eskiyen ve değiştirilmemesi konusunda ısrarcı olunan eşyaları ya bilerek ve isteyerek bozardım ya da kesilecek bir şey ise makasla keserdim. yaptıklarımın hiç birini de inkar etmez (zaten nasıl inkar edeyim suçlayacak kardeşim mi var?) annem niye yaptın diye sorduğunda 'çok eskimişti, senin de değiştireceğin yoktu' derdim. annem beni bu huyumdan vazgeçirmek için bir yatak örtüsünü boydan boya diktirip yamalattı ancak o yamaları da kestim, en sonunda kullanılamayacak duruma geldi ve değiştirmek zorunda kaldı. bunun gibi pek çok vukuatım var.
ancak bunların yanı sıra bazılarını tamir edip yıllarca kullanmaya devam ettiklerimizin varlığı da işin bir başka boyutu. içinde sıkışıp yanan saçlar nedeniyle sık sık ısınıp çalışmayı durduran saç kurutma makinesinin içini açıp temizleyip geri toplamışlığım var mesela. ve hala o makine yavaş da olsa çalışıyor.
Bir yere misafirlige gitmiştik o yerde karşı komşunun odunluğuna girip yakmıştim. Kızı gördü tabi yangın çıkamadı söndürdüler. Ulan yangın çıksa evin altı fırın gibi olacaktı içerde kiler pisecek ev yanacakti.
Gece konduda oturuyorduk biz. Yan komşumuzun köpeği vardı. Köpek zincirle bağlıydı. Bende arkadaşlarımla köpeğe taş atıp kaçardım. Bi gün köpeği bağlamamışlar iyi koşmuştuk. Zaten bu olaydan sonra köpeklere bulaşmadım.
Küçükken yolları tuzladıklarında ben de tuzlayayım bakalım ne olacak deyip karın üstüne yemek tuzu bocalamıştım. Sertleştiğini fark edince bunu kartopu savaşlarında kullanmaya başlamıştım.
Caminin bahçesindeki insanlar teravih namazını kılarken torpil atıyoduk arkadaşlarla hatta bu olayı her akşam gerçekleştirdiğimizden en sonunda caminin en arka safındaki dayılar pusu kurmuşlar amk. Tam rükuya eğildiler torpili ateşledim iki tane dayı namaza durmamış meğer adam arkasını bi döndü hemen kolumdan tuttu diğer dayıda sağlam bir tokat attı sonra hemen namaza durdular. O günden sonra imana geldim ve namaza başladım.
Okulun yanındaki bakkaldan cips,kinder,gofret ne kadar abur cubur varsa alıp hesaba yazdırmıştım eve gelince annem sakince buraya gel dedi kesin anladı dedim içimden sonrada hortumla öyle bir dövdüki beni.
ablanın özene bezene alıp saklayıp biriktirdiği Gökhan özen posterlerini falan çalıp okuldaki mal kızlara satmak. gerçi piçlik değil bu biraz ticaret zekası idi.
sokaktan geçenlerin kafasına camdan tükürmek ve su dökmek.
araba tekerleklerinin siboplarını söküp, almak.
elbetteki zillere basıp kaçmak.
devamlı bisikletiyle hava atan bir veledin bisikletini alıp kaçırmak, 1 gün boyunca saklamak.
silgi tozu savaşında silgi tozunun içine türlü iğrenç kokan maddeler ekleyip karşı takımı leş gibi kokutmak.