerekirse yeni kurbanlar da veririz,yeter ki kurtar bizi,kurtar!"feryadı,o dönemin yönetimine duyulan tepkinin açık göstergesidir.ama bu parti de,benzerleri gibi yönetimden gelen baskılar sonucu kapatılmak zorunda kalınmıştır.

    bir kavramın millet nezdinde kabul görmesi,o kavramın millet tabanında birikime sahip olmasıyla mümkündür.ama laiklik kavramının türk milleti'nde böyle bir tarihsel ve sosyal birikime sahip olmayışı,bugün de dahil yaşadığımız sıkıntıların temelini oluşturmaktadır.
    1 ...
  26. 172.
  27. Atatürk der ki:Laiklik,yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir.Bütün yurttaşların vicdan,ibadet ve din hürriyeti demektir.
    0 ...
  28. 171.
  29. günümüzde iktidar ve yanlıları tarafından komple olarak kaldırılamadığı için partiler arası "araya bir cümle ekleyelim", "kıçına bir ifade koyalım" tarzında hainlik kokan anlaşmalar ile özü bozulan, içeriği boşaltılan, dinin devlet idaresi üzerindeki etkisini kaldıran önemli bir ilke.
    1 ...
  30. 170.
  31. sekülarizm ile devlet ve din işlerinin ayrıldığı; her yurttaşın din, vicdan ve kanaat hakkına sahip olması gibi kişisel özgürlük alanına giren bir konunun yasayla garanti altına alındığı toplumda, ilgili kişiler ve gruplar karşısında; devletin tarafsız kalmasının adıdır.

    bu yönüyle ülkemizde ne yazık ki çoğumuzun var sandığı ama http://www.kuyerel.com/mo...S/article.php?storyid=268 kısa yoldaki çığlıkla bir kez daha anlaşıldığı gibi, gerçekte olmayan; dinin, devletin denetimi altında olduğu laikçi yapıda yaşarken de, çocuksu bir cahillikle, onun sisteme ait bir kavram olduğunu unutup, kişilerin laik olabileceğini bize sandırtan, henüz tanışamadığımız ama kapıyı çalan, (koyu: din ve vicdan özgürlüğünü garantiye almış devletin, farklılıklar arasında tarafsız kalmayı başardığı sistemin adı).

    binlerce cami imamının maaşının vergilerimizle oluşan bütçeden yani cebimizden ödenemediği, toplumun parasıyla her gün imam hatip okulu açılamadığı; alevilere, hrıstiyanlara, musevilere, diğer dinden olanlara ve bir dine ya da tanrıya inanmayanlara hizmet vermeyen, buna karşı ülke bütçesinden aslan payını alan diyanetin, merkezi biçimde oluşturduğu hutbeleri tüm camilerde okutamadığı, taraflı bir kurum olarak artık hüküm süremediği; çoğumuzun inandığının tersine ne yazık ki devletçi laiklik, devlet kontrolündeki laikçi sistem diye adlandırılacak yapıyla sakatlanmış türkiyemde olmayan, özlediğimiz, demokratik cumhuriyetin normal bir özelliği.

    (bkz: türbanlı laik)
    (bkz: yüzüncü yıl gelmeden ikiyüzlülükle yüzleşmek)
    2 ...
  32. 169.
  33. ilk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya geldiğini anlamadiğini söyleyince Gazi mustafa kemal atatürk çok sinirlenmiş ve elini kürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti: "Adam olmak demektir hocam, adam olmak!"
    0 ...
  34. 168.
  35. kişiler değil ancak devlet laik olabilir. aksi takdirde günümüzde olduğu gibi toplum laikler ve laik olmayanlar(dinciler) gibi beyinsizce hizipleştirilir ve bazı güçlerin tuzağına düşülür. ayrıca akp'nin laikliği yeniden tanımlama isteğinin altında yatan amacı biliyor ve ailecek kınıyoruz. ha bide ota boka laiklik edebiyatı döktüren zihniyete bir çift sözüm var: böyle önemli kavramları ayağa düşürürseniz şekerlerim, o kavram ne kadar doğru olsa da, siz ne kadar bağlı olsanız da insanlar bıkar,rutinleşir ve değerini yitirir. akıllı olun be kardeşim
    1 ...
  36. 167.
  37. egemenliğin, kendisini allah vekili zanneden saçlı sakallı aklı evvellerde değil de toplumdan, toplumun tam da kendisinden kaynaklandığı sistemdir. varlığı, özgür birey olmayı garanti eden ilk koşuldur.
    2 ...
  38. 166.
  39. dini ve devleti birbirinden ayri tutmaktir. ikisi farkli seyler. din kisiye özel olmali. devlet isleri bir halki ilgilendirir. bunlari birbirinden ayri tutmakta fayda vardir önemlidir.
    0 ...
  40. 165.
  41. din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması falan değildir, saçmalamayın.

    ayrıca sahte dindarlığın, üfürükçülüğün, softa yobaz anlayışın ve dinin sömürülmesinin önüne geçmek için falan da değildir. bunu ilk yasaklayan islamın kendisidir zaten, islamın içinde olan yeni bir yorumla daha tesirli ortadan kaldırmalar düzenleyebilirsiniz.

    laiklik tanrı merkezli bir yaşamdan insan merkezli bir yaşama geçmektir. vahye değil müspet bilgilere inanmak demektir. sanatın, bilimin, bireyin, toplumun, devletin sekülerleşmesi anlamına gelir.
    3 ...
  42. 164.
  43. laiklik din ve devlet işlerini birbirinde ayırmaktır. fakat ülkemizde diyanet işleri bakanlığı vardır ve insanlara din açısından değil müslümanlık açısından yardım etmektedir ki amacını aşan işler de yapmaktadır. bir de türban yasağı veya türban serbest konusu var ülkemizde. özgürce düşünmek gerekirse bana göre yasak olmamalıdır ancak türban takan insanlarında bazı - düz mantık - düşüncelerinden de arınması gereklidir. ben devlet başkanı olsam dediğim de bu yasağı kaldırırdım fakat bir olayda yine yasak getirirdim din karıştırıldığı için. netekim ülkemizde de türban devlet kurumlarında bu yüzden yasaklanmıştır.
    1 ...
  44. 163.
  45. 162.
  46. 161.
  47. dinin devlet işlerine karışmamasıdır, devletin insanların dinine karışması değil. ancak bizim ülkede kavramların, ideolojilerin içleri o kadar boşaltılmış ki, bırakın vicdani meselelere saygı, insanların zaruriyetlerine bile karışılır oldu. doğu'daki kızların okuması için ortalıkta çığırtkanlık yapılıp, ''kardelen ayşeler'' yaratılırken, batıda'ki türbanlı kızlar okullara alınmıyor. işte bu laikliğin neden olduğu en önemli sorunlardan birisidir. sırf bu topraklarda doğdum diye, bir türk erkeğinden olup, türk kadından doğdum diye, dayatılan her ideolojiye, rejimin getirdiği her yanlışa, zalimliğe boyun eğmek zorunda değilim. birileri de çıkıp ''git kardeşim, iran'da yaşa'' deme cürretini gösterecek olursa ağzının payını veririm, haberiniz ola. kimse herşeyin doğrusunu bilemez, şayet atatürk devrimleri tartışılamayacak dogmatik bir platforma çekilmek isteniyorsa, neo-nazi kırması seküler ulusalcı zihniyetin ilan ettiği yeni bir dine girmeyi reddediyorum. kim ne düşünürse düşünsün, bu sistem bu dayatmaları devam ettirdiği müddetçe zulüm nefes almaya devam edecek bu ülkede. ne zaman yobazlıktan dem vurulacak olsa, iran gelir akıllara. orada insanlar başı açık olunca suçlanıyor, burada da kapalı olunca. yaşasın çağdaşlık(!), yaşasın muassır medeniyet!
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük