özfarkındalığı düşük olan bireylerin, içine düştüğü, dünyanın en gereksiz hissidir. kıskanç olmayın kendinizle barışık olun ve kıskanacağınıza ona sahip olmak için uğraşın.
- şimdi de bizi takip etmeye mi başladın?
+ ben zaten buradaydım. siz geç kaldınız. güzel vakit geçiriyordun herhalde, ayrılmak zor oldu.
+evet süper eğlendik. bir itirazın mı var
- evine de geldi mi? bu koltukta mı oturdunuz? bu tvyi mi izlediniz? bahçede mi oturdunuz?
+ sana ne? istediğimle, istediğim yerde takılırım. senin bir oğlun ve karın var git onlarla ilgilen.
- kırıp döktüğün, dağıtıp parçaladığın yetmedi de şimdi evime mi geldi sıra?
+ aynnen öyle!
- çık git bu evden. ya, istemiyorum seni hayatımda. kabus gibi çöktün üstüme. git, ben de mutlu olayım.
+ bensiz mutlu olamazsın, bensiz mutlu olmana izin vermiyorum.
- çık git şurdan.
+ ayşegül, bak beni delirtme.
- sen zaten delisin, beni de delirttin sonunda.
+ senin o herifle el ele göz göze olmaya ne işin var?
- senin her fırsatta begüme koşmaya beklerken iyi ama.
- ya ne begümü ? yemişim begümünü. ne koşacam ben begüme?
+ sen gitsene, git begümle evleniyor musun ne ? Git ya.
- sende mete ile mutlu yarınlara koş. tamamı oldu mu?
+ mis gibi oldu.
- hiçte olmadı ayşegül. bende beni sevdiğini sanıyorum salak gibi.
+sen sevgiden mi bahsediyorsun? bu dünyada sevgiden bahsedecek en son insan sensin. parmagında oynattın be hepimizi. utanmadan gelip bir de sevgiden mi bahsediyorsun? anla artık ya, biz ayrıldık
- biz ayrılmadık, sen bizi terk ettin.
+ haksız mıydım? şu elini vicdanına koyda söyle. haksız mıydım?
- ayşegül bunu bize neden yapıyorsun? tamam ben haksızım. tamam ama senin gidip o herifin kollarına mı atılman lazım? ya bi insan bir üzülür, bir acı çeker be.
+ çekmedim mi? ben aylarca uykularımdan ağlayarak uyandım. ellerim titredi, gözlerim şişti. kalbim kanadı. ben acı çekmedim mi sanıyorsun? biz birbirimiz için yaratılmamışısz.
- tamam ayşegül, sende haklısın. kaderimiz terk edilmek üzere kurulu bizim.
+ sevdiklerini kaybetmek konusunda, en az bende senin kadar tecrübeliyim. için rahat olsun.
-tamam beni sevme, sevme beni tamam ama başkasını da sevme. nefret mi edeceksin? benden et. ben senin nefretine de, öfkene de razıyım. ben senden gelecek her şeye razıyım. yeter ki başkasını sevme.
+ git
-ayşegül şimdi bu kapıdan çıkacağım ve bir daha asla gelmeyeceğim. tamam?
+ sakın gelme.
Bende olmadığını düşündüğüm duygu. birini kıskanmam gereken durumlarda kıskanmak yerine o kişiden soğuyorum. En sevdiğim kişiyi paylaşmak zorunda kalırsam ve istemiyorsam bunu, beni böyle bir vaziyete soktuğu için soğuyorum o kişiden. Öbür türlü de daha kıskanabileceğim biri olmadı. Öyle üst biri yok daha.
" ben sevdiğime yetmiyorum duygusu " işin kötü yanı ise " bana yok içine bok " yaklaşımı ile kendine, sevdiğine dostlarına dünya'yı dar etmek.
örnek ; bacım bir gece sabah uyanıp kocasının boğazını sıkmaya başlar ;
- söyle lan kim bu sarışın avrat. rüyasında kocasını aynı iş yerinde çalışan sarışın kadın ile birlikteyken görmüştür.
ertesi gün kocasının işyerine gidip sarışın kadınla saç saça baş başa kavga eder. kadıncağız şaşırmıştır ama bacım bağıra bağıra kadının ne orospuluğunu bırakmıştır ne de bilmemneliğini.
sonra kadının kocası bacımı öldürmek için yola çıkar. hikaye uzun.
netice ; zavallı eniştem 46 yaşında kalp krizinden gitti. huzur içinde yatıyor !
bir delinin yüzünden.
Bana kalırsa eylemsel boyutta (kılık kıyafet, insan çevresi, çalışma ortamı) bir tür aşağılık kompleksi. Düşünce boyutunda ise (onun zihninde en mühim yeri tutmak) ruh hastalığıdır. Ben değer verince ikincisi oluyor.
gönül ilişkilerinde dozunda ve yerinde bir kıskançlık öz güvensizlik değil, ama aşırıya kaçam, dozunu hayli aşan kıskançlık ise, bencillikten tutun da, hatta hastalık derecesinde psikolojik rahatsızlığa götüren durumdur. sevdiğiniz, sizi kıskandıracak hareketler de bulunmamasına rağmen hiç kıskanmamak da olmaz. ama ölçü kaçınca onun adı ilişki olmaktan da çıkar. tanıdığım bir arkadaş vardı. kankam diyeceğim kadar yani. aile dostumuza ziyarete gidiyoruz diyordum sevgilime diyordu. sevgilisi de - kız yok değil mi orada, bak beni kandırma - diyormuş. abi kafayı yiyeceğim demiştim. işte bu hastalık derecesi.
Kimi ya da neyi ne kadar kıskandığına göre durum değişkenlik gösterir. Mesela sevdiğini kıskanan insan bir güdüden meydana getirmiştir, elinde değildir.
Amma velakin sen başkasını, emek verenin emeğinin karşılığını kıskanıyorsan orada bir dur bakalım dedirtir...
Kıskançlık üzerinde düşünülmesi gereken bir fenomendir. Duygudurum karışıklığı ve bilinçaltında yatan kişi kendinden bilir işi deyimiyle perçinlendiğinde tepki kaçınılmaz olur. Paranoya boyutu insan ilişkilerine zarar verebildiği gibi, hayatınızı zehir eder. Beyninizi rahat bırakın, kimin ne yapacağı varsa yapar. Senin kıskançlık seviyen kişinin herhangi bir eylemini etkilemez sadece baskı altında zevksiz, mutsuz bir hayat yaşarsınız. Tercih sizin amq
yerinde bir kıskanma sevgi ve aidiyet duygusundan doğan gayet sağlıklı ve normal bir davranıştır fakat karşısındakine rahatsızlık verecek düzeyde olan “aşırı” kıskanmak bir aşkın göstergesi değil aksine bir hastalıktır. othello sendromu olarak anılır.
shakespeare’in bu eserinde othello aşırı kıskançlıkla, paranoid duygularla, aşırı şüphelerle çığrından çıkar ve karısını ihanetle suçlar. aslında çok sevdiği karısını ve onun aşığı zannettiği cassio’yu ardından da kendisini öldürür. bütün bunlara sebep olup asılsız kıskançlığı planlayan lago adlı karakter de idama mahkum edilir.
kabul edelim, bazılarımızın damarlarından kan yerine kıskançlık akıyor.