atatürk zeki adam. sosyolojik bir çıkarım yaptı ki, sonuna kadar haklı.
neden köyüyü övdü? köylü kalkınmazsa ülke kalkınmaz. türkiye nüfusunun 1920'lerde yüzde 90'ı köylüydü.
köylü ne denli aydınlanırsa geleceğe o denli emin yürürsün.
üreten, cehaleti yenen köylü hem ekonomik hem de demoktarik kalkınmanın tek teminatıdır. atatürk'ün erken ölümü ve 2. cihan harbi her şeyi mahvetti bu da acı gerçek.
evine gittiğinde kapısını sana sonuna dek açan insandır. alt komşusuna potansiyel hırsız gözüyle bakan şehirlideki soğukluğu vermez sana.
çocukları plastik örümcek adam yerine çamurdan ördek yapar kedi yapar onunla oynar.
beş yıldızlı otelin havuzunda değil; bazen menderes bazen fırat bazen de dalaman çayında yüzer. lastik ayakkabılarına su doldurup çay kenarındaki millerle (alüvyol) kurutur.
80 yaşına bile gelse hala evinin önündeki ineğine malına bakmak için sabahın 4ünde kalkıp hareket ettiği için genelde uzun yaşarlar, sağlıklıdırlar.
emeğe inanan değil bizzat emeği veren insanlardır. toplumu sömürerek karnını şişiren sosyal obezlerden biri olmadığından dolayı ne kadar şerefli olduklarının farkında değildir bir çok diğerleri gibi.
ve de tüm bunların ötesinde tüm bu yanlarını sana anlatabilecek altyapı (internet + iletişim araçları ve bu araçları kullanabilecek boş zaman ya da imkan) olmadığından dolayı sen ona hep uzaktan uzağa bakacak elbisesine bakarak yorum yapacaksın. köylüyü anlamak için hayatının bir dönemini onlarla yaşaman gerek.
ülkenin en çok sömürülen, en çok aşağılanan, üzerinden en çok siyaset yapılan, bir de utanmadan "köylü milletin efendisidir" şeklinde avutulmaya çalışan kesimidir. aşık edebiyatı'nın, binlerce edebiyat eserinin, önemli siyasetçi ve düşünürün ilham kaynağı, kökenidir köylü.