laiklik ve laisizm kavramları bugune kadar aynı algılayageldigimiz, anlayısları arasında tarihsel ve sosyolojik farklar goremedigimiz kavramlar olmustur. Fakat temelde bu iki kavram anlayıs ve uygulayısta birbirlerine tamamen yabancı iki kavramdır.
laiklik temelde hukukun üstünlüğüne dayanan, demokratik değerleri benimseyen, çoğulculuğa, fikir özgürlüğüne, din ve vicdan hürriyetine vurgu yapan bir fikir olarak ortaya cıkmıstır. Avrupa da, kilisenin her alana sirayet etmesiyle olusan totaliter anlayısa karsı sunulmus muhalif fikirsel bir olgu olarak konumlanmıstır. o gun baskıcı ve guc sahibi anlayısa karsı, demokratik ve guc paylasımı ilkesine dayalı sistemi savunan laiklik/laisite kavramı avrupa nın devletsel anlayısta dini degerleri terketmesiyle beraber devlet tarafından korunup, uygulanan bir fikir olmustur. bugun avrupa nın cogu yerinde uygulanan laiklik turkiye ve fransa anlayısından farklı, din ve vicdan hurriyetlerini guvence altına alan bir koruyucudur. dinin tahakkumune karsı cıkarılmıs laiklik fikri ozgurlukcu bir temelle bugun dini korumak ve diger inanclara sahip cıkmak gibi bir gorevi de ustlenmistir.
laiszm ise kavramsal olarak pozitivist-ateist tabanlı bir gorustur. laisizm kavramının mahiyeti icin Karl Marx'ın ''din insanlığın tarihsel serüveninde insanın, tabiat kuvvetlerinden duyduğu bir korkunun vs. ürünü olarak oluşan mistifikasyonlardan (hurafeler) ibarettir.'' seklindeki sozleri laisizm in dayandigı pozitivist felsefenin dine bakısını ortaya koyar.
ayrıca yine auguste comte a gore din denilen olgu, bilim ve teknolojinin gelişmesi ile, Comte'un ünlü 'üç hal' kanununun ve determinist (zorunlu) yasaların bir gereği olarak kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
laisizmin benimsedigi pozitivist temelin laisizm anlayısı, bizim anladıgımız sekilde bir din ve vicdan ozgurlugunu degil aksine yasamsal bir sekulerizm i ifade eder. turkiye nin sahiplendigi laisizm dini ya da tanrısal inancları korumaz, aksine onları evrenin gelisiminin dogal secilimine bırakır.
yani temelde laisizm din ve dini herhangi fikre karsıdır.
bu bakımdan turkiye de uygulanan laiklik anlayısı kavramsal ve uygulanıssal olarak asla din ve vicdan hurriyetine saygıyı icermez. aksine materyalist, dini inanclara karsı, jakoben laisizm i temsil eder.
turkiye de uygulanan laiklik sandıgımız sey aslında temelde laikligin karsı cıktıgı totaliter tutumdur.
gunumuz turkiye sinde laiklik kurumu insani ozgurluklerini savunmak yerine, insanların dini inanclarını baskılayan ve kabul etmeye yanasmayan tutucu bir anlayıstır.
tum bunların ısıgında laisite kavramı yerine koydugumuz jakoben laisizm asla turkiye için gerekli, gecerli bir anlayıs degildir.