karizmatik olması, evet mevsim de karizmatik olabilir ve kış mevsimi karizmatiktir. sevdiğin montu giyersin 10 kilo çeken ayakkabılarınla yolda taka tuka yürürsün. başın diktir ağzından çıkan sıcak karbondioksit belirginleşir ne kadar da karizmatiğim diye düşünürsün kış mevsimi karanlıktır. yaz gibi götü başı oynamaz lakayt terli huzursuz değilsindir. kış mevsimindesin donuksun duyguların da donuk karizmatiksin.
Üşüyünce bi kat fazla giymek, ısıtıcı yakınına geçmek gibi çözümler olması. yazın dermanı yok. bok gibi herkes terliyor. totomuz sandalye ile iç içe geçiyor erimekten. yalnızca sabah serinliğinde denize girmek güzel, o kadar.
ama kış öyle mi? ah canım kış. kar yağar usul usul. karda yürümenin keyfi gibisi yok.
-Terleme gibi iğrenç bir olayın olmaması.
-Kış yemeklerinin daha güzel olması. Özellikle ev hanımları açısından bu durum önemli.
-Bere, atkı, eldiven takmak.
-Karın yağışını izlemek.
-Dizilerin başlaması. Ayrıca kışın dizi izlemek de daha güzel.
-Okulların açılması. Hayatımıza atraksiyon gelmesi. En azından benimkine.
-Kışı Ankara'da yaşıyor olmak. O buz gibi havada yürümek.
-Salep içmek.
Yaz aylarında düşünüldüğünde ilk akla gelen kesinlikle terden yapış yapış olmamaktır; fakat bence kışın en güzel yanı, gece yağan karın altında yürümektir. Hatta mümkünse insanların olmadığı bir yerde. Malum böyle şahane bir şekilde yağan kar her zaman denk gelmez. Her ne kadar karda yürüyemiyor da olsam, karın kıvır kıvır olan saçlarıma ağır ağır düşerek erimesi hoşuma gidiyor. Ve tabi ki gecenin ritminde, karla kaplı kimsesiz sokaklarda yürümenin verdiği zevki sadece böyle mükemmel bir gece verebilir.
Her tarafin kardan bembeyaz olmasi ve o basilmamis karda yururken cikan gicirti. Evet su an icin bunlar biraz eskide kaldi. Ayrica atki bere takmak, palto giymek.
Kışın kahve var kitap var camdan kar yağışını izlemek var yağmurda yüremek var. Ve en önemlisi hırkayı parmak uçlarına kadar çekip kıvrılıp oturmak var.