bir ısınma türüdür.
- sizin apartmanda kullanılan ısıtma sistemi nedir?
- bizde merkezi sistem kullanılıyor.
- biz kombi ile ısınıyoruz.
- biz hala soba ile idare ediyoruz.
- bizimki en son sistem: küresel ısınma.
CO2 ve ısıyı tutan diğer gazların miktarındaki artış, atmosferin ısısının yükselmesine sebep olmaktadır. Bu da küresel ısınma olarak ifade edilir. Bu durumun, buzulların erimesi ve okyanusların yükselmesi gibi ciddi sonuçlar doğuracak iklim değişmelerine yol açmasından endişe edilmektedir.
insanların çeşitli faaliyetlerinin küresel ısınmaya katkısı şöyledir:
Enerji kullanımı %49,
Endüstrileşme %24,
Ormansızlaşma %14,
Tarım %13'tür.
Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terimdir. Bu olay son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır.
Dünya'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2)°C artmıştır. iklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, "son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkiler oluşturduğu" yönündedir [1].
Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir. Karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, güneşten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir.
Su buharı, diğer sera gazlarından farklı olarak güneşten gelen radyasyonun şiddetine ve gezegenin ortalama ısısına göre sabit olan bağlı bir değişkendir. Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir. Ancak diğer sera gazları, yer yer bağımsız değişken olarak küresel ısınma üzerinde aktif bir etki yaratabilirler. Örneğin karbondioksit, yoğun volkanik etkinlik sonucu ya da insanlar tarafından fosil yakıtların yakılmasıyla yoğun olarak atmosfere salınabilir. Bu durum, gezegenin ortalama ısısından bağımsız olarak ortaya çıkabilen ve ortalama ısının artması sonucunu doğuran bir etken olarak işlev görür.
Bugün için bilim çevrelerinde küresel ısınmadan başat rolün atmosferde karbondioksit oranının artmasına bağlanmaktadır. Her ne kadar atmosferdeki karbondioksit,
yeşil bitkilerin fotosentez olayında,
karbondioksitin litosfer yüzeyinde suda çözünmesiyle,
atmosferden çekilmekte ise de, bu mekanizmaların kapasitesinin üzerinde karbondioksit salınımı, gezegen üzerinde sera etkisi yaratmaktadır.
Su buharı dışındaki sera gazları dolayısıyla gezegen yüzeyindeki ortalama ısının artması, buharlaşmanın artmasına yol açacaktır. Bu ise atmosferde daha fazla su buharı, yani bulut oluşmasına yol açar. Bulutlar, güneşten gelen radyasyonun bir bölümünü dış uzaya yansıtırken bir bölümünü soğurarak ısınırlar, bir bölümünü de yeryüzüne geçirirler. Litosfer ve hidrosfere ulaşan bu radyasyonun da bir bölümü soğurularak ısınmaya yol açarken bir bölümü dış uzaya yansır. Dış uzaya yansıyan radyasyon yeniden bulut kütlesi ile karşılaştığında, aynı olaylar yaşanır, yansıtılır, soğurulur, dış uzaya kaçar.
Bu mekanizma, su buharı dışındaki sera gazlarının atmosferde artması sonucu bulutların sera etkisini artırmakta, küresel ısınmaya yeni bir katkıya yol açmaktadır.
dünyanın dört bir yanından 500 kadar bilim adamını bir araya getiren bmnin finanse ettiği hükümetler arası iklim değişimi uzmanlar grubu (hidug) toplantısı sonunda yayınlanan raporda yer alan 6 senaryo değerlendirilerek, 2100de 1,8 ila 4 derecelik sıcaklık artışı en iyi tahmin olarak öne çıkıyor.
senaryo b1:
1,8 derecelik sıcaklık artışı (1,1 ila 2,9 derece):
daha az kirletenlerin olduğu küreselleşmenin etkisiyle “ortak” bir dünya öngörülüyor. yüzyılın ortasında nüfusun tavan yapacağı sonra düşüşe geçeceği, çözümlerin ekonomik ve çevresel yaşanabilirliğe yöneldiği, daha hakkaniyetli, ancak iklimin yönetiminde daha fazla girişimin olmadığı bir dünya tasarlanıyor.
senaryo a1t:
2,4 derecelik sıcaklık artışı (1,4 ila 3,8 derece):
artış çok hızlı olmasına karşın, ekonomi fosil enerjilerin dışında kaynaklara dayanıyor ve daha etkili teknolojilerle hemen bütünleşiyor.
senaryo b2:
2,4 derecelik sıcaklık artışı (1,4 ila 3,8 derece):
ekonomik, sosyal ve çevresel anlamda yaşanabilirlikte yerel çözümlerin önem kazandığı bir dünyayı tarif ediyor.
senaryo a1b:
2,8 derecelik sıcaklık artışı (1,7 ila 4,4 derece):
artış çok hızlı, ekonomi, fosille nükleer ve yenilenebilir enerji kaynaklarının dengeli olarak kullanımına dayanıyor. daha etkili yeni teknolojiler de çok çabuk yaşama giriyor. uluslararası atom enerjisi kurumunun (uaek) 2050 için şu an öngördüğü tahminlere en yakın senaryo.
senaryo a2:
3,4 derecelik sıcaklık artışı (2 ila 5,4 derece):
kendine yeterli, yerel kimliklerin korunduğu çok heterojen bir dünyayı tahmin ediyor. nüfus artmaya devam ediyor, doğum oranları daha yavaş seyrediyor, ekonomik kalkınma özellikle bölgesel eğilim gösteriyor.
senaryo a1f1:
4 derecelik sıcaklık artışı (2,4 ila 6,4 derece):
daha fazla kirletenlerin olduğu, fosil enerjilere fazlasıyla muhtaç çok hızlı artan bir dünya öngörülüyor.
Felaket senaryoları andıran tahminlere göre, küresel ısınma nedeniyle kuraklık yaygınlaşacak, su kaynakları azalacak, orman yangınları artacak, deniz sevyiesindeki yükselmeler sonucu kıyı kentleri sular altında kalacak, tarım ürünlerinin verimliliği azalacak... Türkiye ise çölleşecek...
Küresel ısınma nedeniyle dünya uçurumun eşiğinde. Bunu küresel ısınmanın tehlikelerine dikkat çeken bilimadamları söylüyor.
Birleşmiş Milletlere Hükümetlerarası iklim Değişikliği Panelinde görevli 3000 e yakın biliamdamına göre küresel ısınmanın tetiklediği iklim değişikliri nedeniyle 2080 kadar 200 ila 600 milyon insan aç kalacak, 1 ila 3 milyar insan da susuzluktan etkilenecek.
Avrupa Birliği Komisyonu raporlarında da, küresel ısınmanın Avrupanın çehresini nasıl değiştireceği anlatılıyor.
Buna göre dengeler Kuzeydekiler lehine değişiyor
Yüzyılın ortalarına gelindiğinde Kuzey Avrupa ülkeleri ısındıkça tarımda hasat artacak; kuzey denizi sahili yeni Riviera haline gelecek. Dolayısıyla artık sıcaktan kavrulmaya başlayan Güney Avrupada turizm sektörü büyük darbe alacak. Yani italya, ispanya ve Yunanistan gibi ülkelerin ekonomileri sarsılacak.
Alplerdeki karların erimesiyle kış sporları imkansız hale gelecek.
Daha da kötüsü Güney Avrupa ülkelerinde, küresel ısınmaya bağlı kuraklık tarımı da vuracak. Bu senaryoya göre, aşırı soğuklardan kaynaklanan ölüm oranları azalacak ama aşırı sıcak dalgası nedeniyle her yıl ortalama 86 bin kişi ölecek.
Küresel ısınmanın en çok etkileyeceği kıta ise Afrika
Ciddi bir alt yapı sorunu ve hızlı nüfus artışı yaşayan Afrikada kuraklığa bağlı kıtlık ve susuzluk, salgın hastalıklar, doğal afetler her yıl milyonlarca can kaybına yol açacak.
Asyayı da felekatler bekliyor
Örneğin küresel ısınma sonucu yükselen deniz suları yaklaşık 18 bin adadan oluşan Endonezyada 2030a kadar 2 bin adayı sular altında bırakacak.
En kötü felaket senaryosuysa, ABD Savunma Bakanlığı Pentagona ait. Pentagonun raporuna göre, 2020 yılından itibaren dünyada eşi görülmedik bir su ve enerji sıkıntısı baş gösterecek.
Avrupadaki kıyı kentleri sular altında kalacak. Küresel ısınmanın kuruttuğu bölgelerde su kaynaklarına sahip ülkeler, ellerindeki doğal kaynakları korumak için nükleer silahlara başvuracak. Tarım alanlarının ve su havzalarının korunması ya da ele geçirilmesi amacıyla çıkacak çatışmalar bölgesel savaşlara dönüşecek.
Türkiye de küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliklerinin yol açacağı felaketlerden nasibini alacak
ABD Havacılık ve Uzay Dairesi NASAnın raporuna göre, Türkiye 2040 yılında çölleşecek. Çölleşmeyle birlikteyse Türkiye, gıda bakımından dışa bağımlı hale gelecek. Karadenizde çay ve fındık yerine pamuk yetişecek; hamsi, lüfer ve palamut balıklarının nesilleri tükenecek. ilk susuz kalacak illerse istanbul, kocaeli, izmir ve ankara olacak. Turistler Akdeniz ülkeleri ve Türkiye yerine serinlemek için kuzeye Baltık ülkelerine akacak. Orman yangınları ve tarımsal hastalıklar artacak. Denizlerin yükselmesinden en çok kıyı kesimler etkilenecek. Deniz seviyesinde yükselmelerle birlikte kıyı şeridi ve deltalardaki tarım alanları, plajlar ve yat limanları kullanılamaz hale gelecek.
bakalım bu bilgi bombardımanın ardından, teknoloji bize ne gibi küresel ısıtmayan ürünler sunacak büyük bir hazırlık olduğu kesindir. yakında piyasaya sunulur.
antartika kıtasında küresel ısınma sonucu her ay her biri fransa büyüklüğünde üç adet buzul parçası kopmakta, her iki günde bir gün büyükada büyüklüğünde parçaçıklar okyanusa karışmaktadır.
Hükümetlerarası iklim Değişikliği Paneli tarafından hazırlanmış olan raporda , bilim adamları artık buzullarda erime konusunda geri dönüş olamayacağını açıkladı. buna sebep küresel ısınma!!! kaç yılımız kaldı acaba?
hala yaz mevsimini yaşıyor olmamızın nedeni olan kıyametin yakınlaştığının insan oğlunun ve tüm tabiatın sonunun geldiğini kanıtlayan, ayrıca adete insanoğluna "madem öyle işte böyle" diye seslenen olay.
birçok uyarıya rağmen bazı insanların ısrarla önlem almadığı, düşünmediği, aklına getiremediği bir konudur. oysaki biraz düşünebilseler, biraz birşeyler okuyabilseler, gelecekte torunlarının su* yüzünden savaşacakları akıllarına gelebilecektir. zira bencilliğimizin sonucunda bizden sonraki nesiller güneşin tadını çıkaramayacak, şu an gördüğümüz birçok canlıyı hiçbir zaman göremeyecek ve hayata dair güzel olan ne varsa bunlardan daha az faydalanacaklardır.
işin uzmanı değilim lakin kendimce ahkam kesmeye de hayır demem. şimdi bilinen bir gerçek varmış ki, doğa olayları geometrik çarpım ile ilerlemekteymiş. yani burdan hareketle küresel ısınmanın da geometrik çarpım ile geliştiğini söylersek yanlış olmaz.
bunları neden söyledim zira, küresel ısınma ile ilgili söylemler 1970 yılından itibaren başlar, ve biz somut olarak etkilerini 2007 yılında hissettik. yani işin bir yarısı tamamlanmıştır, diğer yarısı dünyanın sonunu getirecek yarı olacaktır. o halde yarın bu yarı da tamamlanacaktır. buradaki yarın elbette faraza bir söylem.
tabi dünyanın en yüzeysel adamı damarım da tutuyor zaman zaman. "oğlum şubatta kızlar ince giymeye başladı nihahahah" da diyorum. arada kaldım, geometrik çarpımımı alsam düzelir miyim acep?
Tüm dünyada küresel ısınmaya karşı ortak bir eylem yapılması planlanıyor. tüm dünyada 1 Mart 19:55-20:00 arası tüm enerji kaynaklari kesilecek. yerel saat farkı önemsenmiyor. Evde ya da işte şarterler iniyor, arabadaysanız kenara çekiyorsunuz. amaç 5 dakikalık kesinti ile sağlanabilecek enerji tasarrufunun büyüklüğüne ilgili karar mercilerinin dikkatini çekebilmek.
bu eylemin etkili olabilmesi, hakkında haberdar edilecek insan sayısına bağlıdır.
edit: etkinlikten bir mail-ki mail'in ilk olarak kim tarafından yazıldığını bulamadık- yolu ile haberdar edilmiş bulunuyorum. doğruluğunu ispat edemediğim gibi, yalanlayamıyorum da...
edit 2: 25 şubat 2007 tarihli hürriyet gazetesi ekinde haber olarak yer almış.
bugün izlediğim bir habere göre sadece 80 yıl sonra, buzulların tamamı eriyecekmiş.Üstelik artık durdurulamaz bir sürece girmişiz. Yani artık engellmeye değil sadece yavaşlatmaya çalışabilirmişiz. Artık eskiden oturdugumuz sahil boyu makanlarını yavaş yavaş su altındaki sekilleriyle düşünmeye başlamak gerekiyor birde çocuk meselsi var sonuna yaklaşılan bir dünyaya bir çocuk bırakmak zorunda olacağız coğumuz. Yazık oldu sanırım.
(bkz: Küresel ısınmadan rant elde etmeye çalışan insan)
kutup ayılarının boğulmamak için balıkçı teknelerinin üzerine atlaması baş gösterdiğine göre, kötü son yakınlarda olmalı dedirtecek doğa felaketi. sahip olduğu maddi manevi herşeyi yok eden insanoğlu, kendi evini yakan insandan farksız olmuş artık. yanalım derdimize hep beraber.