Tuğrul AKŞAR'ın 20 Aralık 2010 tarhli futbolekonomi.com sitesinde yer alan yazısıdır.
öncelikle yıllar evvel saran kardeşlerin borussia operasyonu ile gündeme gelen borussia dortmund'un mali açıdan yaşadıgı sıkıntılara nasıl geldiği ve nasıl kurtuldugu konusunda eşsiz bir yazıdır.
gündemi halen koruyan serdar bilgi'nin beşiktaş başkanlığını hüsnü güreli'nin gayretleriyle sıfır borçla bırakarak istifa etmesinin ardından göreve gelen yıldırım demirören'ın aşırı müsrif ve iş bilmezliği ile tırmanan borçlarından çıkış konusunda belki aydınlatıcı olabilir.
ilginç olan asla sözlerimiz kaale alınmayıp, kendi bildiğini okuyan burjuva sınıfının her çöküş sonrası destek için taraftardan yardım istemesi ise tam bir ironidir.
--spoiler--
Haftalardır Alman futbol ligi Bundesligada fırtına gibi esen bir takım var. Her ne kadar son maçta deplasmanda Frankfurta 1-0 kaybetseler de, tüm dünya onları taktir ve ilgiyle izliyor.
Oynadıkları futbol, aldıkları sonuçlar ve mütevazı kadrolarıyla çoğu ülke takımı tarafından da büyük bir olasılıkla rol model olarak kabul edilip, örnek alınıyorlardır. Hepinizin yakından tanıdığı üzere bu takım Borussia Dortmund. Bu seneki çıkışlarıyla adeta küllerinden yeniden doğdular. Oynadıkları 17 maçta 14 galibiyet aldılar, bir maçta berabere kalıp, 2 maçı da kaybettiler. Son maçtan bir puan daha çıkartabilseler Bayern Münihin tarihi rekoru olan ilk yarının sonunda toplanan 44 puana ulaşıp bu rekoru egale edeceklerdi. Ama olmadı. Ancak Dortmund ligin ikinci yarısında da yoluna devam edecekmiş gibi görünüyor.
Alman Bundesligayı ülkemizde en yakından takip eden ve bilen http://www.futbolekonomi.com yazarlarından Hüseyin Özkökün geçen hafta http://www.futbolekonomi.com da kaleme aldığı nefis Dortmund başlıklı yazısı aslında benim çoktandır niyetlendiğim ama bir türlü fırsat bulamadığım bu yazının kaleme alınmasına neden oldu.
1909da Kuruldu
Ballspiel-Verein Borussia 1909 e.V. Dortmund kısaca BVB şeklinde bilinen Borussia Dordmund, adından anlaşılacağı üzere Almanya'nın Dortmund şehrinde 1909 yılında kuruldu.
Diğer branşları yanında en çok futboldaki başarılarıyla tanındı. Alman futbolunun en başarılı kulüplerinden birisi olarak değerlendiriliyor. 6 Alman Şampiyonluğu ve 1997 yılında kazandıkları Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu onlara sadece Almanyada değil tüm Avrupa ve dünyada haklı olarak bir popülarite sağladı.
Seksen bin Kişilik Stada Sahipler
Etkileyici ve rakip takımı baskı altına alan eski adıyla Westfalenstadion yeni adıyla Signal Iduna stadyumu 81.264 kişilik kapasitesiyle Almanya'daki en büyük stadyumu olarak göze çarpıyor. Ancak esas önemli olan nokta ise Dortmundun neredeyse her maçını ortalama 80.000'e yakın kişiye oynaması ve yakaladıkları bu seyirci ortalamasıyla Avrupanın bir numaralı kulübü olmaları
Westfalenstadion yeni adıyla Signal Iduna stadyumu
Aşağıdaki tablo bu durumu somut olarak gözler önüne seriyor. 2009/10 sezonunu ortalama 77.245 ortalama seyirciye oynayan Dordmund bu sayede elde ettiği 23.1 milyon Euroluk bilet satışıyla Avrupanın en fazla bilet geliri elde eden kulüplerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor ve bu gelir toplam gelirinin yüzde yirmibirini oluşturuyor.
Sıra
Bundesliga'da Yıllar itibariyle Ortalama En Yüksek Seyirciye Sahip ilk Beş Kulüp
Gençlere Her Zaman Önem Veren Bir Kulüp
25.7 yıllık yaş ortalamasıyla Alman Bundesligada en genç kadroya sahip dokuz kulüpten birisi olan Dordmundda hatırlanacağı üzere Türk asıllı oyuncu Nuri Şahin de 2004-2005 sezonunda 16 yaşındayken ilk 11'de maça başlamış ve Bundesliga'da ilk 11'de forma giyen en genç oyuncu unvanını almıştı. Dordmundun yine genç takımlarıyla 19 ve 17 yaş altı Bundesligada aldığı şampiyonluklar bunu kanıtlıyor.
1990lı Altın Yıllar
Her ne kadar Dortmund 1966 yılında Avrupa Kupa Galipleri Kupasını müzesine götürse de, onlar için gerçek çıkış yılları 1990lı yıllardı. Nitekim, Borussia 1993 yılında UEFA Kupası finaline kadar yükselme başarısı gösterdi. O yıllarda çift bacaklı oynanan final maçlarında toplamda gol eşitliğinde altıya bir Juventusun gerisine düşerek şampiyonluğu kaçırsalar da çok geçmeden 1996/97 sezonunda daha büyük bir başarıya imza atıp 1997 yılında Münihte oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde bu kez Juveyi 3-1 yenerek, hem rövanşı alıyorlar, hem de tarihlerinde ilk kez en büyük kupayı kazanıyorlardı.
O yıl gerçekten de hasat toplama zamanıydı ve Dortdmund Şampiyonlar Ligi şampiyonluğundan sonra Kıtalararası Şampiyonluk maçında Brezilyanın Cruzeiro ekibini de 20 yenerek 1997 Intercontinental Cupa ulaşmıştı.
Finalde Kaybetti, Borsada Kazandı!
2001/02 sezonunu üstün bir başarıyla geçen Dordmund Bundesligada o yıl altıncı ve son şampiyonluğuna ulaşırken, o sezon sonu tekrar UEFA Kupasında da finale yükselme başarısı gösterdi. UEFA Kupasında Hollandanın Feyenoord ekibine karşı Rotterdamda final oynayan Dordmund bu maçta da üstün bir performans ortaya koymasına karşın, Van Hooijdonk, Tomasson ve Kollerin gollerine engel olamamış, Amorosonun kaydettiği tek Dordmund golüyle finali 3-1 kaybemişti.
Ancak bu final ve 2001/2002 sezonunda Bundesligada ulaşılan şampiyonluk onlar için bir dönemin de başlangıcı oldu. Dordmund Alman futbol tarihinde bir ilke imza atarak, borsaya açılma kararı verdi ve bu şekilde sezon sonunda Alman Frankfurt borsasına kote ilk ve tek kulüp olarak tarihe geçti.
Sportif Başarı Gelmeyince Çöküş te Başladı
Borussia yeşil sahada kazandığı başarıları mali performansa çevirmeyi iyi bildi. 2001/02 sezonunda sergilenen üstün performans onları borsaya taşıdı. 2001 sonunda borsaya hisselerini açtıktan sonra çok önemli miktarda paraya ulaşan Dordmundu bu olanak daha da büyük başarılara taşıyabilirdi. Bu amaçla büyük transferler yapılması gerekiyordu ve nitekim 2001/2002 sezonunda 31 milyon dolar ödeyerek Marcio Amorosoyu renklerine bağladılar. Ancak Dordmund sportif performansta gösterdiği başarıyı finansal alanda tekrarlayamayınca, kulüp çok önemli bir finansal krizin içinde buldu kendisini.
Başarının Ardından Gelen Finansal ve Sportif Çöküş
2003/2004 sezonuna gelindiğinde kulübün zararı 65 milyon, borcu ise 118 milyon euroya kadar yükselmişti. Oysa kulübe ait şirket borsaya açılmış ve stadyum satılmıştı. Tribün gelirleri ise sürekli en üst noktadaydı. Başkan Gerd Niebaum ve menacer Michael Meiere eleştiriler bu dönemde had safhaya ulaştı.
Başkan Niebaum ve Menacer Meier
Kendileri iş bilmezlikle suçlandı. Bunun üzerine Başkan Niebaum 2004 yılında başkanlıktan, 2005 yılında ise şirket yönetiminden ayrıldı. Menacer Meier de istifa edip ayrılmak zorunda kaldı. Kulüp başkanlığına Galatasarayı Neuchatel davasında savunan Reinhard Rauball gelirken, Hans-Joachim Watzke de kulübe ait futbol şirketinin başkanı oldu.
Reinhard Rauball veHans-Joachim Watzke
Watzke göreve gelir gelmez kulübün küçülmesine ve yeniden öz kaynaklara dönülmesine karar verdi. (Hüseyin Özkök, http://www.futbolekonomi.com )
Borussia Dordmund Kurtarılabilir miydi?
Ünlü ekonomi ve iş dergisi BusinessWeekin 19 Temmuz 2004 tarihli sayısının kapağının ve içeriğinin önemli bir kısmını bu sıkıntılardan dolayı futbolun içine düştüğü açmaz oluşturuyordu ve derginin başlığında Can football be saved? yani Futbol kurtarılabilir mi? sorusu sorularak bazı futbol kulüplerinin bu açmaza nasıl ve neden düştükleri geniş bir şekilde analiz ediliyordu. O analize dahil edilen kulüplerden birisi de, bugün size övgüyle bahsettiğimiz Borussia Dortmund idi.
iyi Yönetilemeyen Dordmund Krize Girdi
Nitekim Business Weekin yaptığı analize göre Dordmundda yolunda gitmeyen bir takım yanlışlıklar vardı ve bunlardan en önemlisi özellikle futbolculara ödenen maaş ve ücretler ile primlerde yaşanılan çok önemli artışlar ve transferlere delicesine akıtılan milyon dolarlardı. Nitekim bu kapsamda Borussia Dortmund Avrupada oyuncularına en fazla maaş, ücret ve prim ödeyen kulüplerin başında geliyordu. 1996/97 Şampiyonlar Ligini kazanan Dortmundun 2001 yılında da Şampiyonlar Liginde Kupaya uzanabilmek için 31 milyon dolar bedelle Marcio Amorosoyu renklerine bağlaması, Avrupada büyük bir sükse yaratmıştı. Ancak kendisinden çok şey beklenen Amoroso, beklenmeyen bir sakatlık nedeniyle uzunca süre takımdan ayrı kalmış ve bir süre sonra da gözden düşmüştü. O sezon Şampiyonlar Liginden de elenen Dortmund yaklaşık 62 milyon dolarlık bir gelir kaybıyla karşı karşıya kalmış ve toplam gelirinin yaklaşık yüzde 38ini yitirmiş ve sezon sonunda kulüp sezonu 35 milyon zararla kapattığını anons etmişti.
Oysa Dortmund bu başarıları elde ederken alt yapısından yetişen oyuncular ağırlıktaydı. Şampiyonlar Ligi finalinde takımın 3üncü golünü atan Lars Ricken o karşılaşmada henüz 17 yaşındaydı. Ancak kulüp daha sonra bu yörüngesinden saparak pahalı transferler yapmaya başladı. (Hüseyin Özkök, http://www.futbolekonomi.com )
Sportif Başarı Gelmeyince Hisse de Düştü
Bundesligada en son 2001/02 sezonunda kazanılan şampiyonluktan sonra bir daha Şampiyonluğa ulaşamayan Dortmund 2002/03 sezonunda gösterilen üçüncülük performansından sonra adeta serbest düşüşe geçti.
Dordmundun 2002/03 sezonunda şampiyon olarak direkt katıldığı Şampiyonlar Ligi grubundan çıkamaması, onları büyük bir yıkıma götüren başlangıcın da ilk adımını oluşturdu. Yaptığı büyük yatırımlardan bir türlü istenilen sonuca ulaşamayan Dordmund 2005 yılında, yaşadığı krizin zirvesine çıkmıştı. O sezon yaklaşık 11 Euroya kadar yükselen hisse bu dönemde %80 değer yitirdi. Sportif performanstaki yetersizlik onları çok şiddetli önlemler almaya itti ve bu dönemde oyuncuların maaşlarında %20 kısıntıya gidildi.
Sadece sportif anlamda değil, mali anlamda da irtifa kaybeden Dortmundun Frankfurt borsasında işlem gören hisse senedi de çok önemli oranda değer yitirmiş; 2001/02 sezonunda tarihi zirve yaparak 8 Euroya kadar yükselen hisse bu tarihten sonra hızla değer yitirmeye başlamış ve 2007/08 sezonunda 13. Sırada bitirilen Bundesliga performansı sonrası hisse senedinin değeri de 1 Euronun altına kadar düşmüştü. Nitekim bu durum aşağıdaki tablodan da net olarak görülüyor.
11/30/2000 12/18/2010
2009/10 sezonunun Bundesligada beşinci sırada tamamlanması, hissenin yukarı yönlenmesine de olanak sağladı.
Bir Türlü Gelmeyen Başarı
Dordmundun 90lı yıllarda başlayan yükselişi 2000li yıllarda sekteye uğradı ve bir türlü lokal ve uluslararası başarıya ulaşılamadı. Bu başarısızlık doğal olarak kulübün hem mali hem de sportif performansını olumsuz ekileyen bir kısır döngünün de başlamasına neden oldu.
Nitekim aşağıdaki tablodan da görüldüğü üzere Dordmund en son şampiyonluğuna 2001/02 sezonunda ulaşabildi.
Sezon
Lig
Sezon sonu sıra
199900
Bundesliga (I)
11
200001
Bundesliga (I)
3
200102
Bundesliga (I)
Şampiyon
200203
Bundesliga (I)
3
200304
Bundesliga (I)
6
200405
Bundesliga (I)
7
200506
Bundesliga (I)
7
200607
Bundesliga (I)
9
200708
Bundesliga (I)
13
200809
Bundesliga (I)
6
200910
Bundesliga (I)
5
Yeniden Başlayan Yükseliş Dönemi
Dordmunun borsaya kote olduktan sonra ulaştığı parasal olanakları yeterince iyi ve verimli değerlendirememesi onları önemli bir finansal krize sürüklemişti ve neredeyse kulüp 2005 yılında iflas noktasına gelmişti. Kulübün her ne kadar gelirlerinde dönemsel olarak önemli bir büyüme kaydedildiyse de, masrafların kontrol altına alınamayışı ve banka kredilerinin getirdiği finansal sıkıntı kulübü ciddi nakit sıkışıklığına itmişti. Aynı zamanda borsaya açılmış durumda bulunan Dordmundun yasal olarak ta sermaye açığını kapaması gerekiyordu. Bu nedenle sürekli, sermaye arayışına giden kulüp ortaklık yapısında bazı değişikliklere yönelerek kendisine yeni özkaynaklar buldu.
Kulübün sermayesini sürekli artırımı ve stadyumun geri alınmasının yanı sıra Morgan Stanleyden alınan destek ile borçlar azalmaya başladı. Bunların sonucunda öz semayedaki pay % 34,5a kadar yükseldi ve Dortmund kulübü yeniden sağlıklı bir temel üzerine oturtuldu. (Hüseyin Özkök, http://www.futbolekonomi.com )
Bu dönem itibariyle Dordmundun sermaye yapısı ve son finansal durumu aşağıdaki tabloyla bilgilerinize sunuluyor. %60,93lük kısmı halka açık olan kulüpte bugünkü durum itibariyle kulübün elindeki hisse oranı %21.68e gerilemiş durumda.
Hissedarlar
Borussia Dortmund GmbH& Co.Kga
14,44
Morgan Stanley International Plc
14.44
BlueBay Asset management Plc.
9,99
Bernd Geske
7,4
BV.Borussia 09e.V.Dortmund
7,24
Borsada işlem Göre Kısım
60,93
Toplam
100
(Kaynak: Borussia Dordmund Faaliyet Raporu, 2008/09)
Kulübün Gelirleri Arttı ama Giderleri de!
Kutlu Merihin saptadığı Bir futbol kulübünün gelirleri arttıkça, giderleri de artar ve verimlilik düşmeye başlar temel paradoksu burada da kendisini gösteriyor. Kulübün gelirleri 2006 yılından sonra önemli miktarda artmasına karşın giderler de çok önemli boyutlara geldi ve bugünkü finansal durum itibariyle kulübün bütçe ve nakit açığı halen devam ediyor. Kulübün gelirlerindeki gelişim aşağıda gösteriliyor.
Borussia Dortmundun 2005/2009 Arası Gelirlerinin Gelişimi (Milyon Euro)
Yıllar Milyon Euro
2005 79
2006 83
2007 96
2008 110
2009 104
Jürgen Klopp ile Seyirci Sayısı Arttı, Gelirler de
Gelirlerin artması finansal yapıdaki bazı olumlu gelişmelere neden olduysa da hala finansal yapıda kulübü rahatlatacak bazı gelişmelere daha ihtiyaç bulunuyor. Ancak bugünkü durum geçmişle kıyaslanmayacak kadar farklı ve olumlu yönde ilerliyor.
Jürgen Klopp
Borussia Dordmundun son finansal göstergeleri aşağıdaki tabloyla dikkatlerinize sunuluyor. Yukarıdaki tablodan da görülebileceği üzere Dortmundun gelirlerinde esas önemli artış 2007 yılından itibaren başladı ve bir sene sonra gelirler 110 milyon Euroya kadar yükseldi.
2008/09 itibariyle Dortmundun Gelirlerinin Bileşimi
Milyon Euro
Payı(%)
Maç Günü Geliri
23,1
21
Naklen yayın Geliri
24,2
22
Sponsorluk Gelirleri
37,4
34
Transfer Geliri
12,1
11
Logolu ürün satış geliri
13,2
12
Toplam
110
100
Bunda şüphesiz ki, kulübün yaptığı önemli bir hamlenin önemli rolü bulunuyordu. Bir yandan bu sezonda alt yapıdan gelen oyuncuların A takıma yükselerek önemli performans sergilemelerinin (Bunların başında ise Türk oyuncu Nuri Şahin geliyordu) yanı sıra, 2008/09 sezonunda kulüp taraftarla arası çok iyi olan ve 4 yıl süreyle TVde Milli Takım yorumculuğu yaparak tüm Almanların beğenisini kazanan Mainzdan ayrılan Jürgen Klopp ile anlaşmaya vardı. Bu sayede 72.500 civarında olan seyirci sayısı da 77.250ye kadar yükseldi. Menecerliğe ise kulübün alt yapısından yetişen eski oyuncu Miachael Zorc getirildi. Klopp göreve gelir gelmez takıma hemen damgasını vurdu. ilk sezonunda 5inciliği son haftada Hamburga kaptıran Dortmund geçen sezon bu defa ligi 5inci olarak bitirerek yeniden Avrupa sahnesine çıkma fırsatı yakaladı. (Hüseyin Özkök, http://www.futbolekonomi.com ) Bu gelişme Dortmundun parasal gelirinde de önemli bir gelişime neden oldu.
Kulübün gelirlerindeki bu olumlu gelişim, Dortmundun 2009 finansallarına da olumlu etki yaptı. Özkaynakları 98,1 milyon Euroya yükselirken, faaliyetlerinden 10,5 milyon Euro kar etti. Ancak diğer giderler ve finans maliyetleri de dikkate alındığında Dortmund 2008/09 sezonunu 2,9 milyon zararla kapattı. Geçmişten gelen zararlar da dikkate alındığında birikimli zarar 3,8 milyon Euroya ulaşmış görünüyor. Kulüp yarattığı gelirle giderlerini henüz karşılayacak düzeye gelemedi. Buna karşın borsada işlem gören birim hisse fiyatı 2,49 Euro olarak gerçekleşirken, piyasa değeri de geçen hafta itibariyle 152 milyon Euroya kadar yükseldi. Banka borcu ise 26,7 milyon Euro olarak hala kontrol edilebilir düzeyde görünüyor.
2008/09
Özkaynaklar
91,8 Milyon Euro
Devam Eden Yatırımlar
20,1 Milyon Euro
Toplam Hasılat
110,3 Milyon Euro
Vergi, Amortisman ve faiz Öncesi kar (EBITTA)
10,5 Milyon Euro
Net Kar/zarar
(-)2,9 Milyon Euro
Kümule Zarar
(-)3,8 Milyon Euro
Bu yıl ki Nakit Durumu
(-)4,5 Milyon Euro
Geçen Yılki Nakit Durumu
54,3 Milyon Euro
Banka Borcu
26,7 Milyon Euro
Hisse Fiyatı (16 Aralık 2010 itibariyle)
2,49 Euro
Piyasa Fiyatı (16 Aralık 2010 itibariyle)
152 Milyon EURO
Takım Değeri (16 Aralık 2010 itibariyle)
131 Milyon Euro
Kaynak: Business Report Borussia Dortmund July 2008- June 2009)
2010/11 Sezonu iyi Başladı, iyi Devam Ediyor!
Her ne kadar geçen hafta deplasmanda Frankfurta 1-0 yenilse de, bu sezon Dortmund Bundesligada oynadığı 17 maçta topladığı 43 puanla ilk yarıyı lider tamamlamış durumda. Sportif performanstaki bu olumlu gelişme aynı zamanda hisse senedi performansını da dikkat çekici bir noktaya getirdi. Kasım 2010da bir ara 3.5 Euroya kadar yükselen hisseler, geçen hafta itibariyle 2,49 Eurodan işlem gördü. 2010/11 sezonunda işlerin iyi gittiği Dordmundda hisse fiyatları da, yatırımcısına da kazandırmaya devam ediyor.
Bu sezon başında Klopp takımı kendi alt yapısından ve dışarıdan aldığı yetenekli yıldızlarla donattı. Takımın saha içi yaş ortalaması 22ye indi. Dış transferde Japonya 2. Ligden 350 bin euroya alınan Kagawa takımın değişmez oyuncusu oldu. En büyük rakam 4 milyon 750 bin euro ile Lewandowskiye ödendi. işte bu genç takım bu sezon Budesliga tarihinin en iyi başlangıç rekoruna imza atarak ilk 15 haftada en yakın rakibine 10 puan fark atarak sadece 4 puan kaybetti. Önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligine dönüş yapması artık kuvvetle muhtemel Dortmund, büyük seyirci potansiyeli ile bundan sonra borçlarını tamamen eritip Bayern Münih gibi borçsuz bir kulüp olma yolunda ilerlemek amacında. (Hüseyin Özkök, http://www.futbolekonomi.com )
Gelenek, Tutku ve Başarının Takımı
Borussia Dortmund kendisini faaliyet raporunda geleneklerine tutkuyla bağlı başarıya odaklı bir kulüp olarak tanımlıyor. faaliyet raporunda.
1996/97 Yılında Juveyi yenerek Şampiyonlar Ligini kazanan Dortmund tam 11 kez Deloitteun en zengin kulüpler sıralamasına girme başarısı gösterdi. 2009/10 En zengin 20 Kulüp sıralamasına da 104 milyon Euroluk geliriyle 18. sıradan giren Dortmund, bu listede yer alan beş Alman kulübünden birisi.
74.800 ortalama seyirci sayısı ile Avrupanın ve Almanyanın en fazla seyirciye oynayan kulübü.
2016ya kadar 4 yıllığına stadın ismini Signal Idunaya yıllık 4 milyon Euroya satan Dortmundun forma sponsoru ise 2011 yılına kadar, yıllık 7 milyon Euro ödeyen Evonik. Malzeme sponsoru ise yıllık 4 milyon Euro ödeyen Nike.
Sonuç
Alman Bundesligayı son haftalardır kasıp kavuran ve topladığı 43 puanla ilk yarıyı lider tamamlayan, bu performansıyla taraflı tarafsız herkesin taktirini kazanan Borussia içinde bulunduğu finansal sıkıntılar nedeniyle 2004-05 sezonunda iflasa kadar uzanan bir çıkmaz yola girmişti. Bu olumsuzluk kulübün sportif performansını da derinden etkilemiş ve Bundesligada bir varlık gösterememişlerdi. Ancak daha sonradan kulübün aldığı bazı yönetsel kararlar katı bir şekilde uygulandı. Transferlerde kesinlikle yıldız satın alma politikasından vazgeçildi ve altyapıya, gençlere yönelindi. Bunun yanı sıra takım içi dengeleri bozmayacak bir ücret ve maaş politikasına geçildi. Bu sayede takım içi maliyetler minimize edildi. Takımın en değerli oyuncusu Nuri Şahinin yıllık 350 bin Euroya oynadığını söylersem, sanırım konu daha net olarak ortaya çıkacaktır. Takımın başına herkesin sevdiği ve kulübe yeniden heyecan verecek, güven yenileyebilecek, tribüne ilave taraftar çekebilecek popüler ama yerli bir hoca getirildi. Yönetsel kısımda aynı zamanda kulübün özellikle kurumsal yönetim ve şeffaflığına çok önem verilerek, kulüp içi yeni düzenlemelere gidildi. Başarısız bulunan ve kulüpte yaklaşım yüzde sekize yakın hissesi bulunan başkan Gerd Niebaum ve menacer Michael 2004 yılında başkanlıktan, 2005 yılında ise şirket yönetiminden ayrıldı. Kulüp başkanlığına Galatasarayı Neuchatel davasında savunan Reinhard Rauball gelirken, Hans-Joachim Watzke de kulübe ait futbol şirketinin başkanı oldu. Watzke göreve gelir gelmez kulübün küçülmesine ve yeniden öz kaynaklara dönülmesine karar verdi. Ayrıca sermayenin sürekli artırımı ve stadyumun geri alınmasının yanı sıra Morgan Stanleyden alınan destek ile borçlar azalmaya başladı. Bunların sonucunda öz sermayedeki pay % 34,5a kadar yükseldi ve Dortmund kulübü yeniden sağlıklı bir temel üzerine oturtuldu. Bu süreçte yeni yıldız genç oyuncular da çıkmaya başladı. (Hüseyin Özkök, http://www.futbolekonomi.com )
idari yapılanmanın yanı sıra artan sermaye desteği ile banka borçlarının çok önemli bir kısmının ödenmesi kulüp üzerindeki finans baskısını ortadan kaldırdı. Vadesi gelen borçların yaklaşık yüzde seksenbeşi ise beş ila on yıllık bir ortalama vade ile yeniden yapılandırıldı. Bu yapılırken, finans maliyeti de aşağı çekildi. Ancak kulübün aldığı mali önlemleri destekleyen en önemli politika kulübün yıldız transferi için bütçesini heba etmemesiydi. Tüm bu idari ve finansal yapılanma, bir yandan kulübün sportif anlamda önünü açarken, parasal gelirlerinde de önemli artışlara yol açtı. Bu şekilde kulübün mali borçları 118 milyon Eurodan 26,7 milyon Euroya kadar geriledi.
Bugün Borussia Dortmund Bundesligayı sezon sonunda olur da şampiyon olarak bitiremese bile, son altı-yedi yılda çok önemli hamleler yaptı ki, bu hamleler onları hem Avrupada hem de Almanyada kesinlikle eski günlerine götürecektir. Önemli olan bu sağlıklı yapıya Dortmund gibi yeniden kavuşabilmektir. Yeniden küllerinden doğabilmek için bu süreçte sabır edebilmek ve alt yapıdan oyuncular çıkartabilmek, yeniden tavizsiz bir yapılanmaya gidebilmek çok önemli görünüyor. Bunu Dortmund yaptı. Neden bizim kulüplerimiz yapamasınlar ki? Bugün finansal sıkıntı ve sportif başarısızlık içinde bulunan bazı kulüplerimizin Dortmundun yeniden yapılanmasından alacağı çok önemli dersler bulunuyor. Tabi ki, anlayana
--spoiler--