Yıllarca yaşadığım evlerdir. Yazın asma altında serin serin öğle uykusu uyumak, tahta zeminden gelen gıcırtılar ve o her zamanki temizlik kokusu... Özlüyorum bazen.
kerpiç ve sobalıysa bi milyon basarım.
yalnız çevrede yaşayan insanlarda eski tarz olacak.
köyde dar pantolonlu erkekler, süslü püslü kizlar görmek istemiyorum.
değişin uleeeeyyyn. eskiye dönün.
Sevdiklerimiz ile kalabalık akşamlarda tadı bambaşka olan bacalı, yaşanmışlık kokan evdir. O güzel sevdiklerimiz birer birer eksilir, bu ihtiyar ev yamulur, yazdan yaza gelmenizi bekler.Tüm güzelliklerinin yanında sağdan soldan böcek çıkması da bir gerçek. Buna rağmen özlenir.
O sobanın külü yok mu öldürür insanı.
En zorlu günler kış günleridir 1,5 ton kömür yaktık bu sene, 1 ton tahta.
Sobanın yandığı odadan çıkıp mutfağa gidiyorsunuz içerisi 40 derece mutfak -10 derece mutfağa montla gidiyorum amk.
Ha tek güzel tarafı sobanın üzerinde çay yapınca içtiğim diğer bütün çaylardan güzel oluyor.
yok lan yok. bütün marmara bölgesini aradım yok.
kendinde yapamazsın yasak. belediye izin vermiyor. belediye olmadıysa, o köyde doğmadığın için gene yapamıyorsun. hele ki kerpiç merpiç yapmaya kalkma asla izin alamazsın.
5000 m2 arsaya 100 m2 ev yapamıyorsun arkadaş. neymiş ora tarlaymış ama az ileride koca koca fabrikaya izin var. o zaman tarla değilmiydi oralar.
beton yiyin işalla.
Gecen yaz tatilinde datca taraflarinda koy evi apart tadinda bir yerde konaklamistik. 4 kisi. Bildiginiz koy gibi, evler ayri ayri iki katli filan cok sevimli. Tas oldugu icin icerisi serin oluyordu. Klima da vardi ama neredeyse hic kullanmamiz gerekmiyordu.
icinde mutfak malzemeleri ve haliyle mini bir mutfagi vardi. Hatta bir aksam donerken kasaptan et tavuk alip bahcesinde mangal yakmistik. 4 hatun kisi mangal yaktik evet. Cok da guzel olmustu.
5 gece 6 gun cok cok sahane bir yaz tatili gecirdik. Bu yaz ayni yere yine gitme niyetindeyiz.
Kismet.
Şu sadelik, samimiyet ve yaşanmışlık hissi değme dairelerde yoktur. Köy evleri herkese açıktır. Kapılarda kilit dahi olmaz. Huuuu diye seslenen içeri adımını atar. Şimdiki apartmanlara girmek için en az 5 güvenlik alanından geçersiniz. Zenginleştik ama birbirimize güvenimiz sıfırlandı.
Yıllar önce babam, artık ömrünün sonbaharında olan babaanneme jest yapmak için zamanlarının büyük bir çoğunluğunu geçirdikleri eski köy evini cuzi bir rakama satın aldı. Belki Metruk, yıkık döküktü ama manevi değeri büyüktü.
Tam 25 yıl sonra o büyük eşikli kapıdan geçerkenki mutluluğunu unutamam o kadının. Tek eliyle bütün duvarları yokladı. Nerede hangi eşya var tek tek anlattı. Nerede hangi acı tatlı olayın yaşandığını en ince ayrıntısına kadar anlattı durdu. Dedemin yaptığı ve mutfakta duran tahta tabaklığı görünce resmen ağladı kadın. Ben babanı burda doğurdum diyip durdu. Ve yaklaşık 6 ay sonra da göçtü gitti.
Yaklaşık 80 yıllık ömrünün en mutlu anlarıydı eminim. Bir köy evi deyip de geçtiğimiz yerde kendisi çok şeyler buldu, gördü. Hayallerini tekrar yaşayıp gitti. Evin yanındaki tavanı çökmüş ahırın önünde sanki ineklerini, koyunlarını elleriyle okşuyordu. Benim de hayalimde hep o şekilde ölümsüzleşti.
Hayatın eski fotoğraflardaki gibi donduğu evlerdir.
Avlusundaki serinlik ve sedirde uyunan öğle uykuları... ağaçların yaprak hışırtısından başka ses yoktur. Evdeki eşyalar bile zamandan bağımsızdır. Bu evlerde her şey eskidir.
Her insanın hatıralarının derinliklerinde saklandığı bir köy evi vardır. En zor anlarda oraya sığınırsın. Çünkü bilirsin ki o cumbada babaannenin dizine başını koyduğun an her şey en güzel şekliyle donup kalmıştır.