bana taa fransalar'dan üşenmeyip hugo'nun bir kitabını getirmiş, mahçup olmamı, mutlu olmamı, kültüre boğulmamı * sağlamış insandır. kendisine kuru teşekkür elbette az gelecektir fakat, en kısa zamanda -büyük ihtimalle bir dahaki gelişinde- çok güzel bir rakı sofrasıyla teşekkür etmeyi planlıyorum. içer mi içmez mi bilmem ama muhabbetin en koyu olanını edeceğimizden hiç şüphem yok.
her şeyden öte, o gece ettiğimiz muhabbetin tadı, hakikaten farklıydı. zirvebox'ta görülmese de, la paz'la birlikte ufak çaplı bir zirvevari buluşmayı gerçekleştirmemize katkı sağlayan scott y, turkkahvesitadindanescafe ve moonlight sonata'ya da çok teşekkür ederim. kesinlikle yenilerini yapacağımıza ve daha çok güleceğimize inanıyorum...
son olarak, yolum erzurum'a düşerse, la paz'dan beni cağ kebabı ve ardından da kadayıf dolması yiyebileceğim bir yere götürmesini rica ediyorum burda, tüm sözlük aleminin önünde... isteyenin bir yüzü kara vermeyeninki en az essien kadar zencimsi... * şaka bir yana, * ömrü boyunca, yüzü hep gülsün efendim kendisinin, var olsun...
bir bilinmeyenli denklem ne kadar kolay çözülebiliyorsa, bu adam konuştuğu zaman, nasıl birisi olduğu anında çözülüyor.
kendisine has bir üslûbu var, samimi bir yazar. selam olsun.
ha bu arada kendisine not; hacı, karşıdan karşıya geçerken dikkat et!****
beklenen gün gelmişti sonunda. davetimi beni kırmayıp kabul etti. uzun zamandır oturup muhabbet etmeyi istediğimi söylemiştim zaten kendisine.
manisa kavşağında beni biraz bekledi. yıllardır tanıdığım birisini karşılıyormuşum gibi geldi nedense, halbuki ilk kez oturup iki lafın belini kıracaktık, iki bardak çay yudumlayacaktık. pizza alalım teklifini reddettim tabi. evime gelen dostuma pizzamı yedirecektim. dolapta ne varsa yenilebilecek eldeki malzeme ile yemek hazırladık önce.
mutfakda ayaküstü muhabbetide süpermiş bu adamın. illa oturup muhabbet moduna girmeye gerek yokmuş.
biraz televizyon, biraz muhabbet, biraz çerez, fazlaca çay vardı mönümüzde. muhteşem bir enerji de vardı tabi bunların yanında ara sıcak gibi. daha önce evde nadiren hissettiğim.
birde fransızca öğrenmeme sebep olacak gibi. kitap getirmiş bilmediğim bir dilde. fransızcaymış. e böyle bi adamın hediye ettiği kitabı okumak için kitabın dilini öğrenmek lazım.
herşeyin üstüne dolmuşa kadar eşlik edeyim derken, ikimizde elim bir trafik kazasında can verecektik neredeyse. ama yırttık beyaz opelin altında kalmaktanda.
bağlantımızın koptuğu günlere inat hemen her gece, yatağımın kenarında diz çöküp günahlarımı affetmesi için tanrıya dua ederken kendisini korumasını, işlerinin ters gitmemesini dilediğim yazar. akabinde yatağın altında 2 aydır aradığım çorabın eşini buldum. ***
şu sıralar izmir caddelerinde dolaştığını duyduğum yazar dostum. kendisiyle çok güzel bir organizasyonun içinde bulunacakken, birkaç talihsizlikten ötürü bulaşamadık malesef, fakat bu; unuttuğum, kaytardığım, caydığım anlamına gelmez tabi. söz verdiysek yapacağızdır elbet. var olsun efendim...
avrupalardan dönüş yapmış güzel kardeşimdir.şato konusundaki duyarlılığını bilirim,her zaman maddi manevi desteğini eksik olmasın verir.zaman zaman peyzajın başına gelir mütahit gibi denetler,saolsun varosun...
el dia de la paz'la ispanya'da güvercinlerin uçuşması zeytin dallarının onarılması barışla beraber paz en casa , paz en el mondo durumu bir nevi. "la paz" iyidir aynı "peace" gibi.
en kısa zamanda fransızcama bir el atmasını beklediğim yazar*. lakin "jötem"den(!) ötesine yıllardır geçemedik *. nazik davranışı içinde tekrar teşekkür ediyorum kendisine. dostlukla...
fransa fatihi sayın mösyö kendisine olan siparişimi unutuysa öttürücem kendisini. şakası bi yana gidildikten sonra en çok özlenecekler arasındadır hep kendisine dedim can ali candan ali yar ali yardan ali kedine iyi bak mösyö dostum. sakın ha marmelatı unutma tekrar yazar olarak dönmesem de takip edeceğim sözlüğü arkamdan sakın sövme bak. allahın rahmeti üzerine olsun.