Bir kadının, daha o kadar gençken üstelik, yaşlanmayı ve ölümü nasıl bu kadar doğru ve acılı ve yakarak tasvir edebildiğine şaşırdığım, beste olmaktan çok öte bir yapıt. **
kraliçenin kaleminden hayat dersi. ölüm daha önce hiç bu kadar anlamlandırılmamıştı. önce tel tel beyaza vurmaya başlayan saçlar, yerini hayatın parmak izleriyle dolu bir yüze bırakır. ve bir sabah uyanıp aynaya baktığımızda yüzleşiriz bize yabancı olan o yüzle. 'yok olmaz, erken daha' deriz engelleyemediğimiz bir endişeyle. ama 'hiç hazır değilim henüz' isyanlarımızı dinlemeksizin kapımıza dayanacak ve bize hiç tanıdık gelmeyen bu güz mevsimine alışmaya çalışacağız. ve bir süre sonra inadımız tutacak, 'zorla değil ya, o rengi hiç sevmiyorum' diyerek yıllardan hesap soracağız.
ne olurdu biraz daha zaman verseniz?
yıllar... öfkenizi hiç mi hiç anlamıyorum...
acıyı ezberine alanlar için, farklı doğmayacaktır gün ve bir sonraki hep kurşuni bir aşkın gölgesinde kalacaktır. zaman deli. ömür çok hızlı değüildi acıyla boğuşurken, hele ki her günün aynıysa, bitmek bilmez kışa alışacaktır ruhunuz. körlük gözlerde olmuyor bazen işte. aşk, günlerden gelmeyen.
"o gün başka renkte ağaracak biliyorum
ve zorla değil ya o rengi hiç sevmiyorum"
sezen aksu hayranı olaraktan şiddetle tavsiye ettigim sarkıdır. 2009 daki albümünde de bu parcaya yer vermiştir sezen aksu.
Bir sabah saçlarımı okşayıp da rüzgar
izlerini sürüp de gidecek beyaz beyaz
Ve güneş aynaya baktığımda çizgilerden
Yeni bir yüz gösterecek üzülerek biraz
Yok olmaz erken daha
Biraz geç kalın ne olur
Hiç hazır değilim henüz
Ne olur baharlarımı bırakın bir süre daha
Tanıdık değil bana güz
Yok olmaz dur
Dur gidemezsin
Gözlerimin rengi dur
Bulutlara dönemezsin
Yok alamazsın
Beni deli zaman
Ömrüme o kurşuni renkleri süremezsin
O gün başka renkte ağaracak biliyorum
Ve zorla değil ya o rengi hiç sevmiyorum
Ne olur sanki biraz daha zaman verseniz
Yıllar öfkenizi hiç mi hiç anlamıyorum
tüylerimi gece gece diken diken eden, göksel'in beyin hücrelerimi öldürdüğü, sezen aksu'nun ise, kimseye sormadan bir karış toprağa gömdüğü, mükemmel kelimesinin kifayetsiz kaldığı parça.
tamam, göksel de çok güzel söylemiş, ama sanki sahibi daha bir başka söylemiş bu parçayı. son albümündeki akustik zokistik versiyonu mersiyonu değil, sezen aksu söylüyor adlı müzikalindeki o hali yansıtıyor biraz belki de. piyanonun başında rahmetli usta onno tunç, mikrofonun başında, söylerken kendinden geçen, duygu komasından bir parça; sezen aksu. mükemmel sözler, boy vermeye gerek kalmadan derinliğinden boğulabileceğiniz sezen aksu vokali. yorumsuzdur.
göksel'in çok iç burkucu şekilde söylediği ve insanın gözlerini dolduran,ama ağlatmayan(kim bilir ağlayan da vardır belki)müthiş ötesi sezen aksu şarkısı.
piyano eşliğinde, gökselin harika sesini bazen doruklara çıkarıp, bazende mırıltıya döndürmeyi başardığı, dinleyende loş ışık ve şarap isteği uyandıran şarkı.