Orhan Pamuk'un son romanından 14 ay sonra çıkmış olacak olan yeni kitabı.
ilk aşkın hayatımıza etkileri üzerinde ilerleyen bir kitap olup 30 yıl öncesinin Gebze'sinde geçmektedir.
"orhan pamuk, yapı kredi yayınları'ndan çıkan yeni romanı kırmızı saçlı kadın'da bizi otuz yıl önce istanbul yakınlarındaki bir kasabada liseli bir gencin yaşadığı sarsıcı bir aşk hikâyesiyle, büyük bir insani suçun peşinden sürüklüyor."
204 sayfa oluşu ve hiçbir şekilde reklamının yapılmayışı ile beni şaşırtan kitaptır. beklemiyordum. güzel bir sürpriz oldu. okuduktan sonra entryi editlerim.
edit: okudum ama hakkında bir şeyler yazmaya dev üşeniyorum. rez aldım burayı nasılsa, elbet bir gün yazarım.
Nobel aldıktan sonra yazdıkları çok daha başarılı olan yazar Orhan Pamuk'un yeni çıkan kitabı.konusuna bakınca 'kafamda bir tuhaflık' kadar sevip sevmeyeceğimden emin olamasam da okuduktan sonra Entryi güncelleyeceğim.
orhan pamuk un yeni kitabı daha okumaya sira gelmedi guzele benziyor. tabii romanlarini okusak da orhan pamuk un kişiliginin pek hoşuma gitmediğini de burdan belirtmek isterim.
Benim adim kirmizi kitabiyla tanistim orhan pamuk la, daha sonra kar, masumiyet müzesi derken en sevdigim yazarlardan biri oldu.
Dün gece yeni kitabini bir cirpida okudum. Aylardir elimden bir suru kitap geldi gecti hepsi yarim yarim hala duruyor, cok surukleyici olmasindan mi yoksa dertsiz tasasiz kafamdaki mutluluktan mi hemencecik okudum bilmiyorum ama gayet tadinda bitirilmis ve yazilmis.
kuvvetli,kararli bir babamiz olsun, bize neyi yapip neyi yapamayacagimizi soylesin isteriz. Niye? Neyi yapip neyi yapamayacagimiza, neyin ahlakli ve dogru, neyin ise gunah ve yanlis olduguna karar vermek zor oldugu icin mi? Yoksa suclu ve günahkar olmadigimizi isitmeye her zaman ihtiyac duydugumuz icin mi? Bir baba ihtiyaci her zaman mi vardir, yoksa, kafamiz karistigi, dünyamiz dagildigi, ruhumuz daraldigi vakit mi isteriz babayi?
yok efendim ülkeyi ensest ilişki yumağı gibi göstermiş!? bilmem ne ne... sanki öyle bir şey yok. adam kafasına göre yazmış. sayın bardakçı fildişi kulesinden bir kaç tarih kitabı okuyarak ülkem insanının sosyolojik olmak üzere diğer her tür ''jik'' kavramını birbirine bağlayıp eleştiri,aydınlanma! olacağını sanıyor ama bilsin ki malum papyonluyla kokteyl partilerine katılıp iki ll'li entellerle bıdı bıdı konuşmakla olmuyor. sen kimsin orhan pamuk'u eleştiriyorsun!
klasik orhan pamuk üslubu. yine çok beğendim. başkalarının aksine şehname daha çok ilgimi çekti. okumadığım için hayıflandım. ama gel gör ki adam edebi diline,kelimelerle raks edişine, okurun en çok sevdiği olan merak ögesini inatla,illaki diri tutmasına bakmıyor da gidip ensesti çıkarıyor. çünkü ensest yok, ensest yalan?
murat bardakçı tarafından sert bir dille eleştrilen roman. adamın eleştirisinin sonuna kadar katılıyorum. hadi şimdi açıklıyayım.
orhan pamuk nobel ödüllü bir adammı? evet. orası doğru. şimdi bu romanı sırf orhan pamuk gibi bir yazar yazdı diye illaki içindeki her şeyin harfi harfine doğrumu olması gerekiyor. şimdi bu bizim türk milleti yazılana bakmaz, yazana bakar. yazan kişi kendi kafasından biriyse bu adam doğru yazmıştır. yok muhalif kişilerden biri yazdıysa yanlış yazmıştır mantığı var. şimdi murat bardakçı eleştirisinde şu noktaya dikkat çekiyor; ''böyle bir kitabı avrupa da yazmaya çalışan bir yazar 3 yıl hapis cezası yemenin eşiğinden son anda döndü ve kitap piyasadan toplatıldı'' şimdi zurnanın zart dediği yere gelelim amk. türkiye'yi özgürlüğü kısıtlanmış ülke olarak gören bazı armut beyinliler, yukarıda ki yazıdan yaşadıkları ülkenin ne kadar özgür olduğunu anlasınlar. hadi orhan pamuk eline yüzüne bulaştırarak nobeli bir şekilde aldı haklı veya haksız. ancak eleştiri sonuna kadar doğrudur.
Kafamda Bir Tuhaflık için senelerce reklam yapan Pamuk'un reklamsız birden çıkardığı kitaptır.
Daha okuyamadım ama yapılan eleştirilere bakarak şunu söyleyebilirim ki Orhan Pamuk kadar boş-beleş eleştirilen birisi daha yoktur.
Yorumlara ve eleştirilere sakın sanmayın. işin edebi değerini bir kenara bırakarak söylüyorum Orhan Pamuk kitapları bu şehri ve kendini birazcıkta olsa anlamak isteyenlerin muhakkak bakması gereken kitaplardır.
Tabii yazar Orhan Pamuk olunca en vasat kitap bile güzel ve akıcı oluyor.
Ensest konusuna gelirsek bir çok kişi 114. Sayfadaki ifadelere takılmış ama oradaki ifadeler hiçbir şey, hatta masum. Kitabı ayrıntılarına dikkat ederek okuyanlar(yani benim gibi) çok daha ağır ensest iğnelemeler olduğunu farkedecekler.
Ha analı-oğullu ensest ifadeler gerekli miydi bu kitapta? Tabii ki gerekliydi çünkü kitabın anlatmak istediği hikaye aslında Oedipus ve Rüstem hikayelerinin günümüz istanbul' una uyarlanmasından ibaret.
Tıpkı Mahmut Usta gibi okuyucuda bu hikayeyi duyunca rahatsız olur. Rahatsızlığın sebebi oedipus'un babasını öldürmesi mi? yoksa anasıyla yatması mı?
Veya Rüstem şah'ın kendi oğlunu öldürme sahnesinde acıklı olan şey bir babanın kendi oğlunu öldürmesi mi? Yoksa oğulun ölmesi mi?
Bu bakış açılarına göre kitabın anlattığı içerikte farklılaşıyor. Kitabın sonu her zamanki gibi muğlak. Çünkü yazar her iki hikayeyide kitaba uydurmuş.
Mevzu doğulu veya batılı olmakla da alakalı. Ya da ikisine de ait olamamakla. Kahramanımız ne gerçek babasını ne de Mahmut Ustasını kabullenmiyor.
Kabullendiği tek şey kendisi ve çıkarları. Tıpkı toplumumuzun her ferdinin yaptığı gibi.
Vs. vs.
Uzun uzadıya inceleme yazmaya gerek yok. Orhan pamuk seviyorsanız illaki okuyacaksınız ama daha kara kitap, yeni hayat gibi şaheserleri veya kafamda bir tuhaflık, benim adım kırmızı, beyaz kale gibi bu kitaptan çok daha sağlam kitapları okumadıysanız bence gereği yok okumanızın. O saydığım kitapları okuyun.