kıssadan hisse

    14.
  1. Kıssa

    Denizli'de araştırma yapmak için kamp kuran bir grup üniversite öğrencisi,

    kamp yakınına tüneyen bir Denizli horozunun sabahın erken saatlerinde

    yüksek sesle ötmesinden çok rahatsız olmuşlar...

    Sabahın köründe ortaya çıkan horoz, önce dikleniyor, sonra dakikalarca ötüyormuş...
    Tabii ekipte ne uyku ne de huzur bırakmıyormuş...
    Sonunda sabırlar tükenmiş...
    Susturmak için başlamışlar horozu kovalamaya... Horoz önde.. Gençler peşinde...
    Mahalle arasına dalmışlar... Kovalamacayı gören, fakat bir anlam veremeyen yaşlı dede, seslenmiş:
    - Hey, evlatlar!.. Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz?..
    - Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O yüzden başını keseceğiz!..
    - Yazıktır evladım yapmayın!.. demiş ihtiyar, bırakın, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi...
    Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar.
    Ertesi sabah, hafif "gak - guk" sesleri dışında horozdan kayda değer hiçbir ses çıkmadığını görünce de şaşırıp dedeye koşmuşlar:
    - Yahu dede, ne yaptın da bu horozun sesini kestin?..
    ihtiyar gülmüş:
    - Kıçına zeytinyağı sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın... Ancak "gak - guk" edebiliyor..

    Hisse:

    Arkan sağlamsa, istediğin kadar kabarır, diklenir, sözünü dinletirsin.
    Arkan bir gevşemeye görsün, ancak "gak-guk" edersin
    *
    7 ...
  2. 35.
  3. Kıssa: Adamın biri eşiyle sıkıntılı günler geçiriyorken sormuşlar; ‘hayırdır sebebi nedir bu durumun’ adam; ‘namusum hakkında konuşmam’ demiş. Bir süre sonra boşanınca tekrar sormuşlar; ‘sebebi neydi, neden boşandınız’ adam bu kez; ‘başkasının namusu hakkında konuşmam’ cevabını vermiş.
    Hisse: erkek adam ne kendi ne de başkasının namusu hakkında konuşmaz.
    6 ...
  4. 2.
  5. Bir kuş soğuk bir kış gününde yiyecek bulabilmek için kanat çırpıp duruyormuş. Hava o kadar ayazmış ki minik kuş dayanamayıp karın üstüne düşmüş. Kuş çaresiz, soğuk karın üstünde ölümü beklerken oradan geçen bir inek kuşun üzerine sıçmış. Kuş öyle bi sinirlenmiş ki, kanatları donmamış olsa, kalkıp ineği dövecek.. Bi de bakmış ki bokun sıcaklığı ile kanatları çözülmüş ve yaşama geri dönmüş. Öyle bi sevinçle ötüyomuş ki, ordan geçen bi kedi de bunun sesini duymuş ve boku eşeleyip kuşu çıkarmış. Kuş buna çok sevinmiş, tam kediye teşekkür edecekmiş ki, kedi onu yemiş..

    SONUÇ;
    1-Her üstüne sıçanı düşman sanma.
    2-Seni her boktan çıkaranı dostun sanma.
    3-En önemlisi: BOKUN içinde MUTLUYSAN SEsini ÇıKARMA..

    ..gibi bir örneği olan ders alınası konular bütünü.
    5 ...
  6. 27.
  7. 1.
  8. Anlatılan olaydan alınması gereken ders.
    4 ...
  9. 17.
  10. Günlerden bir gün, zengin bir baba, oğlunu köye götürdü. Bu yolculuğun tek amacı vardı; insanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek. Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir günlerini geçirdiler. Yolculuktan döndüklerinde baba oğluna sordu:
    -insanların, ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü oğlum?
    - Evet, dedi oğlu.
    - Ne öğrendin peki?
    - Şunu gördüm baba: Bizim evde bir köpeğimiz var; onlarınsa dört. Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var; onlarınsa sonu olmayan bir dereleri. Bizim bahçemizde ithal lambalar var; onlarınsa yıldızları. Bizim görüş alanımız ön avluya kadar; onlarsa bütün bir ufku görüyorlar.
    Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı. Oğlu ekledi:
    - Teşekkür ederim baba; ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için. (Alıntıdır.)
    3 ...
  11. 30.
  12. Evet toplaşın şöyle okuyun bakalım;

    Önemli uyarı: Olay örgüsündeki olumsuz unsurları kesinlikle örnek almayınız. Kötülüğe özendirmek suçu meşru göstermek amaçlı yazılmamıştır. Kısa bir öyküdür.

    Çin’in Guangzhou kentinde bir banka soygunu. Soygunculardan biri bankadakilere bağırır: “Kımıldamayın. Para devletindir, ama hayatınız sizindir.”
    Herkes sessizce yatar… Bunun adı “Zihin Değiştirme Kavramı”dır.
    Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek…
    Bu arada müşterilerden bir kadın bir masanın üzerine yatmıştır. Ama bacaklar ortada... Soyguncu bağırır: “Edebini takın. Bu bir soygun, ırza geçme değil!”
    Bunun adı “Profesyonelliktir. işin neyse onun üzerinde yoğunlaş!
    Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atmışlar. Daha genç olanı (MBA derecelidir) daha yaşlı olanına (ki bu ise 6 yıl ilkokuldan sonra terk): “Abi, hadi şu paraları sayalım,” der. Daha yaşlı olanı der ki: “Çok aptalsın be. Bu kadar para oturup sayılır mı? Bu akşam zaten TV haberlerinde kaç para çaldığımızı öğreniriz.”
    Buna “Deneyim” derler! Günümüzde deneyim kağıt diplomalardan çok daha önemlidir.
    Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra Şube Müdürü, Şube Şefine hemen polisi aramasını söylemiş. Şef demiş ki: “Durun hele Müdürüm. Alacaklarını aldılar. Biz de bir 10 milyon daha alıp daha önce iç ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim, ne dersiniz?”
    Buna “Dalgayı yakalamak” derler. Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu!
    Müdür der ki: “Yahu, her ay bir soygun olsa harika olurdu. Ne eğlenirdik!”
    Buna “Sıkıntılardan kurtulmak” derler. Kişisel mutluluk işinden çok daha önemlidir.
    Akşam TV haberleri bankadan 100 milyon dolar çalındığını açıklamış!
    Çaldıkları paranın çok daha az olduğu bilen soyguncular oturup saymışlar parayı… Tekrar tekrar saymışlar. Bakmışlar hepi topu 20 milyon! Çok kızmışlar bu işe:
    “Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka Müdürü bir el hareketiyle 80 milyon götürdü. Galiba soyguncu olmak yerine doğru dürüst eğitim görmek daha iyiymiş!”
    Bu “Bilgi altından daha değerlidir” demektir…
    Banka Müdürü çok mutludur. Özellikle bir süre önce borsada kaybettiklerini geri alabildiği için.
    Buna “Fırsatları kullanmak” derler. Kazanmak için risk almak gerekir.
    BU DURUMDA, GERÇEK SOYGUNCULAR KiMLER ŞiMDi?
    3 ...
  13. 43.
  14. Hz. Ali (ra) bir gün mescide geldi.

    Mescidin kapısında bir adam duruyordu.

    Hz. Ali, bu adamdan, kendisi mescitten çıkana kadar atını beklemesini istedi.

    Hz. Ali mescide girdikten sonra, adam hayvanın yularını alıp kaçtı.

    Hayvanı orada başıboş bırakıverdi.

    Hz. Ali mescitten çıkarkan elinde beş dirhem para vardı.

    Adamı yaptığı yardımdan dolayı bu 5 dirhemi adama vermek istiyordu.

    Fakat birde ne görsün; hayvancağız tek başına, hem de yuları çalınmış olarak başıboş bir şekilde geziniyordu.

    Hz. Ali evine döndü. Daha sonra, yanında çalışan çocuğu yeni bir yular alması için çarşıya gönderdi.

    Çoçuk beş dirheme bir yular aldı. Hz. Ali yuları görünce şaşırdı.

    Bu yular, çalınan yulardı. hırsız bu yuları çocuğa beş dirheme satmıştı. Bu durum karşısında Hz. Ali şöyle dedi:

    'insanın rızkı kendinin elinde değildir. Rızık neyse odur; ne artar ne eksilir. Buna karşın rızkı helal ya da haram etmek kişinin elindedir. Biraz bekleseydi helalinden beş dirhem alacaktı. Ancak bu şekilde beş dirhem haram oldu.'
    3 ...
  15. 39.
  16. 37.
  17. Vakti zamanında adamın biri ve danışmanı bir gün konuşmaktadır.
    adam sorar:
    "söyle bakalım. ben mi daha büyüğüm yoksa falanca bey mi?"
    "o nasıl soru efendim? tabiki siz daha büyüksünüz. sayın falanca bey halktan çok korkardı. siz ona göre çok daha cesursunuz."

    "peki söyle bakalım. Filanca bey mi daha büyük yoksa ben mi?"
    "tabi ki siz büyüksünüz haşmetlim. Filanca bey de askerden korkardı mesela. siz askerden de korkmuyorsunuz."

    "peki son bir soru. hz. ömer mi daha büyük yoksa ben mi?"

    "tabi ki siz efendim."
    "amma da abarttın haa! yalakalık yapıyosun şu an. doğruyu söyle kızmayacağım?"

    "doğruyu söylüyorum efendim. hz. ömer de allah'tan korkardı.
    ama sizde allah korkusu da yok."
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük