eskiden her gördüğümün üstündeki lacoste'u gerçek sanırdım. sonra birgün agora'da dolaşırken lacoste satan mağazaya da şöyle bir girdik. bir kahkahadır koptu içimde*. onlar nasıl adam gıdıklayan fiyatlardı heyhaaat. insanın her morali bozulduğunda gidebileceği turistik bir mekandı sanki. ve artık bilyorum ki herkesin giydiği lacoste gerçek değilmiş**. sadece ayhan levent'in giydikleri gerçek lacoste'muş.
sahilde elinde 2 şişe kaçak lacoste olduğunu söyleyen bir adama denk geldim ve bana elimde 2 şişe var 2 sini sana 70 liraya satayım dedi.ben bakayım abi bi neyin nesi deyince adam poşetten çıkartmaya çalıştığı bir şişe lacosteyi elinden düşürüp gözümün önünde kırdı ve her ne hikmetse almıcağımı anlayınca geriye kalan tek şişeyi bana 8 liradan satmaya çalıştı . yok abi eyvala dedim ve gitti.ardından yerdeki bir şişe kırık lacosteyi alıp kokladığımda bi bok kokmuyodu suyu basmış herif . (bkz: taklitlerinden sakının.)
tshirtler haricinde öyle ahım şahım bir ürünü olmayan marka.abartılacak bir yönü yok anlayacağınız. kaliteli bir tshirt yapıyor sadece hepsi bu kadar. ha bi de pahalı. değer mi o paraya ? bence değmez...
boğazlı atletteki timsahçığı yüzünden -7 sene önce olmasına rağmen- 150 milyon lira gibi bir fiyat görüp kendisiyle tanışmıştım. kapitalizm.! sen işini bilirsin hep..