lise yılları..serin bir bahar günü. ankara yenimahallede o eski apartmanların camlarında menekşeler açmış. herkeste tatlı bir bahar şenliği. yüzlerde yeni heyacanlar. patlayan sürgünlerin o yemyeşil taze havası..
dersteydik. kaynatıyorduk yine arka sıralarda. ders tarihti. kavonoz gözlüklü emekliliğe teğet atmış yaşlı tarih hocamız yine coşmuş viyanayı almak üzereydi. dokunmayın şabanıma ahah..biz kendi halimizde dersi renklendirmek için yeni oyunlar peşindeydik. en arka sırada yanyana oturan azgın kız arkadaşlarımızla yeni bir oyun oynamaya karar verdik. arkadaşım ufuk ve ben oyunun kurallarını bir kağıda yazıp hemen yanıbaşımızdaki sıraya uzattık. sibel ve zühal kikirdedi. galiba oyun hoşlarına gitmişti. oyun şöyleydi. tarih öğretmeninin anlattığı konunun sonlarına geliniyordu. türkler ve avusturya macar kuvvetlerinin sayısı ve oranını coşkulu tarih öğretmenimiz kaça kaç tasnif edecekti. veya söylemezse biz soracaktık. en yakın oranı bilen iddaayı kazanacaktı. kaybeden külotları çıkarıp gösterecekti...tabi böyle bi' şeyi yapmak bize yakışmazdı o yüzden çok sıkıca tarihçinin daha önceki bilgilerini beynimizde fırtına estirerek süzdük ve ufukla düşünüp taşındık kağıda yazdık. tahminimiz 1 türk'e 5 avusturya askeriydi. kızlar da 1 türk'e 2 avusturya askeri dedi..
necip hoca sorumuz üzerine coşkuyla: 50000 türke 500000 avusturya ve macar hatta bazı germenler bile gelmişti yavrularım dedi.
kızlar kikirdedi..bayraklarını görmek istiyorduk. hadi hadi. sibel ve zühal birbirine baktılar yine kıkırdadılar.
sibel: ama giymedik ki!
zühal: ahah.
ufuk: inanmıyorum yalancılar.
aribra: o zaman gösterin inanalım.
sibel bana döndü eteğini yukarı doğru sıyırdı ve bacaklarını araladı. sonra zühal de aynısı yaptı. gözlerimize inanamıyorduk. bal kutuları kuytuda öylece, savunmasız ve çiçek açmaya hazır bahar gibi bekliyordu.
bu da böyle bir anımdır. demirbank iyi günler diler!