yıl 1987. ailesi için mutluluk kaynağı fakat dünya içinse farklılık yaratacak bir bebek gelmişti hayata. fakat ailesi dünyaya iz bırakacak bir evlat sahibi olduğunun farkında değildi. aradan 6 ay geçti. emeklemeye başladı ufak erkek çocuğu. ailesi bu anı ölümsüzleştirmek için canon markalı fotoğraf makinesini çıkarttı misafir odasında duran dolabın 3. çekmecesinden. flashı ebesinin nikahı gibi çakan, gözleri 3 dakika kör eden makineleriyle evlatlarının bu halini ölümsüzleştirmişti. 6 ay geçtikten sonra yürümeye, yuvarlak olan her cisimi tekmelemeye başladı bu evlat. sanki dünyayı tekmelemek istiyordu ve bunun hıncını yuvarlak olan her şeyden alıyordu. konuşmaya başlarken ilk söylediği hece ''kü'' olmuştu. annesi babası hayret içinde idi. çünkü onlar ya anne ya baba kelimesini duymak istiyordu. nereden gelmişti bu lanet olası ''kü''.. çocuğun babası, vardır bunda da bir hayır hanım deyip gözü yaşlı anneyi teselli etti. çocuk 1.5 yaşına gelmişti.. artık kelime kuracak yaşta idi.. o sıralar mersinde gurbette olan, çocuğun emmisi ( amcası) geldi. babasının da kardeşi yani. o yaşına kadar yeğen sevmeye hasret kalan emmi kardeşini ve yengesini hiçe sayıp direk yeğenine koştu. sarıldılar.. sarıldılar.. ağladılar..
çocuğun emmisi yengesine seslenip.. yenge bavulumda künefe var.. ısıt hele de yiyek diye salona seslendi.. küçük afacanın gözleri parladı.. evet.. evet.. ağzından çıkan ilk heceyi sonunda tamamlama şerefine nail olmuştu küçük çocuk.. ilk demek isteyeceği kelimeyi bulmuştu.. çocuk, yanaklarını şişirip olabildiğince bir avazla '' künefeeeeeeeee'' diye bağırıp tüm arjantini inletti.. o çocuk kimmiydi? messi idi.. yaşadığı hormon hastalığının sebebi de künefedir. küçük yaşta her gün 2 adet künefe gömen messi aşırı şeker yemekten gelişemiyordu ve künefesinden kopamıyordu.. ama kopmak zorundaydı. künefeyi bıraktı ve uzadı...
messi'nin her gol attıktan sonra baş parmaklarını öpüp havaya selam vermesinde ki sebepte künefedir. her defasında parmaklarını öpüp '' allahım, bir gün o künefeyi tekrar nasip eyle bana inşallah'' demesi de wikipedi kayıtları arasında yerini almıştır..
türkiye'deki en önemli ve güzel tatlılardan biri, ama aynı zamanda kendisi hakkında en çok yanlış bilinenidir.
"antakya'nın künefesi üstüne yok", evet öyledir, ama bunun bir nedeni de künefe yapmayı bilmeyen yerlerde yememizdir.
özellikle istanbul veya izmir gibi şehirli kişilerde görürüm. rasgele bir cafeye veya dürümcüye gidip künefe yerler, üstüne dondurma koydururlar. hele bir de bu mekanın künefesi, superfresh gibi dondurulmuş bir firmanın, mikrodalgaya sokulup çıkartılıp servis edilmesiyse daha da facia.
sonra elbette bunu yiyen beğenmeyecektir, "böyle dondurmalı tatlı mı olur" diyecektir.
antakya'da bile künefeden künefeye fark olabiliyor, bazı yerlerin künefesi çok daha başarılı olabiliyor. ama tam tadını verebilecek künefe yiyebilmek için illa antakya'ya gitmeye gerek yok.
tabii bunun için bazı şeylere dikkat etmeye gerekiyor.
künefede öncelikle sünme peynir şart. antakya'dan getirilmişse çok iyi.
künefe taze yapılıp sıcak sıcak servis edilmeli. bunun üstüne şerbet dökerken, şerbetin sıcak olmaması gerekiyor. ancak künefenin şerbet içinde yüzmemesi şart, hatta şerbeti fazla emmeden tabaktan alırsanız daha iyi.
üstüne dondurma veya kaymak gibi bir şeyler sakın koymayın, kaymaklı ekmek kadayıfı değil bu, künefe. onun yerine mümkün olduğunca bol fıstık döktürün. ya da künefenin tadını tam almak istiyorsanız, fıstık olmasa da olur.