Hayat kurtaran filmdir tarafımca. Yıllar önce beni hayata döndüren tek filmdi. 20'den fazla kez izlemiş olabilirim. Ne zaman başım sıkışsa oturur izlerim.
'ah guido sen ne güzel adamsin" dedirten film. ilk once oyunculuklar super o kucuk cocuk bile turkiye deki oyunculardan cok daha guzel oynuyordu.dogum gunu masasinin devrildigini gorunce gozlerden yas gelmemesi mumkun degil ve tabi guido nun olum sahnesi. kisacasi izleyin izletin beyler bayanlar.
Yahudi soykırımını konu alan film. Film bittikten sonra yahudilere acıdım bir süre. Sonra yahudilerin şimdi masum insanlara yaptıklarını görünce dedim ne yapıyorum ben.
"baba, neden köpekler ve yahudiler giremez yazıyor?"
"demek ki köpekler ve yahudilerden hoşlanmıyorlar. bildiğim başka bir dükkanda da atların ve ispanyolların giremeyeceği yazıyor. bak ilerde bir eczane var, geçen gün kangurusu olan çinli bir dostumla geziyordum; çinlileri ve kanguruları almıyorlarmış. yarın biz de örümcekler ve vizigotlar giremez yazalım. vizigotlardan bıktım"
Bu filmi dün izledim ve hüzünlü bir film olmasına rağmen aklımda eski zamanlara dair mutluluklar, güneşli günler kaldı. Senaryoyu düşünürsem gösterişli değildi ama işleniş etkileyiciydi. Bir insan hayatı ancak bu kadar güzel yaşanır kılabilir ve mutluluk saçabilir.
Filmin müziklerinin bestecisi olan Nicola Piovani 1997'de En iyi Film Müziği Akademi Ödülünü almıştır. 16 şarkının bulunduğu albüm film kadar sevilmiştir. tamamı şuradan dinlenebilir;
The life is beatiful.
izlediğim birkaç filmden biri.
Ama bu filme film diyip geçmemek lazım. Hitler'in Yahudileri esir alması sonucu mağdur olan bir babanın çocuğuna savaş olayını bir oyunmuş gibi göstermesiyle başlıyor herşey.
Filmde sürekli gülüp filmden ağlayarak kalkıyorsunuz.
izlediğim en güzel film.
Film nazi almanyasının yaptığı yahudi soykırımını konu alan etkileyici filmler arasındadır senaryosundan çok kurgusu çok iyidir filmin başlarındaki sahnelerde slapstick tekniğinden yararlanıldığından olsa gerek film içerisindeki komedi asla bayağılaşmadan ve filmin ciddiyetini bozmadan kendini gösterebiliyor açıkçası bu temada çekilmiş filmler arasında bence ilk sıralardadır ve yönetmeni oldukça başarılı bir isim öyleki film bittiği zaman dolan gözlerinizi silerken yönetmenin dram konusunda nasıl bu denli başarılı olduğunu düşünmeden edemiyorsunuz.
sanki filmi iki sahneye bölmüşler gibi. birinci bölümü komedi üzerine , ikinci bölüm de romantizm ön plandadır. ana karakter ; eşini ve oğlunu çok seven , bi o kadar da babacan bir karakterdir. ana karaktar o yılda ödüller kazanmıştır. rahatlıkla izleyin, zaman kaybı gibi düşünmeyin bir şey kaybetmezsiniz sözlük.
- Baba buraya köpekler ve Yahudiler giremezmiş?
+ Bu dükkanın sahibini tanırım, köpeklerden korkar. Senin korktuğun bir hayvan var mı?
- Örümcek.
+ O zaman biz de dükkanımızın kapısına örümcekler ve Vizigotlar giremez yazalım.