hangi lisede kızlar ellerinde kırmızı ojelerle geziyorlar,liseyi ancak haziranın 2.haftasına kadar doğanlar 18 yaşında bitirebildiklerine göre ki bu şekilde bile ehliyetlerinin olması imkansız tabi sınıfta kalmamışlarsa,nasıl oluyo da hepsi araba kullanabiliyor. madem türk versiyonu olacaktı,bizim liselerimizi anlatsaydı.
(#8479898) kehanetim yavaştan da olsa doğru çıkmaya başlıyor. nitekim sözlüğümüz küçük sırlarla dolmaya başlamıştır efenim. haberler doğruymuş demekki. adamlar baştan gossip girl'ün kopyasını götürünce kanal d'ye "abi bunlar emmeli gömmeli şeyler, türkiye henüz bu kadarına hazır değil yavaş yavaş alıştırmalıyız" deyince bunlarda böyle küçük sırlar yapmış işte. ne gossip girl'ün xoxo'su var, ne blair blair (aslında kızı ayşegül ve arzu olarak ikiye bölmüşler gibime geldi). serena şeytanın önde gidenidir, su masum bebek mübarek. aslında çoktan sinir oldum bu yönü ile kendisine. bence gossip girl yakıştırmasını kullanmamak lazım. alakası yok uleyn. bir tek olursa chuck nam-ı değer chat (ki bence çeti'den çet) olur. bir o orijinali gibi abi.
izleyicilerinin büyük kısmına ' iyi ki fakirim ' dedirten dizi. ayrıca her sahnesi ahmet selçuk ilkan' ın hayat bir televole masalı değildir kızım' lı şiirini anımsatmaktadır. aşk-ı memnu' nun sırlarını küçük kadınlar' ın acılarını biraraya getirmişler ortaya bu çıkmış. (bkz: napalım buna da şükür!) iyi ki varoşum, iyi ki okula iett ile gidiyorum ve iyi ki twitter' ım yok...
sadece çok basit bir soru sormak istiyorum; niye bu kadar kolpacı bir milletiz lan biz? orjinali orada varken niye aynısını yapıyoruz? bu ülkeden sinema televizyon diye bir bölüm neden var? o kadar mezun adamdan yaratıcı bir fikir çıkmıyor mu? şaka gibi lan.
izledim ilk bölümü. nasıl seviştireceksiniz bakalım bu insanları merak ediyorum.
lan o değil de dan' in türk versiyonunu çok iyi bulmuşlar, aynı dan lan. yalnız dan orada senaristti sanki, bakalım bizimki neler yazacak? muhtemelen cezmi ersöz' ün lise yıllarıdaki hali gibi bir şey olur bizim dan' den. bol acı, bol arabesk, bol melankoli...
abi seyretmeyin şu diziyi de tutmasın lütfen. bir kere taklit ve inanılmaz yapmacık bir yapım. talep görmememesi gerektiğine inanıyorum. türk gençlerinin birçoğu özenmeye yer ararken sebebi bu dizi olmasın.
hiçbir şey hakkında yorum yapmicam, ama birkaç şey hakkında yapmadan da duramayacağım sanırım.
- sinem kobal. neden bu kadar rol özürlü hala çözemedim. bir odun bile senelerdir dizilerde oynasaydı, bu kızdan daha iyi mi rol yapardı bilmem? "dadı"dayken bile daha iyiydi bu kız ya? git gide kötüleşir mi bir oyuncu, iyileşeceği yerde? ben bu kızda bunu görüyorum. maalesef sinem kobal'ın oyunculuğu bir facia. yani, böyle bir dizi için bile çok yetersiz. oyunculuk diye bir şey yok. sadece orda duruyo, kamerada çekiyo gibi. başka da bir şey yok.
- arzu denen kızın oyunculuğu da çok berbat ayrıca.
- bi de şu sarışın, götten bacaklı kız. hatırlarsınız, eskiden aliye'de de oynamıştı. nejat işler'in küçük kızkardeşi rolündeydi. o zamanlar bebeydi tabii. şimdi büyümüş de mini etekli liseli olmuş haspam.
yalnız bu kızı da oldum olası sevmedim zaten, burda da farklı değil. ağzını büze büze konuşması beni oldum olası itiyordu. burda liseli kıyafetiyle daha iğrenç olmuş. şöle ağzının ortasına iki tane patlatasım geldi.
- ayşegül'ün çoraplarına bittim. yalnız o çoraplarla eğitim veren liseye daha çok bittim.
- şu kısa saçlı kız. "ayşegül beni seviceksin" diyen. bence en iyi performans onundu.
- fakir kardeşler o kadar fakirler ki, fakirlikten i-phone kullanıyorlar.
- su'ya cam bi asansörün içinde tecavüz etmeye kalkan adamın kafa güzeldi herhalde? ya da senaristler bu sahneyi yazarken onların kafa güzeldi?
- su tecavüzün eşiğinden döndü, babasını fahişelerle bastı, kafasını vurdu ama hala ölmedi.
sonunda da havuzun içine düştü. ama boşuna sevinmeyin, ölmez o.
- duyduğum en berbat kötü kalpli zengin repliği; "çet'i geçemezsen seni kovarım!"
- bu arada çet ne lan?
aslında bu dizinin en öncelikli sorunu başrol oyuncuları bence. başta sinem kobal olmak üzere.
dün akşam ilk bölümünü izleme gafletinde bulunduğum ve gossip girlün yanına bile yaklaşamayacağına kesin karar verdiğim dizi. tek dileğim bu bölümün, dizinin ilk ve son bölümü olması.
herkes gibi olan ama kimseye benzemeyenler mi ne öyle bir söz vardı.bu mu yani şimdi milletten yurdum öğrencisinden farklı olan.mini etekli kızlar bmw arabalar uyuşturucudan kriz geçiren genç.amaaan yeter lan yemeyin artık bizi.rahat bırakın.
şu lise ve liseli konusuna bir açıklık getirelim. kadıköy anadolu lisesi mezunuyum. alkol de alırdık hacı, sigara da içilirdi, giyim de bu dizidekinden daha da serbestti, oje de sürerdik, saçlar da boyalıydı, yiyişenler de olurdu. arabası olanlar da vardı. liseler 4 yıla çıkarıldığından mütevellit mezun olma yaşı 18dir artık ülkemizde. bunlar da son sınıftaysa 18 olma ihtimalleri var -ki 16 yaşında olan biri kendi üstüne bir araba varsa, sadece kendi arabasını sürmek şartıyla araç kullanabilir. sığ olmayın arkadaşlar. bütün liseler mahallenizin lisesine benzemez. kaldıki devlet okuluna gidiyordum ben. bir de özel olsa, neler serbest olmaz.
onaylıyor muyum? hayır. dizinin çakma olması iyi birşey mi? hayır. diziyi izlemeyeceğim anlamına mı gelir? hayır! dün kaçırdım, internetten izleyeceğim. beğenmeyen izlemez. lost da izliyorum ama herkes lost izlemek, sevmek zorunda değil. kimi de yaprak dökümü sever. ilk bölüm. 6 sayfa entry. kötü bi dizi yapsam da 6 sayfa entry girilse, sadece bir sözlükte.
Hayatı boyunca kimseyle çıkmamış, ağzına içki sürmemiş, doğru düzgün arkadaşı olmamış, bar görmemiş, sevgilisi ile kafayı çekmemiş, sürekli nenesiyle takılan kızın(sinem kobal ın canlandırdığı karakter) eline aldığı içki şişesini fondip yoluyla tükettiği ilginç dizi.