türkiye'de olan türden bir demokrasi örneğidir. literatüre, ato başkanı sinan aygün katmıştır.
sinan aygün; "başbakan 8 milyon aileye kömür dağıtıldı diyor, türkiye'de 17 milyon aile var toplam ve bu 8 milyon toplam aile sayısının %47'sine denk geliyor, bunun adına da demokrasi deniyor, kömür demokrasisi" diyerek güzelinden bir cümle kuruyor.
şimdi sinan aygün'ün söylediğini bir somut örnekle geliştirmek istiyorum.
başbakan dedi ya hani "valiler her işi bıraksınlar gerekirse kamyona binip kömür dağıtsınlar" diye, şimdi efendim bu işlem şöyle yapılıyor, önce mahallenizin muhtarına gidiyorsunuz ve bir maddi durumu kötü yani fakir belgesi alıyorsunuz. sonra bu belgeyle sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı'na gidiyorsunuz ve bu belgeyi ibraz ediyorsunuz sizi araştırıyorlar, sigortanız veya bağkurunuz varsa bu kömür yardımından faydalanamıyorsunuz.
şimdi bu durumu iki açıdan irdeleyelim, diyelim ki; hakikaten bu 8 milyon aileye ihtiyaçları olduğu için verildi. buradan ne çıkar? türkiye'de 8 milyon aile, yani türkiye'nin %47'si kömür alamıyor ve devlet yardımına muhtaç. bir başka deyişle, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı'nın istediği koşullar neydi? ya yeşil kartlı olacaksın, ya da sosyal güvencen olmayacak, gelirini de evine gelip araştıracaklar. yani, türkiye'nin %47'si neredeyse aç bitap yaşamakta. sosyal devlet anlayışı ile bu insanlara devlet babalık görevini yapıyor ve elini uzatıyor. tamam buraya kadar da güzel.
normal olmayan bu koşullarda yapılan açıklamalar, ne diyor başbakan recep tayyip erdoğan; "neredeeeen, nereye! milli geliri 2600 dolardan, 5500 dolara çıkarttık" demek ki, vatandaş 2002 yılında yamyam olup birbirini yiyormuş. milli gelir üzerinden hesaplayalım, bu dönem neredeyse aç insan -yakacağa muhtaçsa bu adamlar neredeyse aç demektir- oranı %47 ise, şimdi hemen hesaplayalım; 2002 yılında bu ülkenin %94'ü kömüre muhtaçmış. 2002'de ülke nüfusunu hadi iyimser olalım azaltalım 60 milyon kabul edersek, yine başbakanın verdiği bir bilgiyle kendilerinden önce kömür verilen aile sayısı 1,5 milyondu yani, 70 milyonda 17 milyon aile varsa, 60 milyonda 14,5 milyon civarında aile var. bakın hesap gayet açık. bugün milli gelir artmışken kömüre muhtaç kişi oranı %47 iken, kişi başına düşen milli gelir oranında yaklaşık 2 katı -2 kattan fazla da biz yuvarladık 2 kat dedik- armışsa, demek ki, bundan 5 yıl önce kömüre muhtaç aile oranı %94'tü. bu da 14,5 milyon aileden, yaklaşık 13,5 milyon ailenin kömüre muhtaç olduğu sonucunu doğurur. ama kömür verilen aile sayısı ne imiş? 1,5 milyon. demek ki, bundan 5 yıl önce yaklaşık 12 milyon aile, yakacak bulamıyormuş, ülkede donarak ölen kişi sayısı inanılmaz boyutlardaymış. -yerseniz-
bakın matematiksel olarak hesaplıyoruz. başbakan diyor, milli geliri şu noktaya çektik biz diye, yine aynı başbakan diyor, şu kadar aileye kömür veriliyordu biz geldik bunu buna çıkardık diye.
bu verilerin birinde bir yanlışlık var.
varsayım 1: ya, türkiye'de kömür dağıtılan 8 milyon aile gerçekten kömüre muhtaç değil, seçim yatırımı olsun, diğer olmusuz politikaların üstü örtülme niyeti olsun, öylesine dağıtıldı, o zaman nerede sosyal devlet anlayışı? devlet olanaklarını siyasi emellere alet etmenin sanıyoruz dinen sakıncası yok, türban takmamak günah ama devletin malını kendi çıkarın için kullanmak normal.
varsayım 2: ya, milli gelir falan artmadı, artış sadece zengin daha zengin oldu, ülke kalkınmadı aksine daha da fakirleşti ki, kömüre muhtaç sayısı 5,5 kat arttı. o zaman başbakan'ın "neredeeeen, nereye getirdik türkie'yi" cümlesi koca bir yalan. türkiye daha da geriye gitmiş.
varsayım 3: ya, kömür dağıtılan aile sayısı 8 milyon falan değil, başbakan bu sayıyı şişiriyor ki, hizmet ediyor görünsün. popülizm yapıyor, alanen yalan söylüyor.
yani velhasıl kelam, kişi başına düşen milli gelirin 2 kat arttırılıp, kömüre muhtaç kişi sayısının nüfus artışıyla da beraber, 5,5 kat artması mantıkla açıklanabilir bir şey değil. başbakan'ın verileri ya direkt olarak yalan, ya direkt olarak sanal -örneğin milli gelir artışına sebep zenginin daha zengin olması, fakirin yerinde sayması gelirinin artmaması ama toplam geliri ülke nüfusuna bölünce çıkan sonucu halkın cebine giren para olarak algılama- bir şeyler var.
hesap ortada, rakamlar ortada. popülizm yaparken destekli sallayınız sayın başbakan, biraz tozu üfürünce, gerçek sizin anlattığınızdan çok farklı çıkmakta. ama "kömür demokrasisi" olan ülkelerde, rakamları dans ettiren, ortadaki rakamların bir kısmını söyleyen, diğer kısmını söylemeyen insanlar olurlar.
milletin onlardan gelecek Atatürk sevgisine, kemalist düşünme gücüne değil, oduna, kömüre, okula, çift şeritli yola, az sıfırlı paraya ihtiyacı olduğunu anlamyanın yaptığı saldırı çeşididir. bu kişiler kendi doğalgazlı evlerinde zevk-ü sefa içinde yaşayıp dışarıyla ilgilenmedikleri, oturdukları yerden bağırmanın daha kolay gelmesi nedeniyle devamlı iktidarın kömür vermesine takan kişilerdir.
iktidarın başındaki zat-ı muhteremin "biz geldiğimizde 1,5 milyon aile kömür yardımı alıyordu, biz geldik 8 milyon kişiye çıkardık" demesideki çelişkiye takanların ülkemdeki demokrasi çeşidine yaptığı nitelemedir.
milletin kömür ihtiyacı vardır doğrudur ancak türkiye'de 17 milyon aile varken, bunun yaklaşık %47'sine -yine söylüyoruym oy oranıyla alakası sadece tesadüftür- kömür veriyorsan yani ülkenin %47'si devlet yardımına muhtaçsa, nasıl bir refahtır o zaman ülkemdeki, biz "neden kömür veriliyor, verilmesin" demiyoruz ki dick -alm. kalın- kafalı kardeşim? bu sayının 8 milyon olması tuhaf değil mi? 2 tane evi, arabası, çift maaşı olan komşuma yapılan 30 torbalık kömür yardımının izahatı nedir ki?
ha ülkemin çift şeritli yola ihtiyacı vardır ancak 6 ay içerisinde köstebek yuvasına dönüp, yeniden ihaleler verilerek onarılan türünden değil. ihale şartnamesinde 15 cm kalınlığında yazılmasına rağmen nasıl bir kontrolden geçiyorsa, 8 cm kalınlığında atılan asfalt sayesinde milyonlarca lirayı cukkasına indiren -8 cm kalınlığında yapıp, 15 cm kalınlığında para alırsanız düşünün kilometrelerce yolda nasıl bir "yolsuzluk" ortaya çıkıyor, yoldan yolsuzluk yapmak böyle olur gençler- müteahhitlerin yaptığı yola ihtiyacı yok ülkemin insanının.
oturduğu yerden, düşünmeden, ortadaki çelişkileri keşfedemeyecek kadar araştırma yapmayanların ilginç şekilde sarıldıkları demokrasidir.
kömür dağıtım işlemi 2007 yılında temmuz ortasına bile kalmadan bitirilip, şimdi nasıl oluyor da hala sürdürülmekte?
bir de az sıfırlı paranın türk ekonomisine maliyeti nedir? o maliyete okul yapılsaydı, yol yapılsaydı, hastane yapılsaydı olmaz mıydı? şeklen "itibar" gösterisi yapmak için milyarlarca dolar maliyet ülkem için fazla lüks değil mi?