başrolünde cüneyt arkın olan eski bir türk filmi. bizim kara cüneyt, proftur ve bir öğrencisinin ablasını sever. aslında ablasını sevmez, öğrencisini sever de işte. hep içinde küçük öğrencisi kalır. sakal makal büyütür. bir de teknesi olur. adını küçük sevgilim koymuş.
olm bakın üniversite dedik. hemen pedofiliye vurmayın amk.
bu şarkıyı değiştirmişlerdi. çok az bir kısmını hatırlıyorum.
benim küçük sevgilim
sen bana neler yaptın
sıçtım, kilolarca
...
sanırım böyle bir şeydi.
şarkılar sadece hatırlattıklarıyla yer ediyorlar hafızamızda. yani seneler geçse bile biz sadece bir anı hatırlıyoruz. şarkıyı kimin söylediği, kimle söylediği ve yahut klibinin nasıl olduğu önemini yitiriyor biz kendi klibimizi çektikten sonra.
sadece bir an... üç sene önceye ait bir an.bir kadın ve bir adam taksim metrosunda elele ayrılıklarını bekliyorlar. adam mırıldanıyor şarkıyı sevgilisinin gözlerine bakarak. kadın olacaklardan habersiz sadece o anı yaşıyor, mutlu hem de çok. hatta öylesine bir mutluluk ki bu bir daha o kadar mutlu olamayacağının bilincinde. gelen trenin uğultulu sesi bozuyor mutluluğu, ayrılıyorlar.
"benim küçük sevgilim
sen bana neler yaptın
böldün parça parça
onlar bilmez onlar bilmez
bakarlar yüzüme
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi"
son şarkısı oluyor bu şarkı o aşkın.adam gittiği yerden hiç dönmüyor bir daha, kadın da beklemiyor gideni. adam hatırlamaz o anı ama, kadın hiç unutmuyor.birkaç saniye sadece hemen unutulurmuş gibi, ama unutulmuyor. sadece bir an, başka hiçbir şey yok hafızasında gidenden kalan.
sübyancı aşığın olayı şirinliğe dökme çabasıdır. *
ama burhan çaçanın liseli şarkısında ki "kısacık etekli dar elbiseli" sözlerine destek çıkabilecek potansiyel insan olabilir. *
mor ve ötesi' nin güzelliklerinden biridir. her ne kadar hüzünlü de olsa sevgiliyle dinlenilecek bir parçadır. bazen kalbi sızlatır, bazen yüzde bir gülümsemeye neden olur.