sağ duyulu düşünen pek çok kişinin ortak paydasında buluştuğu gibi, kıskançlık ölçüsünde, sevimliliğinde, kişilere ve ilişkilere zarar vermediği sınırlar içerisinde kabul edilebilir olabilir. tek taraflı herhangi bir cinsiyete yüklemeden her iki cinsiyet içinde böyle olmalıdır. özünde insanların uydurmuş olduğu ve nevrotik bir davranış biçimi olduğu da unutulmamalıdır aslında. en güzeli ve doğalı hiç olmamasıdır tabii, birbirini tanıyan, bilen ve güvenen insanlar arasında neden olsundur, olmazda.
garip bir duygudur. kıskanılan eğer sevgiliyse normal karşılanabilir ancak çevreden görülen ve sahip olunmamaış tüm güzel şeyler kıskanılıyorsa bir terapistten yardım alınmalıdır.
öfkeyle tanıştırandır. öfkeye ne kadar hakim olunursa güçlü olmayı öğretendir. sabrı öğretir bir anlamda, insanın gerçek yüzüyle tanışmasını sağlar ve egosunun boyutunu gözler önüne serer. dostlar da kıskanılır, aşklar da, yabancılar da... önemli olan kıskanmak değildir, önemli olan kıskançlığı kendi içinde yenip güçlü olmaktır.
bir ilişkide yaşanan kavgaların sebepleri sıralamasında birinci sırada yer alması muhtemel duygu.
--spoiler--
elindeki şarap şişesini hışımla vurdu yere.
- defol git burdan! seni görmek istemiyorum. adi bir fahişesin sen! diye bağırdı kadına. adamın bu haline alışkın görünen kadın sakinliğini koruyarak;
- bağırma dedi. ne zaman sinirlensen kendini kaybediyorsun. hastalıklı bir ruh haline bürünüyorsun diye sürdürdü konuşmasını. elinde tuttuğu sütyenini çantasına tıkıştırdı. gömleğini sırtına geçirdi. yavaş yavaş düğmelerini ilikledi. memelerinin yarısını kapatacak kadar düğme ilikleyince yeterli buldu ve iliklemeyi bıraktı. zaten oldum olası sol memesindeki beni göstermeyi severdi. ona ayrı bir seksapalite kattığını düşünürdü. oldukça sakin hareket ederek çantasını aldı ve kapıya doğru yürüdü. sanki biraz önceki hakaretleri işiten o değildi. tam kapıdan çıkacakken geri döndü;
- ben senin orospularına birşey diyor muyum dedi. dönüp giderken mırıldandı;
- hastalıklı manyak!
kadın gittikten sonra ayağa kalktı adam. şişe parçalarına basmamaya özen gösterek aynaya doğru yürüdü. baktı aynaya, kızarmış gözleri ile karşılaştı. sakalları uzamıştı. bakışlarında bir anlam aradı bulamadı. benim psikolojim bozuk mu gerçekten dedi kendi kendine.
tekrar koltuğuna oturdu. o haklı dedi. bizim ilişkimizde hiç sadakat olmadı ki, ben hiç ona sadık olmadım. zaten bizimkine ilişki de denmez. boynundaki morluğu neden bu kadar büyüttüm diye aklından geçirirken yüksek sesle ofladı.
kalkıp müzik açmak istedi. üşendi. mırıldandı;
- nasıl olsa uzaklarda bir yerlerde radyo çalıyor hepimiz için...
--spoiler--
her insanın içinde belli bir miktarda bulunan hede. asıl konu kıskançlığın nasıl yansıtıldığı. belli bir miktardan sonrası gerçekten rahatsız ediyor. onu yapma, buna bakma, niye aramadın vs. ilişkinin sürekliliği açısından en hassas konulardan.
sonradan öğrenilen bir şeydir.
hastalık değil ama bozukluktur.
insanların güvensizlik nedeniyle olaylarla baş edemedikleri zaman kullandıkları bir savunma mekanizmasıdır.
herkesin hayatının bir döneminde bu tür duygular yaşadığı bir duygudur.
temelinde özgüven eksikliği ve yetersizlik düşüncesi ve dışlanmışlık duygusunun da bunu tetiklediği saptanmıştır.
azı zarar çoğuda zarar olan manyak aptal garip bir şey. tanımsız yani. fazla kıskanmasan yok beni neden kıskanmıyorsun sevmiyor musun? fazla oldu mu da yeter bunalttın üstüme gelme...
öyle garip bir duygudur ki bu,
rumuzun arkasına saklanıp, bir adamın her yazdığına okumadan eksi oy vermeye kadar düşürür insanı. ve bir böcekten daha böcek yapar.