ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm
o adam konuşacaktı. cümlelerini en ba$tan almaya ba$ladı. sustu, aklına bir şey gelmiyordu. iskelede yine o görüntü geliyordu aklına.
dönüp baktı yollara. geldiği yollara. hepsi bir ya$anmı$lıktı aslında. durdu, ceketinin cebindeki sigarayı yakmak istedi. geceden bir tane kalmı$tı.
yıldızlar yine aynı yerindeydi. belki de yavaş yavaş kayboluyorlardı o soyut temada. güneş kendisini göstermek için sabırsızlanıyordu. sırası değil, daha vakti var.
"o"nu dü$lerken bir nokta kondu kalbine siyah. en siyah. yanlı$ zaman...
o koyu, gizli ve karanlık gözlü genç adama ne mi oldu? o meleğinden uzaklaştı ve gitti.
peki o saf, güzel ve mavi gözlü genç kadına ne mi oldu? o da meleğinden uzaklaştı ve gitti.
gerilerinde yarım hayallerini bıraktılar ve büyük gözyaşlarını, şimdi acı çekiyorlar. onlar artık tek başlarına hayatta durmaya çalışıyorlar. ama ölüm denen o çılgın olay onları bekliyor...
ve şimdi karanlık bir sokağın ortasındalar yol ikiye ayrılıyor. bu iki melek bu şehirde ölümü tadıyorlar ve ayrılıyorlar...
o mavi gözlü genç kadının ağzından her zaman söylediği o dua dökülüyor, yine ve son kez:
'' melekler peşimizde olsun, allah seni hep ama hep korusun.''
o karanlık gözlü genç adamın ağzından ise şu sözler dökülüyor:
'?...'
bilmiyorum bunu o yazacak ama asla yazmayacak çünkü insanlar, insanların düşünceleri... (dediği gibi neyse boşver...)
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
ey güneş! ey yüzü tanrısallığın!
vahşi çiçekleri sel yatağının!
mağaralar! seslerin duyulduğu
yaban böğürtlenleri ormanların!
otların altından duyulan koku!
örnek yükseklikte kutsal tepeler,
bir tapınağın ak süsü gibiler.
yaşlı kaya, yılları yenen meşe,
sizi izlerken duyumsuyorum da
dağınık bir ruh giriyor kalbime!
ey kızoğlankız orman, duru kaynak!
karanlığın çivitlediği gül berrak!
göğün ışığı pırıl pırıl su
ne diyorsunuz bu haydut hakkında?
ey doğanın bilinci, sağduyusu! .
ne kadar değişmişsin ben görmeyeli,
ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
hüzün rengi almış saçlarının her teli
gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
ne kadar değişmişsin ben görmiyeli
böyle mahsun kederli değildin eskiden
fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
baygın kokusuna anılarla beraber giden
böyle mahsun kederli değildin eskiden
sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
ağlamaktan mı karardı gözlerin
bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
şimdi neden yaşardı gözlerin
hasta mısın, yorgun musun nen var
sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
arzular vardır bilirsin anlatılamaz
eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
keder sana yakışmıyor gül biraz
arzular vardır bilirsin anlatılamaz.
hakkında çok şey duyduğum ama tanışma fırsatını yakalayamadığım ulu yazar arkadaşımız.
bir dahaki zirveye saklıyorum hevesimi *
ps:eksi veren arkadaşım kendini belli et bakayım sana methiye yazmadık diye mi eksi oy verdin?
ps 2 ; bir insanı sevmemenin sebebi ne ola ki onun için yazılan güzel düşünceleri bile hazmedemiyorsunuz?
demek ki bu insanı çekemediğiniz onda olup sizde olmayan bazı (birçok) meziyetleri var.
7 satırlık yazıma 25 satırlık destanıyla karşılık vermiş yazar.
madem tanımıyorsun 25 satır ne saçmaladın birader. 'tanımıyorum ama 25 satır yazı yazayım.'
benim de bilimsel entry yazmadığımı söylemiş. ( sanki kendisi yazmış )
yazarım. yazarım da buraya yazmam. derdilerde yayımlanmış iki makalem var altında imzam olan. kendisinin de sözlüğe kitaptan baka baka, harf harf yazdığı fransızca dandik-gereksiz cümleler dışında herhangi bir dergi, gazete, internet sitesinde yayın almış ciddi bir yazısı varsa paylaşsın. görelim.
ayrıca benim de ingilizcem var, biraz da almancam var. sırf dikkat çekmek için o dillerde başlıklar açmıyorum.
bakın bakın ben türkçe dışında bir dil biliyorum. hadi beni onurlandırın.
tebrikler, türkiye sınırları içinde türkçe dışında bir dil bilen tek insan olarak kendisini tebrik ederim.
ama hala iki eksi oy alınca türkçe entrylerini neden karma uğruna sildiğini 25 satır yazmasına rağmen açıklayamamış. ha şöyle açıklamış:
silerim silmem olum sanane yane.
kendisini dün eksilemiştim, sonra baktım entrysini silmiş.
bugün de bilerek eksiledim emin olmak için. yine entrysini silmiş.
benim de aklımı kurcalıyordu hiçbir entrysi ahım şahım olmayan birinin bu kadar yüksek karmada gezmesi. cevabımı aldım. iyi oylanırsa kalsın, kötüyse sileyim aga. karmayı falan düşürür neme lazım.
yazarlık, kitaptan fransızca cümle bulup yazmak değilmiş demekki, türkçe yazdıklarının arkasında durabilmekmiş.
her türlü dandik fransızca kelimeyi kendisine hediye ettiğim yazar.
e dö tuğalet...
kendisi ihl'den silinmiştir. kimseden de korkmuyordur. (ahah, sen gerçek misin cidden?)
günahsızız gibi bir gayemiz yok zaten. o değil de imhotep'e yazdığı anında kopup geldi bir piyonu. vayy anasını... arkadan konuşmak mı? lan yüzünüze söylüyorum işte. ne adamlarsınız yahu?
mini erzurum zirvesi ile tanışma fırsatı bulduğum yazar.
nereden başlasam, nasıl anlatsam bilmiyorum; kendi halinde, güçlü karakterli, fransa anıları taze bir arkadaşımız.
daha nice zirvelerde görüşmek dileği ile...
sözlüğün ergen yazarlarında bir tanesi. nick altına yazdıklarına bakılırsa bayan yazarlarla oldukça ilgili. allah muhabbetini arttırsın hacım. 4 eş ve sınırsız cariye olayı desene.
herkesin kafasının basmadığı yazardır. beyin nöronları çalışmayanlar anlamakta güçlük çekebiliyor doğrudur tarzı biraz ağır ama saksıyı biraz zorlayınca anlaşılıyor sorunda onda değil yani okuyanda.*
severek takipteyiz efenim..çok yalakaca oldu lan... ama gerçekler naparsın..*
madem ece kscg şiir yazıyor bendenizde birşeyler karalayayım dimi.
gönlünü etme sarhoş bir neferi
elbet birgün çıkacaktın bu seferi
tez dönsenden kabul etmez bu bedeni
ben seni degil sendeki beni
sadece ve sadece seni sevdim.