haburdan gelen katillerin, pkk'lıların davul zurna ile serbest kalması ile devam eden abd destekli açılım.
zira o katiller apo'nun emri ile geldik dedi, akp'nin dtp ortaklığı sayesinde kurulan tezgah sayesinde serbest kaldı.
daha rezil olan bu teröristler parti il binaları açıp, futbol maçlarında şeref!! tribününde oturur oldu.
akp ve akp'liler gurur duyuyordur eseri ile herhalde.
(bkz: dostum kürt açılımı demişsin ama bu pkk açılımı çıktı)
türkiye gibi ülkelerde değişimler ya da insan hakları konusundaki iyileştirmeler hiçbir zaman aşağıdan yukarıya doğru kanalize olan bir baskı sonucuyla gerçekleşmemiştir. daha doğrusu(varsa) bu baskı, değişimin zamanına karar verememiştir. genelde devlet adına şartların olgunlaşmasıyla vuku bulmuştur. aslında bu yaklaşım tüm devletler için geçerlidir. yani kollanan an, değişimin getireceği menfaatler bütününün maksimum seviyeye ulaştığı zamandır. devlet adına diyorum çünkü sadece insan merkezli bir düşüncenin tezahürü olmadı maalesef değişim. devlet mentalitesine göre atılacak bir adımın mümkün olduğu kadar çok olumlu getirisi olmak zorunda. bazen bu getiriler arasında kendimizi de bulabiliyorsak özgürlük hanemize bir çentik daha atabiliyorsak ne mutlu bize.
bu açılımın abd ve avrupa birliği baskısından tutun da iç dinamiklerin gazını almaya kadar geniş bir yelpazede değerlendirilmesi muhakkaktır. ama bu başlıklar uzunca süredir masada beklemesine rağmen türkiye'nin sorunları giderme konusunda harekete geçmesine yeterli olmamıştır. tabi şimdiye kadar. ben şahsen kürt açılımı adında hareket kazanmış bu değişimin abd'nin 2011 yılında ırak'tan çekilme planlarıyla paralellik gösteren bir gelişmenin doğrultusunda, türkiye cumhuriyeti'nin bölgede izleyeceği stratejinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşündeyim.
konuya yakın olan herkesin bildiği ve tahmin ettiği üzere abd'nin çekilmesiyle bölgede köklü değişiklikler yaşanacak kaçınılmaz olarak. hatta bu tahminler arasında en güçlü olanı ırak'ın bölüneceği düşüncesi. ama böyle bir gelişme anladığımız kadarıyla başta abd ve türkiye olmak üzere bölgenin diğer aktörleri için en iyi seçenek gibi durmuyor. bölünse de bölünmese de her halükarda çekilen abd için bölgede çalışabilecek en iyi stratejik ortak hiç kuşkusuz türkiye'dir. haliyle olabilecek her durumda bölgede etkin olmak isteyen türkiye abd'li bir tercihe sıcak bakabilir ve gerektiğinde bakmıştır da. her seçenekte ıraklı kürtlerin komşu olması gerçeği göz ardı edilemiyor elbette.
"ıraq and the kurds: trouble along the trigger line" adlı bir rapor yayınlanmıştı. international crisis group imzalı bu rapora göre;
-- spoiler --
abd'nin çekilmesinin kürdistan bölgesi de dahil tüm ırak için felaket getireceği konusunda kürt liderler fikir birliğine sahip. kby'nin peşmerge bakanı şunları söylüyor: "abd askerleri çekilir çekilmez ırak'ın tamamı felakete uğrar". mesrur barzani daha da ileri giderek şunları kaydediyor: "amerikalılar giderse ve ırak'ın sorunları çözülmemiş olursa bu, tüm bölge için felaket olur ve daha çok sayıda askerle geri dönmek zorunda kalabilirler"
.
bağdat ve komşu devletler karşısında doğrudan koruma sağlayan abd'nin desteğini kaybetme ihtimali ve maliki hükümetinin kby'nin bazı toprak kazanımlarını tersine çevirme girişimleri sonucu kürt liderler, sözkonusu komşu devletlerden biri olan türkiye'yi tek muhtemel alternatif olarak görmek zorunda kalıyorlar.
.
şaşırtıcı şekilde bu gelişmeler, osmanlı sonrası türkiye'nin hak iddia ettiği eski musul bölgesi olan "musul vilayeti" fikrini yeniden canlandırdı. ne var ki bu kez itici güç türk milliyetçi çevrelerinden değil, üst düzey de dahil olmak üzere kürt tarafından gelmekte. bir kby bakanı şunları kaydediyordu: "bağımsız olmak hakkımız, fakat bu olmazsa ben türkiye ile olmayı ırak'la birlikteliğe tercih ederim. çünkü ırak demokratik değil". ona göre tek çıkış yolu, "kürdistan bölgesinin yeni musul vilayetinin parçası olarak türkiye'ye, türkiye'nin de kendi içindeki kürtlerin durumuna bir çözüm ile birlikte ab'ye katılması".
-- spoiler --
aynı raporda kby başkanının özel kalem müdürü fuat hüseyin'in "kürtlerin, büyük ihtimalle sürekli savaşların ve bölgeden gelen müdahalelerin pençesinde kalmış, büyük ölçüde yetkilerini yitirmiş bir ırak'ın içinde kalmakla birlikte, türkiye ile ittifak kurmaktan başka seçeneklerinin olmadığı" açıklaması da var. gerçi birleşme konusunda türkiye "daha fazla kürt nüfusunu resmi olarak içine almasının arzu edilir olmadığını ve siyasi açıdan tahayyül edilemeyeceğini" belirtiyor isminin açıklanmasını istemeyen yetkililer vasıtasıyla.şimdilik..
yani her durumda türkiye de ıraklı kürtler de istese de istemese de ilişkilerini şu anki konumundan ileriye taşımak zorunda olduklarını biliyorlar.
konu dağılmaya başlamadan bitireyim en iyisi. türkiye cumhuriyeti bölgede hangi stratejiyi uygulama kararı alırsa alsın öncesinde mutlaka kendi topraklarındaki kürtlerle ortak bir zeminde buluşmak durumunda olduğunun farkında. mesele bunun nasıl olacağı.
eşeğin amına su kaçırmaktır. türk milletinin kürtlerle bir sorunu yoktur. kürtçülükle pkk ile bir sorunu vardır. mevcut hükümet yani akp bunu görememiştir. siyasi amaçları için eşeğin amına su kaçırmıştır.
bir yandan gerekliydi çok iyiydi diye düşündüren bir yandanda sen kimsin ki bu insanlara işkenceler yapıp onları asimile edip, yasaklar koyuyorsun, kimsin ki bu insnaların nasıl yaşayacaklarını belirliyorsun sonrada "iyilik" yapıyorsun dedirten açılım. açılımla gelmemeliydi bu özgürlükler, "demokratikbir ülkede" zaten olmalıydı
bir gün maymuna bir şeftali vermişler. şeftaliyi önce almış arkasına götürmüş, ondan sonra yemiş. sormuşlar maymuna:
- "niye şeftaliyi arkana götürdün?"
maymun cevaplamış:
- "vallahi geçen gün bir şeftali yuttum, çekirdeğini çıkaramadım. çekirdeğini çıkaramayacağım şeftaliyi yememek için arkama tuttum."
devletin; uzun süredir var olan sorunu farklı bir stratejiyle ve insancıl bir durumla çözmek istemelerinin sonucunda gerçekleşmiş toplumsal bir müdahaledir. fakat bu müdahalenin istismara uğratılmasıyla birlikte toplumsal bir kaosa dönüşmüştür.
siyasi konularda ileri görüşlü olmak için tarih bilmek şarttır.
şöyle ki ufak bir örnek verecek olursak lale devri ıslahatları sırasında yönetim ve halk arasında büyük bir kopukluk vardı , çıkan isyanların en büyük sebebi halkın ıslahatlar hakkında yeterince bilgilendirilmemesiydi.
bu gün konumumuz çok mu farklı ? nedir bu açılım ? neye yarar ? nasıl işler ? hiç birinden haberimiz yok üstelik şu açılım konusu açıldı açılalı bir b*ka yaramamış , hiçbir getirisi de olmamıştır. ak parti hükümetinin yaptığı en büyük hatadır.
olmayan açılım. valla aylardır takip ediyorum göremedim somut birşey. nerde lan açılım? ali şenle rıdvan dilmeni kahvaltıda toplayıp "bu süreçte spor adamlarının da desteği gerekiyor elimizi taşın altına sokalım" demekle bir bok olmuyormuş demek ki. yok açılım falan anlayın artık. bunlar güzel oy toplama taktikleriydi, güneydoğudaki devasa nüfusa yapılan. işin ilginç yanı, bu "açılım" kelimesi telaffuz edilmeye başlandığından beri terörist saldırılarda artış da var. e hani terörü bitirecekti bu açılım? olmayan birşeyle halkı uyutmak bu olsa gerek. hala çıkıp, "açılımı desteklemeliyiz, anaların ağlamasını ancak böyle durdururuz" vb. açıklamalar yapanlara bir çift sözüm var: bi siktir git!
Terörist'in pazarlıktan anlamadığını , teröristin tek anladığı şey'in G3 'ün sesi olduğuna inandığım birçok yazarın karşı çıktığı açılım altındaki yalanlar bütünüdür.
pkk şehirlerde tekrar haraç almaya başladı, uyuşturucu trafiğine tümüyle sahip oldu akp sayesinde. militanlarda aklandı davul zurnayla karşılandı.
ey ahali! akp sayesinde pkk lı olmak suç değildir. apo posterini taşısanız bile "suçu ve suçluyu övmek" cezasına çarptırılmazsınız. adam öldürmediğiniz mühletçe bu memleket için her türlü habis düşünceyi barındırabilirsiniz.
("sayın abdullah öcalan fikirleri yüzünden değil aldığı kelleler yüzünden hapis yatıyor."-hz.tayyip/2000)
ama hükümet için darbe düşüncesinde bulunursanız dakkada tutuklanırsınız.
"balyoz"un tersi kime girdi bilmem ama; bu memlekette pkk yı açıkça destekleyip her istediğini yapan bir hükümet var.
kürt açılımı diye dağdaki pkklıları indirdiler. sonuç; tüm kürtler pkklıdır oldu. kürt halkını kışkırtmak ve türk halkını, kürt halkına karşı nefret duymasına sebep olmuştur. Yıllardır kardeşçe yaşayan halkı birbirine düşürmüş açılımdır.
bu açılım sevdalılarının gazze'de gösterdikleri o duyarlılıkları(!) neden terör saldırılarında göstermedikleri açılımın aslında asıl amacını ortaya koymaktadır..
bir tane kafam var o da açılım sevdalılarına girsin. emin ol iki olsa, onu da seve seve sokarım.
geç başlatılmıştır. akp hükümeti, 2002-2007 arasında "biz geldik terör bitti bakın" modunda gezmeseydi, çok iyi bir fırsattı o yıllar. şimdi terör tekrar hortlamaya başladı, açılım yapacağız dediler, onu da tam yapamadık, pkk da varlığını tehlikede gördü ve gücü vardı, 1 haziran'da saldırılara başlayacağını açık şekilde beyan etti. dediğini de yapıyor. büyük şehirlere de saldırı yapacaklarını belirtmişlerdi, onu da 22 haziran 2010 tarihinde yaptılar ilk. pkk güçsüzken, ortalıkda savaş çığırtkanları, kan meraklıları yokken yapılmalıydı her ne yapılacaksa çözüm için. şimdi artık çok geç. giderek büyüyen terör ve kan yumağında yaşamaya çalışacağız.
akp'nin tarihi hatasıdır. bdp'nin ve apo'nun oyununa gelmiştir. an itibariyle akp'de açılımı ne yapacağını şaşırmıştır. vazçgese bir türlü devam etse öbür türlü. "kürt açılımı yaparsak terör biter" mantığı yanlıştır. "terör bitmeden kürt açılımı olmaz" mantığı daha doğrudur. hükümet, tsk'nın ihtiyaç duyduğu yetki ve silahları temin ederse terör çok kısa bir sürede büyük darbe alır. özellikle atak helikopterlerin bir an önce alınması şart. ikinci olarak bazı yetkiler tsk'ya geri verilmeli. sonrası kolay. pkk'nın eli güçlüyken kürt açılımı türkiye'ye büyük zarar verir. veriyor da zaten.
bu açılım adı verilen hede sayesinde terör karadeniz bölgesinde dahi şehir içi yapılanma fırsatı bulmaktadır. çok değil pek yakında karadeniz halkı pompalı tüfekleriyle dağlarda domuz yerine bu orospu çocuklarını avlayama başlayacaktır. hükümet bunu göremiyor olamaz. ee o halde? bu ne biçim plan böyle!