kıskanmak

entry499 galeri21 video1
    124.
  1. ya giderse, ya başka birini isterse korkusu.
    0 ...
  2. 123.
  3. 122.
  4. Kıskanmak doğal bir duygudur, aşırısı zararlıdır demeyeceğim çünkü kıskançlıkta sınır tanımam. *
    0 ...
  5. 121.
  6. aylarca altın kafesimde beslediğim platonik aşkıma, 2-3 erkeğin kendisine övgüler yağdırırken(yalakalık gibi) yaşadığım hadisedir.

    Galiba yaşadığım en büyük acı buydu.
    1 ...
  7. 120.
  8. engellenemeyen nadide duygulardandır, ayrıca insanın hala o kıskandığı kişiyi çok sevdiğine delalettir.
    1 ...
  9. 119.
  10. 118.
  11. yanında gördüğünüz her adama türlü küfür etmeye bazen kendine hakim olamayarak sebepsiz yere girişmenize sebep olur. hastalık işte normal değil tamam.
    1 ...
  12. 117.
  13. güven eksiklğidir. hem kendine hem karşındaki insana.
    1 ...
  14. 116.
  15. zeki demirkubuz'un hayal kırıklığı yaşatan filmi.

    şu ülkede bir zeki demirkubuz var, o da böyle film çekecekse olmaz. senaryo yetersiz, Berrak Tüzünataç ve o tikican elemanın performansları inanılmaz derecede kötü. demirkubuz bunlara nasıl rol vermiş ve sonrasında bu rezilliğe nasıl katlanmış anlamakta zorlanıyorum.
    2 ...
  16. 115.
  17. kaybetme korkusunun sonucu ortaya çıkar. sevdiğinizin başkasıyla olduğunu, başkasına ilgi duyduğunuzu ve artık sizinle ilgilenmediğini varsayarsınız o an. en ufak bir açığını yakalamaya çalışırsınız.
    2 ...
  18. 114.
  19. haksız tavırdır ama çok da haklıdır. şimdi düşünüyorum, gözlerini kapattığında aklına nelerin geldiğini. yutkunuyorum sert bir biçimde. hani hap kalır ya boğazında; hem öyle acıdır hem de yutkunamamanın garip duygusu vardır. bu da öyle bir şey. son bir yudum daha alırsın ve kalbine oturuşunu takip edersin acımsılığın. her dokunduğu yerin sızısı beynine yollanır. anılarına çarpar. sesler yoğunlaşır. güzel sesler, hoş sesler, gülüşmeler... serseme çevirir. kimyayı bozar. "napıyorum ben?" "kim oldum ben?" sordurtmayı en çok sevdiği sorulardır. kollarını kaldıramazsın, akışına bırakmışlık vardır. akışına bırakırsın ki onun bu kadar bencil olmayacağına inandığın için, içindeki gerçek olanı bulacağına inandığın için.

    kıskanmak asansör boşluğuna düşmek gibi; elini uzatıp çekmesini beklemek gibi.
    4 ...
  20. 113.
  21. ilkel bir duygudur, modernleşemez, değişemez, dönüşemez.

    hep vardı, hep olacak.
    1 ...
  22. 112.
  23. insanin engelleyemedigi, aklin, mantigin, modernligin, herseyin bittigi nokta. dizginlenmelidir.
    0 ...
  24. 111.
  25. zeki demirkubuz'un ilk dönem filmi olmasının yanı sıra dijital kamerayla çalıştığı ilk film. perdede pislikleri görmek istiyoruz biz. sinemayla özdeşleştirdik onları. tertemiz ekran bize göre değil.

    onun dışında tematiğinden dışarı çıkmamasına rağmen kıskanmak duygusunu içimize işleyemeyen film olmuştur. benim bildiğim demirkubuz dönem filmi yapmak yerine hikayeyi günümüze uyarlardı öyle çekerdi. "araçken amaç olur" çünkü dönem filmi yapmak değil mi? hadi dönemin atmosferinden etkilendi diyelim. yine de serbest uyarlama yapmalıydı. anlatıda bir yüzeysellik vardı sanki. belki çok alıştık tarzına hiçbir şey şaşırtıcı ya da etkileyici gelmedi. ne bileyim bir eksiklik var işte. ama yine de tekrar tekrar izlemek gerekir. tüketici için değil bu filmler.
    0 ...
  26. 110.
  27. dozunda kaldığı takdirde güzeldir ama abartılmamalıdır.seven insan kıskanır eğer kıskanmıyorsanız yada kıskanılmıyor iseniz ben o sevgiden şüphe ederim.
    0 ...
  28. 109.
  29. bazen açıklayamadığımız duyguları dışavurmaktır kıskanmak...tıkandığımız yerde, anlam veremediğimiz yerde imdadımıza yetişir, anlamsız gelse de elimizde olmaz, en güzel nazım hikmet dile getirmiş bana göre bu duyguyu dizelerinde...

    çekilmez bir adam oldum yine :
    uykusuz, aksi, nâlet.
    yine her seferki gibi haksızım.

    sebep yok,
    olması da imkânsız.

    bu yaptığım iş ayıp
    rezalet.
    fakat elimde değil
    seni kıskanıyorum
    beni affet...
    1 ...
  30. 108.
  31. demirkubuz'un gövde gösterisi.
    --- spoiler ---
    “sen ihtiyarsın ben çirkinim neden çekinip korkacağız?” gece dışarı çıkma konusunda endişelerini dile getiren kalfa’ya seniha’nın verdiği cevap. cumhuriyet balosunda mükerrem yakışıklı genç tarafından dansa kaldırıldıktan sonra hemen arka masadaki yaşlı kadının yalnız kalan seniha’ya şöyle bir bakışı.
    --- spoiler ---

    eski filmlerinden çoktan alıştığımız uzun uzadıya diyaloglar vardı hatta çoktu ve dilden dolayı takibi her zamankinden daha zordu ama yönetmen az söyletip az göstererek de ne kadar çok şey anlattı bu sefer kıskanmak’ta.
    kafkaesk bir türkiye. aşk ve cinayet flashback. kamera kimin elinde diye sormama sebep bir pan, bir zoom, bir şaryo.
    mükerrem ve seniha, yani güzel ve çirkin, evli ve bekâr,neşe ve keder, kabul ve red. halit ise kötü değil kafkaeskdir. mükerrem ve seniha’nın dialect inde değildir. (deleuze, nietzsche' nin insanları arasında diyalektik olmayan ilişkiye dikkat çeker.)

    --- spoiler ---
    gelelim eylemlere. mükerrem’in eylemini egemen -kokuşmuş- olmayan ahlak anlayışına göre değerlendirmeliyiz. hani şu yüksek ve tehlikeli olan. nüzhet’le aşk yaşamak herkesten çok onun hakkıdır. eylemi kötülük değildir. cinayet gecesi -sonradan kötüye dönüşecek kavramlar olan- bayağı kaba ve alçak olmayı reddettiği için ölmediğini unutmayalım.
    seniha önce işe karışmayacağını söyler ama sözünde durmaz ve mükerrem’i ispiyonlar. cinayetin ardından ağabeyi halit’e iftira atar ve cezanın azalmasını engeller.eylemi kötülüktür. yaptığı kötülüğün hazzıyla (başkasına acı vermenin insanı mutlu ettiğini nietzsche vurgular) mükerrem'in sorusunu yanıtsız bırakmaz: "sen bana ne yapabilirsin ki?"
    --- spoiler ---

    “romanda her şey, nedenleriyle anlatılmıştı. nedenler olmadan da insan bir şeyler yapabilir.” diyor demirkubuz ama filmde meursault’nun işlediği cinayete benzer türden bir nedensizlik yoktu. seniha anlaşılır görünen bir sebepten, kapıldığı bir duygunun etkisiyle davranıyor.

    seniha suç ve ceza okuyor. yaptığım internet araştırmasında suç ve ceza’nın türkiye’de ilk olarak 1948 yılında basıldığını buldum. bu bilgi elbette yanlış olabilir, ayrıca doğru olsa bile bence film için bir sorun değil. bu durum mükerrem’in mesela kot giymesi gibi bir şey değil çünkü. daha çok tarantino’nun hitleri patlatarak öldürmesi gibi bir şey. tıpkı atatürk’ün, saatinin koruduğu kurşunla ölebileceği gibi; bir kitaptı, o yıllarda çevrilmiş olabilirdi. demirkubuz’un seniha’ya suç ve ceza’yı okutmasına takıldım yine de. “insan varoluşunu ele alırken nedensizliklerin de nedenler kadar önemli olduğunu düşünen biriyim. ben daha nietzschevari düşünüyorum.” diyen zeki bey’e ne gereği vardı bu sahnenin diye sormayacağım ama nietzsche’nin şu yazdıkları geldi aklıma: “sanatçılar her zaman bir ahlakın, bir felsefenin, bir dinin uşaklarıdırlar. en azından hep bir korunmaya, destekçiye, yerleşik bir otoriteye ihtiyaçları olmuştur.”
    zeki demirkubuz filmin dvd (ve avrupa) kopyalarından mevzu bahis sahneyi çıkarırsa arşivimdeki kıskanmak daha iyi bir film olacak.
    0 ...
  32. 107.
  33. çok az sayıda kopyayla, az sayıda sinemada vizyona girdiği için, pek de farkedilememiş olan zeki demirkubuz filmi. masumiyet'le, kader'le, üçüncü sayfa'yla, bekleme odası'yla çıtayı öyle yükseltmiştir ki kendi adına inşallah beklentileri karşılamıştır, karşılayacaktır*.
    0 ...
  34. 106.
  35. zaman zaman paylaşamamakla karıştırılan eylem.
    her konuda her alanda olabilecek yüce bir olgu.
    hatta zamanı mekanı ve konumu karmakarışık edecek duygu.
    söylenemediğinde insanın içini yiyip bitiren, söylendiğinde pişman edendir.
    0 ...
  36. 105.
  37. 104.
  38. upuzun tırnakların iç organlarınızı tırmalamasıdır.
    2 ...
  39. 103.
  40. toplam 24.000 kişi tarafından izlenerek, gişede hayalkırıklığı yaratmış zeki demirkubuz şaheseridir. festivallerde alacağı ödüllerle maliyetini kotarmasını umduğum filmdir.

    (bkz: sanat filmlerinin gişe yapmaması sorunsalı)
    1 ...
  41. 102.
  42. demirkubuzun tüm flmlerini seyretmiş bir demirkubuz hayranı, demirkubuzun insan ruhunu en iyi anlatan yönetmen olduğunu düşünen biri olarak yazıyorum...

    bir eksiklik var filmde diğer demirkubuz filmlerine göre, ama tam çözemedim.
    kıskançlığın nedenlerinin ayrıntılı irdelenmemesi, geçmişe çok fazla dönülmemesi, film sonundaki dış sesli sahne gibi çeşitli eksiklikler vardı.
    olaylara ancak filmin ikinci yarısında girilebilmesinden olsa gerek kıskançlık duygusunu sadece sonuçları üzerinden görüyoruz, kaderdeki masumiyetteki aşkı-kabullenmeyi anlatma, yazgıdaki, üçüncü sayfadaki psikolojik buhranı betimleme vs. yok, sadece kıskançlığın sonucu var. neden, nasıl vs. pek değinilmiyor, değinilsede ana omurgayı nedenler değil sonuçlar oluşturuyor. en büyük eksiklik bu kanımca.

    farklı bir film olmuş diğer filmlerine oranla. kamera fazla hareketli, fazla diyaloglu bir film. diyaloglarda diğer demirkubuz filmlerindeki derinliği göremedim, belki de bir daha izlemem lazım. kitabı okumadım, ama keşke senaryodan uyarlama yerine yazgıdaki gibi esinlenme olsaydı, diyaloglara demirkubuz eli daha çok deyseydi. berrak tüzünataçın o kadar sırıttığını dşünmüyorum, altından kalkmış bence rolünün, ama o genç çocuk cidden olmamış, ne mimikleri ne konuşma tarzı..yavan kalmış filmde. dediğim gibi keşke uyarlama yerine esinlenme olsaydı, o zaman daha bir güzel olacağından eminim.

    -spoiler-

    gerek afişlerle gerek güzellik-çirkinlik zıtlığına vurgusuyla iki bayan arasında beklenen bir gerilim var. film boyunca da bunu bekliyoruz. ta ki yalan şahitliğe kadar. niye yaptı ki bunu derken en son anlıyoruz durumu. güzel ve zekice olmuş.

    -spoiler-
    0 ...
  43. 101.
  44. ziyadesiyle özenilmiş bir film. bu yönden şaşırtıcı değil, demirkubuz bunu hep yapıyor. ancak bu sefer oyuncu seçiminde * yanılgıya düşmüş.

    --spoiler--
    seniha'nın suç ve ceza okuyuşu şaşırtıcı değildir. Zira Demirkubuz filmlerinde suç ve ceza'ya gönderme sıkça hem de çook sıkça yapılır. *
    --spoiler--
    2 ...
  45. 100.
  46. 1930'larin emo erkek modasini da tattirmi$ yapit. istemeden soruyor insan, ba$ka birini bulamadiniz mi deyu.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük