kendisi, geçen sene yazdığım 'ünlü müzisyenlerin kariyerlerinin zirvesindeyken intihar etmeleri..' başlıklı essay imin baş kahramanıdır. sanırım binlerce kez yeniden yazılmış essay imi okuyan hoca artık 'co..' harflerini görünce küçük çapta beyin sarsıntıları geçiriyordur. artık benim için cobain adının üstüne adeta bir damga gibi vurulmuş cümle; 'it's better to burn out than to fade away'. herşeyin ötesinde kendi içinde o kadar kırılgan, utangaç olması ve insanlara karşı, kendisinin bile açıklayamadığı o güçlü kini beni gerçekten çok düşündürmüş, etkilemiştir.
Courtney denen hatunun harcadigi, gençligimin yegane idolu..bir daha bu kadar etkileyici birisi daha tanır mıyım yada en azından görür muyum bilmiyorum ama özluyorum çok.
müzik dünyasının 5 nisan 1994 sabahı bir kahramının daha sonsuzluğa kanat açtığını öğrendiği yüce şahsiyet. bu güzel insan seattle'daki evinin garajında çenesine dayadığı tüfeğinin tetiğini çekerek 27 yıllık hayatını noktaladı.Ardında bıraktığı mektupta, artık acı çekmek istemediğini söylüyordu cobain. herkes bulduğunu sanmıştı ama demek ki aslında O hep nirvana'yı arıyordu.
herkesin olmak istediği şeydi o, inanılmaz dereceyde yakışıklıydı, kimseninkine benzemeyen acayip bir sese sahipti, vede zengin olmuştu, konserleri dlicesine bir coşkuyla geçiyordu ama mutsuzdu o, courtney lovediye bir salağa aşık olmuştu ve bu acımasız insan ölümünden sonra cabain'in eşyalarını satacaktı, duygularını hiçe sayarak. bir de utanmadan "onu hiç tanımamış olmayı yeğelerdim" diyebilecek kadar küstahça bir tavırla.
cobain ise "ruhum kesinlikle ibne bir ruh ve muhtemelen eşcinsel olabilirdim. eğer courtney'i bulmasaydım, muhtemelen eşcinsel bir yaşam tarzını sürdürürdüm" diyerek bir kadına söylenebilecek en yüce cümleleri azından döküyordu.
kişiliği tam olarak oturmamış ve ne yapacağı bilinemeyen bir şahsiyettir kurt kanımca, bir şizofrendir, ciddi piskolojik sorunları vardır.örneğin,
"şimdi aramızda olaydı bu kadar da ünlü olmazdı" diyen insanları anlamıyorum, evet bu kadar ünlü olmazdı hakkında bu kadar da yazılıp-çizilmezdi belki ama unutmayın her iki durumda da bir gün ölecekti ve sonuçte yine efsane olacaktı.
(bkz: efsaneler ölmez)
fikrimce, gelmiş-geçmiş en baba rock stardı o! rahmetli olduğu vakit (ki ben ortaokuldaydım) okulda bir çok kızın çamşırsuyu içip intahara kalkışmasına neden olmuştu.
keske ölmeseymis dedirten zamanında harikalar yaratan insan.. kurt zamanında gençligini geçirmiş döneme sahip bir genç olamadıgım için çokça yasadıgı döneme yasattıgı atmosferi merak ettigim insanüstü varlık.
şu an onu idol olarak baz alan kitleyle yakından uzaktan alakası olmayan, dünyada dönen bütün oyunların farkına varıp buna dayanamayan, sonuç olarak intiharı seçen çok değerli şahsiyet.
seattle'da konser verirken yaran bir söz söylemiştir.
"This song is dedicated to Frank Zappa, and River Phoenix, Fred Gwynne who played Herman Munster, Dixie Lee Ray, Thomas P, Tip O'Neil, and you, dumb ass, who just threw water on me. (01/07/94 at Seattle Center Arena, Seattle, Washington)"
kendi ağzından: ruhum kesinlikle ibne bir ruh ve muhtemelen eşcinsel olabilirdim. eğer courtney'i bulmasaydım, muhtemelen eşcinsel bir yaşam tarzını sürdürürdüm.
"bu adama saygı duymamak mümkün değil. düşünsenize adam bir nesil dolusu salak ve özenti gencin intihar etmesini sağladı!! insanlığın gen havuzunu klorladı !!"
gibi bir yorum okuduğum ve çok sevmesemde zamanının en başarılı gruplarından birinin frontmanliğini yapmış vokalist ve gitarist kişi.*
okduduğum ve düşündüğüm kadarıyla cinayete kurban gitmiş, ve günümüzde adeta müzik alanında ilahlaşmış ve bunda da son derece haklı olan grunge akımının öncülerinden. *