geldiğim gün pıçahladılar adamın tekini. aha dedim nereye geldik .mapus damı kokuyor buralar. koştum odama başladım mekik çekmeye mapus kası yapmak için. gözüm dönmüş 2. mekikte içeri temizlikci adam girdi. lan olum gah ordan kafayı mı yedin pis la pis oralar. temizliğe gelmiş de bi bok yaptıgı mı var adamın köşede ki ciklet poşedini aldı, kapının eşiğinde durdu. temizlik imandandır bah olum temiz tutun odayı hiç uğraşamam. işim gücüm var bi de demizlik mi yapacam dedi. Öksürdü balgamı olduğu öksürük sesinden belliydi. sol ayağımın iki santimetre yanına fırlattı yeşil balgamı. daha önce böyle balgam görmemiştim yemin olsun.
lanet olsun dedim. böyle olacağını hissediyordum. çakmak cebimden sim kartımı çıkardım. bavulumu açtım lahana turşusunun içine sakladığım şu motorolanın bok kadar ufak telefonlarından vardı ya çıkardım onu. eski turşu numarası her zaman işe yarardı. fakat poşet su geçirmişti. bi iki kere salladım telefonu allahtan çalıştı. taktım sim kartı. aradım bizim pederi. açmadı. bana verdikleri tüm o sözleri düşündüm. sen git bi kaydol bi süre takıl ev falan ayarlayana dek biz sana bakarız demeleri külliyen yalandı. beni annemin rahmine bırakmakla başlattığı bu ağrılı sürecin hesabını soracaktım günü geldiğinde o yaşlı osuruktan. ama şimdilik bu cehennemin çaresine bakmalıydım.
çöktüm henüz çarşaf almadığım ranzanın alt katına daha önce burada yatan adi pisliği düşündüm. çok düşünmemiştim ki gözüm üst kattaki yatağın suntasına çizilen kocaman yarak figürüne takıldı. kaçıramadım gözlerimi o derece usta işiydi. damarlarında gerçekten kan dolaşıyormuş gibiydi. altına eserin adını not düşmüştü benden önce yatan adi pislik; kıral
derken içim geçmiş.
uyandım sonradan. burnuma kötü kokular geliyordu, cidden burnuma kötü kokular geliyordu sözlük. derken 3 numaralı dolaptan ses geldi. inlemeye benzeyen. yaklaştım dolaba. höşt höşt dedim. heee dedi biri. tırstım iki adımlık geriye sıçradım çevik bir kedi gibi. kimsin açık konuş dedim. aç gözünü seveyim şunu dedi. anahtar yoktu malesef ki. anahtar yok dedim. off diye bi feryat koydu. ne arıyorsun orada dedim. türkücüler kitledi dedi. boğuk ve yılgın bi sesle. nee dedim. soğuk terler boşaldı sırtımdan. bu kadarına pes dedim içimden. türkücüler niye kitledi hem onların burada ne işi var ya dedim. hay sikeyim seni türkücü değil ülkücüler diye bağırdı. pardon kardeşim sesini tam alamadım dedim. sessizlik oldu bi süre. bozmak adına burnuma kötü kokular geliyo dostum hem de çok fena dedim. doğaldır çünkü altıma sıçtım da biraz dedi...