namı diğer tefeci. elinizi kaptırırsanız çeşitli dalavarelerle kolunuzu bırak donunuzu bile alır. kendilerinin tehditle iş yaptırmayı bulan kişiler olduğunu düşünüyorum.
gece yarısı pusuya yatıp ağzınıza çorap tıkıştıracak, sabah kahvaltısına kaldırmak için üstünüze atlayıp kulağınıza abiiiii diye bağıracak, sizi sinirden deli edip sus dediğinizde gene bıd bıd konuşacak, sabaha kadar karı kız meselenizi anlatıp içinizi dökeceğiniz, araba kullanmayı bana öğret deyip yol ortalarında sizi ölüm virajlarına sokup aklınızı götünüze karıştıracak bir kız kardeşiniz yoksa, hayatta eksiksiniz demektir.
Bacak kadar boyu vardı eskiden, 'ablaaaaağ annneeem çaarıyooo' diye cırlayıp dururdu.Şimdi boyu büyüdü de hala aynı ses tonuyla çığırmayı unutamadı şerefsiz.
9 yaş küçüğüm olan, 90 ları onunla yaşadığım bir nev'i elimde büyüyen ufaklık.
o ufaklık büyümüş de, yetişkin formuna gelmiş, gelecek pazar üniversite sınavına girecek. tabii ki, anne ile babanın bakımı farklıdır ebeveynler olarak, ama küçükken elinden tuttuğunuz, parka götürüp kucağınıza aldığınız, bazen sinir olup, aynı odayı paylaşmaktan bitap düştüğünüz ufaklığın genç kızlığa geçiş mertebesine şahit oluşunuz bambaşka.
yaşama sevincini ikiye katlatan, her ne kadar canını yaksa da seni yaşanılır kılan can parçası
turşu işteyince çikolata getiren, her gece yatmadan önce bana king oidıpus'u, persofone'i, antigone'u, medusa'yı anlattıran bir kız kardeşim var iyi ki var.
ben ki, kendimi öyle fazla paylaşımcı biri olarak görmezdim. çünkü, paylaşımcılığımı sergileyebileceğim bir mecra olmadı pek. evde tek başıma hayali arkadaşlarla oynarken neyi ne kadar paylaşabilirdim? hep alttan alırlardı beni. otobüste koridor tarafına oturduğum tek bir an olmazdı misal ve ben ağladığımda susturmak için etrafımda koşturan insanlar hep vardı, hep. aksi mümkün olamazdı. prensestim ben.
sonra kız kardeş doğdu. arada koskoca 7 yıl. bambaşka bir şey. velet. bembeyaz, pamuktan. cadı ama, feci yoluyor, tırmalıyor. bi de astımı var mı sana! çekilecek çile değil.
sonra "abla" demeye başladı. biraz daha büyüdü, "abla manyak mısın git başımdan" demeye başladı. garip. bazı zamanlar ağzıma sıçıyor, ciddi ciddi. kavga edersek şayet, yüzde yüz haklı da olsam astımından dolayı tıkandığı için olay boka sarıyor, kıyamıyorum.
ben cam kenarına geçiyorum diyor, itiraz edebilme lüksüm yok. kardeş o. abla bitteri sen ye, sütlü olanı ben yiyeyim diyor, tamam diyorum. saatlerce geometri çalışıyoruz, oflamaya hakkım yok, hanımefendinin sınavı var. bu liste böyle sürüyor. nasıl bir kabullenmek, nasıl bir gönüllü çaresizlik.
hayatta her şeyden çok sevilen minik kedi, beyaz peynir, sibirya kurdu.
kuyumuzu kazmaya meyilli yaratıklardır.oldum olası benim kız kardeşim benle rakabet halindeydi.halbuki ben bir erkek o bir kız farklı kulvarlar yani...yinede ondan bana doğru amansız ve gizli bir nefret hissetmişimdirki evlenince bu huyunu bırakır diyordum.
(bkz: değişmiyorlar efendim)
insanın kendinden nefret etmesine sebep yaratık.
"ben nerde hata yapıyorum?" sorsunu kendinize sıkça sorarsınız, ondan da nefret edersiniz. insan kanından nefret eder mi?
laf dinlemez/anlamaz, burnunun dikine gider; tembellik eder.
"herkes ergen olmuştur" der anlayış gösterirsiniz; astarını ister.*
iyiliği için iki çift cümle kurar + gerekirse kızarsınız; çok ileri gittiği zamanlarda küser; onu cezalandırdığınızı sanırsınız: bombayı patlatır, keser bileklerini; cezayı kendinize kestiğinizi anlarsınız.
iyi de daha ne yapmalısınız? herkes mi bu denli hasta ruhlu, yoksa sadece bana denk gelenler mi?
ne bi' olayını anlatır, ne bir şey paylaşır.. ağzından tek laf alamazsınız; varsa yoksa o çok sevdiği/özendiği* arkadaşlarıdır. sırf kötü olmasın diye arkadaşlarına da katlanır, onları da seversiniz. tek kötü kelime etmezsiniz. siz iyi yönde çabaladıkça o hep tersini yapar...
aslında kardeş dahil hepsini boğarak öldürmek istersiniz de onu da yapamazsınız; yine sizin canınız yanar.
-yeter artık bıktım senden aptal çocuk; büyü, kendine gel.
uyurken kirpiklerine dokunduğumda gözlerini açışı tıpkı bir bebeğin uykusundan uyanması gibi. gel de tapma. kız kardeş tapılmak için yaratılmış canlıdır.
bazen bunaltır, hatta çıldırtır ama candır. 2 yıldır evin içinde ve bazen dışarıda "oni-chan" diye çağrıldığımdan dolayı kendisine daha bi tav olmaya başladım ama kıyamıyorum sıpayada. *
candır. her zaman okuması, okutulması, değerli olduğu hissi verilmesi gereklidir. saçma sapan insanların saçma sapan düşünceleri yüzünden kırılmaması gereklidirler. erkek kardeşten daha vefalıdırlar.