Devlet, bir dine inanıp inanmama meselesini özel bir problem sayar, fertlerinin sadece maddi yönüyle ilgilenir, kendisi devlet olarak hiçbir dini taşımaz, hiçbir dini ayine iştirak etmez, fakat fertlerin her türlü dini serbestliklerini kabul eder. Devlet, dini esaslara dayanan kanunlar yapamayacağı gibi, bütün dinlere eşit mesafede durur ve hiçbir şekilde dinlerin ibadet hüküm ve kurallarına müdahale edemez. Bununla birlikte din adına devlet düzenini bozacak davranışları önlemekle yükümlüdür.
Atatürk'e göre lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürluğü de demektir.
Bir milletin özgürlüğünü temsil eden ve bunu kanıtlayan bir temeldir. Sadece bununla da kalmaz, zamanında bizi boyunduruğu altına almayan çalışmış olan devletlerin amellerine ulaşmasını engellemiş. Sizin anlayacağınız bir ülkede laiklik olmazsa elin gavurunun boyunduruğu altına girmeye mahkumuz.
seküler bir halk olmadan varlığını daim ettirmesi mümkün değildir. o yüzden sekülerizm kendi içinde daha tutarlıdır.
dini toplumsal alandan atmadan devletten atamazsın.
ayrıca laiklik devlet altında çağdaşlaşmayı da öngörmüyor. hatta işin tuhaf yanı dini politikaları destekliyor, dini siyasi partileri meclise de sokuyor.
senin amacın laik bir sistemi ayakta tutmaksa o halde kendi dini topluma hakim olsun diye her türlü mücadeleye girmiş bir siyasi, dini veya toplumsal hareketi nasıl yasallaştırırsın?
bu laik sistemde yıkımdan başka bir şey getirmez.
ortadoğu toplumlarında demokrasiyi korumak için dayatılması şarttır.
çünkü su uyur siyasal islam uyumaz.
siyasal islamın kendi yönetim şekli vardır ve bu demokrasiyle bağdaşmaz.
yani siyasete dinin sokulmasına izin verdiğin anda gerisi çorap söküğü gibi gelir.
geldi de zaten. 1,5 yıldır anlaşmalı bir öcü bahanesiyle ohalle yönetiliyoruz. fırsat bu fırsat bir gecede çıkarılan khklar bütün demokratik haklarımızı elimizden aldı. meclis halkı temsil etmiyor. iktidar partisinin hiçbir yolsuzluğu ya da ahlaksızlığı üzerine araştırma komisyonu kurulmaması bunun en güzel kanıtı.
soralım bakalım halka: yandaş olanlar dahil bize zorla beslettirilen mültecileri isteyen var mı?
din kardeşimiz diye tepemize çıkarıldılar. nüfusa uç noktada kökten dinciler doldurup toplumu daha da laiklikten uzaklaştırmanın planlı bir yöntemi olarak yapıldı bu.
neyse. koto komolostlor oh olson sozo.
Laiklik herkesin anlayamayacağı ve çoğu kişinin götten uydurma terimlerle yanlış bildiği bir terimdir.
Kısaca din gibi vicdani bir tanımın devlet işlerine karıştırılmaması durumudur. Zira devlet içinde bincelerce farklı dine mensup insan vardır. Ve herkese eşit olmak gerekir.
türkiye de katı laiklik varmış puahahaha. diyanet işlerini kurup dini merkeze alma ve tek elden yönetip reforme etme çalışması, ardından cumhuriyetin yarattığı ne idüğü tam belli olmayan hocalar hep katı laikliğin ürünü zaten.
bugün diyaneti ülke başına bela eden laik sistemi kıçından anlayanlardır.
türkiye de sert laiklik yoktur çünkü laiklik sert bir yönetim başlı başına değildir. türkiye de laikliğin bazen kendini korumak için sert olmasının nedeni islamın radikal bir ideoloji olup yönetimi devralmaya çalışmasıdır. yıllarca irtica ile mücadele etmek aslında bu radikal dincileri dizginlemek için yapıldı ancak onlar radikal maskerini gizleyip siyasal islam adı altında meclise sızarak emellerini yavaş yavaş gerçekleştirip aslında pek de laikliin olmadığı ülkeyi hepten dinsel bir devlete dönüştürdüler.
sert bir politika görmek isteyen sekülerizmi benimseyen fransaya baksın.
türkiye laikliği ve islamı anlayamadığı için bugün bu halde olan bir devlet.
Normalde din ve devlet işlerinin ayrılması fakat bizim ülkede din ile ilgili herseyin yasak olması. Bu yüzden batılı hizmetkarları tarafından islam düşmanlığı ve zulüm aracı olarak kullanılmıştır. Fetö gibi yapıların ortaya çıkması kullanılmasını sağlamıştır.
bir insan hem laik hem müslüman olanlara söyleyeceğim şeyler:
devletler insan mıdır?
insansa cennete mi cehenneme gideceğine karar verildikten sonra bütün vatandaşları ona göre mi yargılanacak?
müslümanlığın en temel yapıtaşlarından biri hoşgörü değil midir? insanlara islamı sevdiren yegane şeylerden bu hoşgöre ve kardeşlik bilinci değil midir?
müslümanlık bir inançken, bir düşünce biçimi olan laikliğin kişiye nasıl bir zararı dokunabilir ki dinsel olarak?
laik olmak günah mıdır? peki insanlara dışlayıcı bir tavırla düşmanca davranmak günah mıdır? hoşgörü dinimizde!?