türkçeye arı kovanı olarak çevrilmiş bir camilo jose cela kitabı. 2. dünya savaşı sırasında ispanya da geçer olaylar.
"martin marco, sagasta caddesindeki bir sıhhi tesisat fabrikasının önünde durup vitrini inceler. mağaza, kuyumcu dükkanı gibi ya da büyük bir otelin berber salonu gibi ışıl ışıldır, sergilenen lavabolar da parlak musluklarıü pürüzsüz porselenleri ve pırıl pırıl, tertemiz aynalarıyla başka bir dünyanın lavaboların, cennetin lavabolarına benzer.beyaz lavabolar,yeşil, pembe, sarı, mor lavabolar; her renkde lavabo vardır. ne akıl! (...) kabızlık bir canyoldaşı gerektirdiğinde hölderlin,keats ve valery; ishal için de ruben ve mallerme. ne boktan iş be!
(...)
birinin keyifle sıçmak için harcadığı parayla öbürü bir yıl karnını doyurabilir. iyi doğrusu! savaş dediğin çıkacaksa işte bunun için, keyifle sıçanların sayısını azaltmak, öbürlerinin de daha iyi beslenmesini sağlamak için çıkmalıydı.işin kötüsü biz aydınlar da aç gezip, kahvelerde sıçmayı sürdürüyoruz her nedense. ne yapalım işimiz tanrı ya kalmış"