ilk bölümünü tv.'de denk geldi izledim. çoğu osman sınav yapımı gibi bu dizi'nin de birbiriyle zıt yanları var. yani hem çok iyi hem çok kötü. mesela iyi yanları aklıma geldiğince söyliyim.
-şu piç nazım denen adam çok ilginç bir karakter olacak orası kesin. adamı bayağı sevdim. şu çakma uzanların şantajları karşısında verdiği ayarlar bayağı eğlenceliydi. güveliklerle tartışmasında da bayağı güldüm.
-müziği güzel mesela. ilk aklıma gelen yer final sahnesiydi. oraya da yakışmıştı bu müzik ki final sahnesi de fena değildi.
-şu kılçık ali'nin fikir babası imamı oynayan adam ve kılçık ali'yi canlandıran tipler fena değil. malum bu imam olayı zaten osman sınav dizilerinn vazgeçilmezidir. daha doğrusu bir akılveren olmalıdır bu adamın dizilerinde. bu dizi'De de imam olmuştur bu arkadaş. benim açımdan dizi'yi güzelleştiren etmenlerden olduğundan buraya yazdım.
dizi'nin kötü yanlarına gelirsek eğer ;
-şu uzanların başı olan tekerlekli sandalye'deki adamın oyunculuğu bayağı kötüydü. hele hele piç nazım ayarı verip gittikten sonra çocuklarına ve kameraya olan bakışları beni gülme krizine soktu.
-dizinin deli yürek-küçük emrah çakması bir dizi olma ihtimali yüksek. hele hele şu flash back'deki anneye taciz olayı ve kardeşlerin küçük çocukla olan muhabbeti küçük emrah filmlerini aratmayacak cinstendi ki bu sahneyi osman sınav nasıl çekti aklım almadı. tamam bazı kötü işleri vardır da bu kadar rezilini de çekmeseydi keşke.
-şu pencerenin alt tarafında bir düzenek yoksa ya da en alt kat değilse köpek sarkıtma olayı da hiç mi hiç olmamış. sizin diziniz o köpeğin hiçbir tarafında olmaz malumunuz.
-dizi'Deki mantık hatalarını sıralasak burdan köyüme yol olabilir belki ama ben yine bir tanesini söyliyim. bu kadar sapık bir ailenin arasında o cansu denen daş ve iyi kalpli kızın yetişmesi mucize ötesi olmuş ve törkiş bir yapıma çok da yakışmış diyorum böyle bir alakasızlık. bundan sonrasını tahmin etmek çok da zor olmasa gerek. kılçık ali ile prenses cansu arasındaki aşk.
şimdilik hem iyi hem kötü tarafa sapabilecek bir dizi görüntüsünde. bundan sonrasını hep beraber göreceğiz zaten.
çok geç başladığı için artık izlemek isteme durumunu azaltmış dizidir. tanıtımları gına getirip de bir türlü başlamayınca, izelmek de istenmemiş dizidir.
fragmanlarından zaten merakla beklediğim ve umutlu olduğum ama başladığından haberimiz olmadan ailecek babamın önderliğinde zaping yaparken rast geldiğimiz "aa bu başladı mı ya" diye sevindirik olup vaktin nasıl geçtiği anlamadan izleyip ilk bölümü bitirdiğimiz bir osman sınav yapımı. özellikle tuğba nın cenkle birlikte olduktan sonra yaşadığı hezeyan ve günahkarlık duygusu ve babasını aradığı sahne, babasının eve geldiğinde onu öyle bulması... yalnızca senaryoda şu saçmalık dikkatimi çekti. kız arıyor babasına beni affet falan diyor, eve yetişmeye çalışıyorlar ama bir allahın kulu da evdekileri arayıp uyandırmıyor. evdekileri uyandırsalardı kız da asamazdı kendini. o baya bi saçma geldi, es geçilmiş önemli bir ayrıntıydı bence hele ki bir intihar vakası söz konusuyken...
onun dışında en çok ertan sabanın ve melike güner in oyunculuklarına hayran kaldığımdır.
herşey bir yana, 'gay ler nasıldı dedirten' çığır açan dizi.
işte bunlar da hayatın içinden, bize uysun ya da uymasın.
umarım bu gay arkadaşların, sahneleri mide bulandırmaz.
hafızın kızının intihar sahnesi çok saçma gelmiştir.Tamam kız intihar edecekte bari kılıf iyi hazırlansa dimi.
evde ablası, annesi var ve ikiside kızın ne geldiğini nede sesini duymuyolar.
artı baba eve gelirken evdekilere bir telefon dahi açmıyor.
Yanlış bir sahne kurgusudur vesselam.
intikam için büyük acı gerek. onu yaşatmak için ilk bölüm arabesk gittiler ama son sahnelerle bunun azalarak biteceğini gösterdiler.
ilk bölüm ile kızıltanlar'ın döktürdüğü dizi. savaş karakterinin oyunculuğunu elveda rumeli zamanından bilip gayet beğeniyorduk zaten. cenk ise o karakterin rahat tavırları çok iyi sergiliyor. babada, tam o eski mafya babası tavrı var yalnız değinmek istediğim ilginç bir konu var gay ilişkiyi bu kadar rahat anlatan ilk dizi sanırım ** .
onun dışında hafız çok kafa oyuyor. ilerleyen zamanlarda ömer baba gibi rolü azalır. bu başrolde ki herifden bu kalp seni unutur mu'da nefret ederdim. tamam oynadığı karakter kötüydü ama adamın kendisi de soğuk gelirdi. burdada başta çok soğuk geldi öyle boş boş bakıyor adam diye başladık diziye ama sonlara doğru aksiyon sahnelerinde başarılıydı.
uzun zamandır fragmanlarından takip ettiğim ve izlemek için listeye aldığım iki diziden biriydi. beklentimi çok yüksek tutarak geçtim başına, bu yüzden bir kaç nokta basit geldi.yani madem kız aradı, sen eve hızlı gitmeyi düşünene kadar karını veya diğer kızını arayıp uyarmayı denesene.senaryoyu bir şekilde rayına koymak gerekiyor tabi o yüzden bunu görmezden gelelim.
savaş kızıltan adlı karakter gerçekten hayran bıraktı kendisine. bir insan bu kadar pisikopat ve sempatik olabilir heralde dedirtti. aga lafına bile ısınmaya başladım yani.tutacak gibi duruyo hadi bakalım.onun dışında bugünlerde aklımda yer etmiş olan ölümü ele almaları birkez daha düşündürmüştür.insan hayatı gerçekten değerli be kardeşim.
oyunculukları ve müziği için bile izlerim dediğim dizidir.ilk bölüm olmasından dolayı çok fazla savruk bi senaryo gibi gözüküyo olabilir ama 1-2 bölüm sonra toparlanıcağını düşünüyorum.izlenicektir mutlaka.
altın günü,dolar günü,euro günü,alüminyum gününden sonra kadınların aralarında yaptıkları ve birbirlerine
kılıç getirdikleri gündür.
"ayy bu günü en son ben alayım topluca bana gelir bütün kılıçlar en son.ilk alınca günü dağıtması zor geliyoo sonra.
ayy bu sene de kılıç pahalanmış girmesemmi güne acaba."şeklinde klasik gün kadınları tarafından kurulacak olası cümlelere gebe olan gündür kılıç günü.*