oscar adayı olmuş nuri bilge ceylan filmidir. aynı zaman da en çok izlenen nuri bilge ceylan filmidir. eşiyle beraber yazdıkları bu film kendisine dünyanın en prestijli ödülünü getirmiştir.
beğenemediğim film. olmamış diyecek cürreti kendimde bulmuyorum tabii ki. ama olmamış aq. olmamış lan. bir uzak değil, bir bir zamanlar anadolu'da değil. nasıl ya. çok büyük hayal kırıklığına uğradım. nejat işler'in ilk sahnesindeki yapmacıklığı, imama haddinden fazla bindirilen yük, oğlunun sikik tavırları, haluk bilginer'in vasatlığı. ah ulan. burun kıvırdım resmen filmin sonunda. koskoca haluk bilginer lan. o bile kötü bu filmde, düşünün artık. eleştirmenler neresini bu kadar çok beğendi, o ödülleri nasıl aldı ben anlamadım.
dekorlar ve ışık şahaneydi ama, o ayrı.
Kesilmemiş olanı 4 saatin üstündedir, sanırım hint filmlerinin rekorunu kırdık(+ onlar sıkılmayalım diye dans falan koyuyordu filmlere, bu kış uykusunda uykum geldi, ağır sanatsal drama her bünye kaldıramaz).
nejat işler tam bir "egreti gelin "gibi duruyor hikayede...Cezaevinden çıkan bir maden işçisi degil de, entel bardan çıkıp gelmiş bir eleman gibi sanki...O kadar parayı ateşe atacak yigit-hem de işsiz, hem de anadolum delikanlısı, hem de böyle ilik gibi karı getirmiş parayı- görmedim ben, göt ister...Şaka degil, hayatın kurtulacak ülen...kime tafra yapıyorsun...?
Avladıgı tavşan bir çeşit metafordu ama, düşündüm bulamadım. olmasa da olurdu.
hoca iyiydi. ama o kadar fakir hoca da görmedim, işini bilir benim bildigim hocalar...enteliz ya, izledik ama sıkıcıydı biraz.
nejat işler' parayı ateşe attığı sahnede ki tiradı takdire şayandı. ayrıca adam az süre almış olmasına rağmen çok çok iyi oynamış. keşke daha fazla süre alsaydı. ama yukarıdaki yazarın da dediği gibi sanki kadıköy'den gelmiş bir havası vardı. bir kaybedenler kulübü havası hissettik yani.
haluk bilginer'e gelince, adama çok hayranım, ama bu onun en iyi oyunculuğu değildi. masumiyet'te ki oyunculuğu bana göre bundan daha iyiydi. tabi kış uykusunda da iyiydi ama dediğim gibi en iyisi değildi.
hoca efendi'yi baya beğendim. mahçup, ezilmiş adam rolünün hakkını vermiş.
demet akbağ'ı görmek de mutlu ediciydi. filme renk katmış.
ismail'in oğlu ilyas bana sivas filminde ki aslan'I hatırlattı.
dekor ve ışık gerçekten çok iyiydi.
eyyorlamam bu kadar. altın palmiye alan bir filmimizin olması sevindirici. keşke daha fazla kişi izlese. izlediğim internet sitesindeki yorumlardan birisi şuydu;
"iNANIN BiZiM EViN TEMPOSU BU FiLMDEN DAHA YÜKSEK.BU ÖDÜLLÜ FiLMLER NEDEN BÖYLE SIKICIDIR BiR TÜRLÜ ANLAYAMADIM.NEYi ANLATIYOR,NEYiN KAFASINI YAPIYORLAR.OYUNCULARIN HEPSi ÇOK KALiTE.BEN ONLARDAN BiRi OLSAYDIM BU FiLM YERiNE RECEP iVEDiK 5 DE OYNAMAYI TERCiH EDERDiM."
sevgilimle birlikte izledik. şahsen ben onunla karşılaştırıldığımda 5'e 10 kalasımdır. sanatsal yönü beni ezer geçer. kaldı ki kendisi festival filmlerinin hastasıdır.
film ile ilgili detay veya içeriğine dair, akışına dair herhangi bir şey yazmayacağım. sadece şöyle bir yaklaşımda bulunayım. biz oturup izledik. ve bir cumartesi akşamımızı ayırdık bu filme. ikimizde çalışan insanlarız ve boş vakitlerimiz inanılmaz kıymetlidir.
şu kadarını söylemeliyim. biz filmin akışından sıkılmadık. film bizi kendisinden koparmadı, sürekli hikayeyi takip eder durumdaydık. ve uzun süren bir film. bunu da göz ardı etmemek lazım. biz açıkçası sorana tavsiye ediyoruz. izledik, kopmadan izledik, ön yargısız izledik ve beğendik. uzun süreli olmasına rağmen dediğim gibi keyifli izledik biz.
filme kötü demek herkesin haddi değildir. zira cannes'da yarışmış ve altın palmiye gibi gayet kaliteli filmlerin yer aldığı bir festivalden ödül almıştır.
--spoiler--
Filmdeki bütün oyunculuklar harika. zaten haluk bilginer yardırmış gitmiş. Oyunculuğun hakkını vermiş. ismail, ismail'in çocuğu, hamdi, necla, nihal, suavi, japon turist bile iyiydi.
Filmde aydın karakteri gibi kendimde yalnız kalmak istemesini, bencilliği, işine geldiği gibi davranmayı gördüm. Aydın'ın etrafındaki kişilerin bu davranışlara tepkisi gayet iyi aktarılmış.
iÇi dolu bir filmdi. Tek saniye sıkılmadım. Mekanlar Ayrıntılı düzenlenmiş. Çok hoştu her sahne. Etrafı seyretmekten filmin uzunluğunu anlamadım. Yalnız Aydın ın hayvanları görüp de düşündüklerini pek anlayamadım, at, ölü köpek ve tavşandan bahsediyorum. Atı karısıyla konuştuktan sonra ve de artık ihtiyacı olmadığı iÇin salıverdi, tamam, fakat köpek ve tavşan ne iş Çözemedim. Adapte olamazsan zor durumlara böyle ölürsün işte deyip Aydın kendini bir anlamda karısına karşı HAKLI mı Çıkarıyor? Bir de sonu bağlanıvermiş ve bitmiş gibi geldi. Daha akşam iÇki sofrasında parası var diye suÇlu olmadığını vs. Anlatırken ertesi gün şu son 2 günde Çok değiştim, Kölen olayım kabul et beni deyip Dönmesi Çok havada. Belki de yapılmak istenen buydu, Aydın böyle biri işte demek iÇin. Çehov okumak gerek belki anlamak iÇin.
Sinamada izlemiştim ilk 50 dk'sında onlarca sevgililer çıktılar. Zaten bu filme sevgilinle hiç gelme. En iyisi yalnız gelmek. Hele ki diğer taraf sıkıntıdan patlıyor ise. Bana kalırsa malum yönetmenimizin en akıcı filmi. En güzel diyemem yenisi gelebilir ama bu kadar akıcı film yapamaz gibime geliyor. Her şey çok kusursuz. hele ki tüm karekterlerin iç duygularını okuyabilmemiz. Hangi filmde başardık? Hangi filmin bu kadar içinde olduk. Tebrikler nbc.
aklı başında vatandaşı tek insan ilyas (küçük çocuk) olan kapadokya'nın kışından kesitler sunan film. çağdaş bir derebeyi olan ve bunun farkında olmayan bir otel yöneticisi ve etrafında gelişen -gerçi derebeyi demek de ne kadar doğru bilemeyiz- olayları aktarmaktadır. ilk 1 saatinde gerçekten çok güzel ilerler, anadolu insanı replikleri ile geçer ve kalan 2 saat ise felsefi temellere ağırlık veren güzel bir film ya. eleştiriyorum zannedilmesin. izleyin kardeşim adam aslanlar gibi çekmiş. ben bir daha izlerim. hamdi hoca 10 numara.
en ama en kısa haliyle filmin teması şudur:
doğallığı bozulmasın diye otelin girişindeki çamurlu yola mıcır dökmeyen adamın, onlarca kilometre öteden yalınayak gelen imamın ayakkabılarındaki çamuru küçümsemesi...
Kötü tiplemenin bulunmadığı film. Kendi doğrularıyla çevrelenmiş, ayrı yaşantılarla şekillenmiş insanlar.
Diyalogların açığa çıkardığı bir şey var başka insanlar hakkında bulunduğumuz yargılar hep eksik ve tartışılması gereken şeyler aslında.
Yönetmenin bu filmde en fazla nejla'ya değer verdiğini düşün üyorum.
Çünkü tıpkı bir" at sineği " gibi aydın'ın üzerine gidebildi. Uykusundan uyandırabilmek için çaba gösteren, diline en fazla hakim olamayan o oldu.
Bunu da son derece gerçekçi bir biçimde yerine getirdi.