Bugüne kadar genel tanım olarak duyduğumuz öğrendiğimiz " din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" olarak kabul edecek olursak neden dini bayramların resmi kurumlarca da tatil olduğuna aklımı bir türlü erdiremediğim tanımdır.
dinin toplumsal hayattan atılıp insanların özgürleşmesini sağlayan önemli bir düşüncedir. bugün Eğer birazcık özgürlük kalmışsa bu halen daha layiklik sayesindedir. o bittiği zaman dinlerin cehaleti ve vahşetinde kaybolup gideceğiz. laiklige Anamız babamız çocuğumuz gibi sahip çıkmalıyız Çünkü o gittiğinde hepsi zarar görecektir. hiçbir onurlu yaşam din aptallığın da zihinsel bir sakatlığı ya da vahşetinde yok olmayı hak etmez.
Laiklik türkiye'de islam ve müslüman düşmanlığı olarak uygulanmıştır. Din zaten türkiye'de cenaze hariç hayatın hiçbir yerine müdehale etmiyor. içki,zina,faiz,kumar gibi yasaklar serbest.bu ülkede cuma namazına giden öğrenciler 'şok haber'diye duyurulmuştur.
Esasında dini konuların, dünya işleri gibi kirli mecralardan uzaklaştırılması meselesidir. Ancak çoğu kişiler ateizm ile laikliği karıştırmaktadır. Yahut işlerine mi öyle geliyor bilinmez. Şeriat ile yönetilen bir ülkede bir yıl yaşasalar ülkeye gelip laiklik elden gidiyeah diye bağıracak çok insan tanıyorum.
Kamal Atatürk'ün yaptığı en güzel işlerden birisidir. islam'ı ülkeden def etmeye ömrü yetmeyeceğini öngördüğü için durumu laiklikle geçiştirmek zorunda kalmıştır.
Yine de dinin bir nebze olsa diğer bütün işlerden ve kurumlardan ayrı olması gerektiğini anlatmıştır.
Sosyal medyada yayıldığı gibi öyle kimsenin sikişmesini normalleştirmek gibi bir gayesi yoktur. Tek tanımı, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması gerektiğidir.
Dinsizlik değildir. Dinlerin tamamiyle yalan olduğunu savunan devlet biçimine sekülerizm denir. Laiklik denmez, laiklik savunucusu biri olmasamda bu devlette dini kullanmayan biri gelinceye kadar laiklik kesinlikle gereklidir.
Dinsizlik değildir. Dinlerin tamamiyle yalan olduğunu savunan devlet biçimine sekülerizm denir. Laiklik denmez, laiklik savunucusu biri olmasamda bu devlette dini kullanmayan biri gelinceye kadar laiklik kesinlikle gereklidir.
Özgürlüğün teminatıdır, Yaşama hürriyetidir. Sudur, ekmektir, aştır. Farklılıklarla yaşayabilmektir, temel insani değerlerde bu farklılığın korunabilmesidir. Mustafa Kemal'in ülkemize kazandırdığı önemli ilkelerdendir. Umarım işletilebilir bu mekanizma.
laiklik fransızlar tarafından uydurulan modası geçmiş bir akımdır. bugün hangi ülkeye bakarsanız bakın tam anlamıyla 'laik' bir ülke bulamazsınız. misal trump'ın göreve incile el basarak başlaması veyahut ab ülkelerinin başkanlarının papa'yı ziyaret etmesi, özgürlüklerin başkenti abd'de yahudi lobilerinin baskısıyla çok tartışılan kudüs kararının alınması gibi birçok örnek verebilirim laiklik ilkesine uymayan. ki zaten avrupa'da sürüsüyle fon dağıtan hristiyan ve yahudi lobiler varken bu söylenilen laiklik kelimesi yalnızca bir ütopyadan ibaret kalıyor. türkiye'de ise zaten hükümet ile cemaat/tarikatların birbirini karşılıklı beslediğini biliyoruz.
Kısacası; toplumun kültürünü oluşturan din, dil ve ırk gibi konularda tam bir tarafsızlık beklentisinin boşa çıkacağına inanıyorum.
Laiklik tanımı basittir. Laiklik şerri hukuk şeriat yerine medeni hukuku ve mahkemeleri erg olarak kabul etmektir. insanların giyim kuşamlarına, dini inançlarına müdahale değildir.