oğlu Elyasa’ya birinci yaş günü hediyesi olarak 2 trilyon değerinde ev almış. o değil de bunun bir de tayfun diye oğlu yok mu? ona niye ev filan almıyor?
evlenip bir bebek sahibi oldu ve ikide bir bebeğinin doğum gününü, park gezmelerini, sevgi gösterilerini fotoğraflayıp kamuoyuna sunuyor. ama bebeği onun birinci değil ikinci çocuğu ve o bunu unutmak istiyor hatırlamak istemiyor gibi bir görüntü veriyor. ve benim gibi öksüz ve yetim büyümüş veya ebeveynleri tarafından terkedilmiş bütün insanların kalplerinde ilk oğlunun o fotoğrafları gördükçe babasının kendisine olan ilgisizliğine şahit oldukça, daha doğrusu emrah'ın kendisi tarafından bütün insanların önünde şahit edildikçe ilk ve sevilmeyen oğlunun duygularının empatisi yeşeriyor.
emrah'ı ve yeni doğan bebeğiyle aile mutluluğu verdiği tüm pozlarını gördüğüm zaman büyük oğlunun neler hissettiğini çok iyi anlayabiliyorum. babasının ona böyle bir şeyi yaşatmaya hakkı yok diye isyan ediyorum ve büyük oğlunu hiç tanımasam da emrah hakkında yaradana hiç te iyi dilekler göndermiyorum.
eğer bir gram vicdanı varsa büyük oğlunu da hayatına alsın, almayacaksa da böyle nispet yapmasın buna hakkı yok, yazıktır günahtır.
Konser sonrası hayranı ile ilişki yaşayıp çocuğun ondan olmadığını inkar eden acıların çocugudur. Bir mekana giderken sırf valeye para vermemek için arabasını bir kaç sokak aşağı bırakan tip.
bağırıp ağlayıp tepinip çok deli servet yapmış kürt asıllı şarkı söyleyen twitter hissedarı.
bu ülkede insanlar tersanelerde,boyahanelerde, köpeği bağlasan durmayacak iğrenç fabrikalarda 3 kuruş ekmek için hayvanlar gibi çalıştırılarak ömürleri ellerinden alınırken, sallanarak şarkı söyleyen bu kişinin bu serveti yapması kimseyi rahatsız etmiyor olsa gerek. boşa yazıyorum aslında ama en azından kayıtlara geçsin : sokayım böyle adalete.
varoluş sosuna bulanmış bir nihilizm. insan acı çeker. iç evreninden dünyaya açılan kara delikten geçmeye çalışır. anlam arar. ama bazen faydalar faydasız, imkanlar imkansızdır. noktalı vürgülden sonraki bölüm ise belki de türk müzik tarihinde görece kavramına, izafiyet teorisine bırakın atıfta bulunmayı, direk kafa atan tek bölümdür.
saat 04:00 da bana yazdırdığın şu şeylere bak emrah allah belanı versin senin e mi?
edit : ha buarada yazacağın şarkı sözünü de sikeyim tamam mı abicim? bi açıklama getiricem diye düşünüyorum gecenin bi yarısı
yıllarca bu herif yüzünden adımdan nefret etme sebebim.
sene 1985, gözlerimizi yarım açmışız...
tam o gün haberlerde bir orta okul çocuğu, öğretmeninden yediği dayakla komaya girmiş.
annem duygusal kadındır çok üzülmüş çocuğa, babam da edebiyatçı, halk ozanlarına bayılır, erzurumlusu var ercişlisi var demiş.
nüfus memuru da koydum gitti ulan şeklinde hayırlı olsun vatana millete deyince adımız olmuş emrah.
e şimdi ben sana ne diyim be adam, bunca hikayesi olan bir ismin başına küçük gelip, senelerce "kooooşşşşş" diye sonuna nidalar ekleniyorsa ben sana küfür etmiyimde kime edeyim?