Kırmızı Oda'nın Yunanistan uyarlaması Storgi'den ilk tanıtım geldi.
Şubat 2022'de, dizinin Yunanistan'a uyarlanacağı ve 2022 içinde başlayacak diziyi Skai TV'nin yayınlanacağı duyurulmuştu.
Yapımcılığını OGM Pictures ve Acun Medya'nın, yönetmenliğini Olga Malea'nın üstlendiği yeni dizide Doktor Hanım karakterine Mariana Fpliotou hayat veriyor.
Hastalarının gizli kalması gereken sırlarını, "ama isim vermiyorum kiii" tadında savunarak gizlilik kuralını altüst eden psikiyatrın gizli sırları kullanarak yazdığı bir Acuntv dizisi.
Diziyi ilk izlediğimde "ben de böyle bir kliniğe gitmiştim" dedim kardeşime.
Geçenlerde merak edip gülseren budayıcıoğlu'nun sosyal medya hesabında dolandım, dolanırken bir yandan düşünüyorum yüzünü nerden hatırlıyorum, nerden? sonra, tv de denk gelip gördüm ondandır diye düşündüm. Daha sonra farkettim ki; meğer benim gittiğim klinik bu dizide anlatılan yermiş.
Farklı bir dr. Görüşmüş olsam da kendisine denk gelmiştim.
Şimdi daha farklı izliyorum diziyi. O merdivenleri ben de çıktım yıllar evvel. Oraya giderken bulunduğum ruh hali, yaşadığım hayat...
Yıllar geçti gitti fakat sanki dünmüş gibi ağladım bugün.
Sırf kumandaya uzanıp, kanal değiştirmeye üşendiğimden dolayı takılıp kaldığım, an itibarıyla migren ataklarımın başlamasına neden olan dizi aynı zamanda.
Yahu kendime bu kötülüğü neden yaptım ki gece gece, zaten eşek yükü kadar derdim var!
Dur şu sahne bitsin de kumandaya uzanayım diye diye, saatlerdir bir elimde meyve, öteki elimde mendil hönküre hönküre ağladım ayol!
Manyak mıyım neyim?!
Vallahi camı açıp, imdaaat diye bağırasım var, içim şişti sözlük!
Izlediğim ve etkilendiğim bir yapım oldu.
Saçma sapan "ay terapi öyle olmaz böyle olur" "ya psikiyatrist çay kahve mi içer" vb diye çamur eleştirmenleri gelmeden ben düşüncemi belirteyim; öncelikle dizinin amacı bize psikoloji dersi vermek ya da terapi seansları nasıl verilir? Sorularına yanıt vermek değil.
Dizideki hikayelerin tamamı gerçek ve toplumumuzda en yaygın görülen sorunlar ve bu dizi bize ne yaşadığımızın farkındalığını yaratmaya çalışıyor, kendimden paylamam gerekirse; karısına ve çocuklarına şiddet uygulayan Mehmetin bu öfkesinin nedeninin babası ve abisi tarafından gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddet olduğunu görünce kardeşlerimi kızıp azarlarken bunları neden hiç düşünmeden bilinçsizce yaptığımı düşündüm, yani Mehmet karakteri farkındalık uyandırdı çünkü şiddeti şiddetle bitiremeyiz.
Ailesi tarafından görmezden gelinip yalnızlığa itilen ve ilgi çekmek için şekilden şekile giren Alyanın, çocukken yaşadığı psikolojik olguların bütün hayatını etkilemesi çok korkuttu beni, acaba böyle bir şeye neden olabilir miyim diye düşünüyorum.
Kısacası bu diziyi izledikten sonra, kendi hayatını anlattıktan sonra bir daha öfkelenemediğini söyleyen Mehmet gibi dinginleştim ve şiddetten sevgisizlikten korkmaya başladım.
Yani dizinin asıl amacı da izleyicide bu duyguları oluşturmaktır, bilgilerinize.
depresif tiplerin uzak durması gereken dizi.
güzel dizi hoş dizi de, çok uçuk noktalardaki örnekler bunlar. bu yüzden de her insan kendinden bir şey bulabiliyor.
benim zihnim de duygularım da güçlü diyen otursun izlesin tabi.
Bana kalırsa bu dizi toplumu, ya da toplumdaki potansiyel "depresif" tipleri kötü etkiliyor/etkileyecek.
Misal kendimden örnek vermek gerekirse, benim gibi arıza tiplerin kendinden muhakkak bir parça bulduğu ya da inatla bulmaya çalıştığı bu dizide, ben kendi kendime soruyorum mesela. Ulan ben de mi bu adam gibi olacağım ya da, ulan ben de bu tarz şeyler yaşadım benim bu yaptığım olumsuz davranışlar ve boktan hayatım demek ki normal ve anlaşılabilir bir şey. Evet belki buraya kadar sorun yok ama sorun ettiğim kısım, bu kabulleniş süreciyle ilgili.
Tamam bunları ben de yaşadım demek ki böyle olacağım/tamam bunları ben de yaşadım demek ki benim de böyle davranmam normal gibi şeyler düşünebilir bu tip insanlar.
Şimdi kalkıp ne alaka niye düşünsünler diyenler olacaktır, ya da duyar kasma vs diyenler. En iyi yaşayan anlar, benim aklımın ucundan geçtiyse diğerlerinin niye geçmesin.
Misal ben şu adamın hani çocukluğunda sevilmeyen var ya, onu 5 dakika kadar izledim ve kapattım direkt. Biliyorum çünkü kötü bir etki yaratacak üzerimde ve üzerini örttüğüm çoğu konuyu da tekrar gün yüzüne çıkaracak.
Amannn derdini sikeyim be diyenler de vardır, hak veririm.
He tüm diziler bitti bu mu kaldı dert edecek hayır ama bu kadar tutulmuş bir dizinin bu yönünü de göstermek istedim. Hadi öperler.
Gülseren budayıcıoğlunun kitaplarına ilgi arttıran dizi. D&r'a gittim hiç bir kitabı kalmamış. Halbuki ben diziden çok önce öneriyle ekran görüntüsü alıp bu yazarın kitaplarını alıcam demiştim. Bulamadım,alamadım puf.
Ben ki boyle psikolojik deli filmlerini dizilerini bayila bayila ierim, beni bile alamadi ya icine gerisini bilmem. Ayrica sayin budayiciogluna buradan sormak istedigim bir sey var. Yahu bu kisiler hastanizken zaten kazandiniz, kitaplastirdiniz kazandiniz, kazaniyorsunuz, simdi bir de onlari senaryolara dondurerek ustlerinden para kazanmak evla midir?
Ne kadar güzel olsa da 2 buçuk saat dizi izleyecek vaktim yok.Cogu kişinin de yoktur herhalde. Artik bu 3 saate yakın dizi yapımlarına bir son verilmeli.