acımasız bir politikacı gibi davranan sözde tanrının sözleridir,
çok garip, tanrı insan zihniyetine tabii bir politikacı gibi davranacaksa, ne işe yarar, ve onu tanrı yapan ne.
Olayın ciddiyetini kavrayamayan ve kaldıramayanlara ağır gelen hükümlerdir.
Bu hükümler uygulansaydı ermeniler türkleri ahırlara doldurup yakamazdı, zulümden kaçan köylülerin önünü kesip 7 yaşı daki kızlara tecavüz edip öldüremezlerdi, bosna'da sırplar boşnakları katledemezdi, fransızlar 800000 tutsi'yi öldürtemezdi.
Dünya acılarla dolu bir yer ve insanlık tarihi katliamlar tarihidir. bu canavarlık ancak güçlü cezalarla bastırılabilir. Bununla yüzleşecek Seviyede değilseniz çenenizi kapatın, illa konuşacaksanız futbol falan konuşun.
Kuran'da geçen her ayet hayıra vesiledir, o şiddet dediğiniz kanunlar bugün uygulansa hırsızlıkmı kalır memlekette rüşvetmi kalır, ama şiddet olmasın dürüst insanları her yerde öpsünler, öpenlerede madalya taksınlar sizde mutlu olun.
kuranın şiddet içerikli ayetleri kuranın tamamıyle bir bütündür... adaleti, yardımlaşmayı, barışı, hoşgörüyü, dürüstlüğü, samimiyeti, iyi niyeti, zenginin malındaki yoksulun payını, ve benzerlerini toplum içinde tesis edemedikten sonra ortaya çıkıp '' vay kuran böyle diyor hadi hırsızın elini keselim'' diye ortaya çıkamazsın arkadaş. önce insan ol sonra ceza vermeye kalk deyyus der tanrı insana!
cihad emirdir. adalet ve hoşgörü ile tanışamamış medeniyetlerin "sadece" gaddar otoriteleri, cihad ile yıkılır. o medeniyetlerin halkına zülum edilmez; tebliğ edilir ve ister inan ister inanma denilir.
Hiç bir ilmi fikri olmayan kimselerin dahi sadece istanbul-şişli'de bulunan gayrimüslim vatandaşların varlığını bugüne kadar refah için sürdürmelerinin sebebini incelemesi; sorulması gereken suale cevaben tatmin edici olacaktır.
başlığı açan, mevzuu üzerine laf-ı güzafın maliki arkadaşa hitaben;
müslümanların gayrimüslimlerle beraber yaşadıkları ve idareye hakim oldukları toplumlardaki uygulamalara bakıldığında, bu hususta umumiyetle Kuran ve Sünnetin ahkamına riayet edildiği görülür. 14 asırlık islâm tarihi incelendiğinde bunun pek çok örneğine şahit olmak mümkündür. Mesela islam medeniyetinin ana müesseselerinin hayata geçirildiği bir toplum olarak kabul edilen Osmanlıda da gayrimüslimlere karşı eşine ender rastlanan bir müsamaha anlayışı hâkimdir.
Devlet-i Âliye, başlangıçtan itibaren fethedilen bölgelerdeki gayrimüslimlere karşı azamî derecede müsamahalı ve adaletli davranmıştır. Osmanlılar, Anadolu ve Rumelide gayrimüslimlerin dinî müesseselerine ve sosyal hayatlarına müdahale etmeden eski âdetleri üzere yaşamalarına imkân tanımışlardır.
işte bu anlayış sebebiyledir ki, henüz fethedilmemiş bölgelerdeki gayrimüslimler Osmanlı ordularına karşı fazla mukavemet göstermemişler ve hattâ onların dinî ve vicdanî hislerine karşı gösterilen bu saygı, onların Osmanlı idaresini bir kurtarıcı olarak görmelerine bile sebep olmuştur.
Osmanlı hükümdarlarından Fatih S. Mehmed, istanbulun fethi sonrasında, nasıl bir muamele göreceklerini bilmedikleri için firar eden veya Ayasofyaya sığınan halkın her türlü korkudan uzak ve serbest bir şekilde evlerine dönmelerini, normal yaşantılarını sürdürmelerini bildirmiş ve onların hamisi(koruyucusu) olduğunu ilan etmiştir.
Fatihin istanbulun fethi sonrasındaki ilk icraatı olarak şehrin en büyük kilisesi olan Hagia Sopia, fethin bir sembolü olmak üzere Ayasofya adıyla camiye çevrilmiş ve kendi hayratı olarak bağışlanmıştır. Sultan Fatih daha sonra istanbulda Ortodoks Kilisesi Patriği olarak tayin ettiği Gennadiosu saraya davet ederek bir ziyafet vermiş, uzun ve dostça bir görüşmeden sonra kendisine değerli bir asa ve taç vererek Cenâb-ı Hak sizi korusun. Dostluğumdan her vakit faydalanabilirsiniz. Seleflerinizin her husustaki haklarına ve imtiyazlarına malik olunuz diye onurlandırmıştır.
Kaynaklar, Fatihin bu görüşmede Patrike bazı imtiyazları ihtiva eden bir de ferman verdiğinden bahsederler. Bu beratta kiliselerin korunacağı, evlenme ve defin işlerinin ve diğer geleneklerin Rum kilisesinin usul ve kaidelerine göre eskiden olduğu gibi yerine getirileceği teminat altına alınmaktadır.
Fatihin istanbulun fethi sonrasında hem Rum, hem de Ermeni Ortodokslara geniş hürriyetler tanıması, ayrıca Fener Patriğine de ekümenlik vermesi, dahiyane bir davranış ve tam bir ileri görüşlülüktür.
O, sadece istanbuldaki Hristiyan cemaatlerine değil aynı zamanda Bosnadaki rahiplere de benzer imtiyazlar vermiştir. Bosnanın fethi sırasında verdiği Hatt-ı Hümayunda, halkın kiliselerine, can ve mallarına karşı hiçbir taarruzda bulunulmamasını ve tam bir emniyet içerisinde yaşamalarını güvence altına almıştı.
Zannediyor ve umuyorum ki, bu kısa izahattan sonra islamiyette şiddetin yeri hususunda biraz olsun araştırmaya meyledersin de, atfen söylediğin ayetleri, manaen de öğrenirsin.
ben bulamadım ama varmıs bir yerde
recebim suresi
1-tayyibime dokunmak cennetin kapılarını acar
2-tayibimin ak dedigine kara diyeni vurun, olmadı ergenekoncu yapın, olmadı bişey yapın işte vs. vs.
Allahın varlığına inanmayanların,Allah'a Karşı Gelipte,Allah'ın Ayetlerini inkar edenler`in, hiçte hoşuna gitmeyen ve kafirlerin müminlerden korkmalarına vesile olan ayetlerdir.
Şimdi Ortaya atılan bu amacının ne olduğu belli olan konuyu açan ve destekleyenlerin yorum ve görüşleri de ifade ederek, biraz açalım,
Sabır, Sabır Sıra ile hepsini yazacağım. Ben yazarken Kendimi küfretmemek için tutuyor ve sabırla yazıyor isem, Lütfen karşıt fikirli olanlar da sabırla okusunlar ve neye rağmen ne için hareket ettiklerini kendileri bulsunlar. sonrada kendilerine sorsunlar biz hangi taraftayız? diye.
Bu kadar ayetin içinde ilgili kişilerin bizlere Getirebilmiş olduğu Şiddet içerikli ayet sayısı - ki beni sevmeyen veya inancımdan dolayı bana düşman olanlara karşı selam vermemem, dost olmamam bile Şiddet içerikli ayet olarak kabul edilmiş gördüğüm kadarıyla- 10-11 i geçmiyor.
ancak iyi analiz etmemişler 10-11 değil;
Kur'an da Her konu hakkında Ayetler mevcuttur. isteyen her akıl sahibi, hemen her konuda Allah'ın bildirdiklerini bulabilir ona göre kendi yolunu belirler. Bu ayetlere uyar yada uymaz kendi bileceği şeydir. Uymazsa da sonuçlarını peşinen kabul etmiştir.
Kur'anı Kerim, binlerce ayetten oluşurken cımbızla seçercesine niyetimize uygun olanları seçeceksek bununla ne kadar objektif olabiliriz?
Olamayız.
Sadece şeytanın oyuncağı haline gelmiş ve sapmaya meyilli olan benliğimizi kandırır ve bu yolda diğer bilgisi olmayan zayıf insanları da kendi tarafımıza çekmeye çalışırız.
bu konu başlığı açıldığında sadece ayetler bunlardır dense idi. Hiç bir sorun Yoktu. Ancak Maksat Üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek ve bu açık açık belli olmaktadır.
O kadar Merhamet ayeti varken, Rahmet ayeti varken, hoşgörü ayetleri neredeyse hepsinden fazlayken Kur'anı Kerim-i sadece 14 ayetten oluşuyormuşcasına insanları bir şeylere iknaya davet etmek,
Körlükte Israr dır.
Ard Niyetli Maymunluktur,
Gerçekte aramızda bizde Müslümanız Deyipte burada Gerçek yüzlerini bu şekilde Gösterenler için iki Yüzlülük ve Kur'anda Belirtildiği Üzere MünafıklıkTır!
Hayır ben herde Kur'ana Karşı ve Onu indiren Allaha Karşı mücadeleme devam edeceğim diyen için de Kafirlikte ısrar dır.
hoşgörü
Biz Müslümanlar Bizden azınlıkta olanlara ve bizden aman dileyenlere hoşgörü ve merhamet sahibiyizdir. Korkmayın.
Hiç bir ezik Kendinden yukarıda olanları hoşgöremez. Böyle bir şey Literatürde yok.
Büyük küçüğü Hoşgörür, küçüğün yaramazlıklarını görmezden gelir, affeder.
105 hoşgörü ayetini görmezden gelerek 14 ayette islamın büyüklüğünü sorgulamaya kalkmak tam bir ezik ve cahil işidir.
O zaman islamın hoşgörüsünden Bahsediyorsa birileri ve 105 hoşgörü ayetini görmezden gelerek Kur'an şiddeti emrediyor diyorsa.
demek ki;
O kişi veya o düşüncedeki olanların hoşgörü talepleri mevcut değildir.
hem Eziğiz bize hoşgörülü davranın diyorlar, yok öyle yağma!
Onlar müslümanları Hep kötü görmek istedi,
Onlar hep müslümanların zora düşmesini istedi,
Onlar Müslümanların içine fitne fesat yayıp, kendi düşünceleri ile onları her ortamda sanal yada gerçek olsun kendi sapkın düşünceleri ile yine insancı zayıf olanları çevirmeye çalıştılar.
Hala da çalışıyorlar.
Kıyamete de kadar bilmeden ve anlamadan inanan müslümanlarla savaşlarını sürdürecekler.
Ve kime hizmet ettiklerini Gözleri açılmadıkça göremeyecekler.
inanamayanlar ise Öldükten sonra Karanlıktan korktukları için Onların cesetlerini sadece Kurtlar kuşlar yiyeceğini zannettiklerinden. inananları kendi korkularına çekmek isterler.
böyle şerefsizlerin ne bu ülkede ne bu sözlükte yeri olmaması gerekir. ulan allahsız kitapsız herifler inanmıyorsanız saygı duyacaksınız! bu ülkenin çoğunluğu müslüman saygı duymak zorundasınız beğenmiyorsanız siktirin gidin başka ülkede yaşayın ondan sonra bunlar gibilere sövünce suçlu oluyorsun arkadaş. mına kodumun ibneleri..
cımbızcı yazar tasnif çabasıdır. kur'an bütün olarak ele alınmazsa, barışa , merhamete, affetmeye , iyi insan olmaya yönelten ayetleri ele alınmazsa bu tarz "tespit"lerle gaza gelenler zaman zaman çıkabilir.
aralarında "ateistlerin ağzının orta yerine küreğin tersiyle vur" emrinin olmadığı ayetlerdir. şiddet realitedir, en büyük medeniyetler otoriteler ya da meşruiyetler dahi eni konu gider şiddete dayanır. şiddet çatışmanın doğasının bir gereğidir. şiddet gündelik hayattan tamamen dışlanamaz. ancak uygulanması da bir prensibe bağlanmalıdır. evet islam hoşgörü dinidir, ama enayi dini değildir. bazılarının sandığı gibi müslüman dövene elsiz sövene dilsiz değildir. haksızlık karşısında da yeri geldiğinde kodu mu oturtmayı bilir, bilmelidir.
3 tane kör adamı yanyana getirmişler. önlerine bir fil koymuşlar. bu nedir diye sormuşlar.
1. kör olan adam filin hortumunu tutmuş, bu uzun, ince birşeydir demiş.
2. kör olan adam bacağını tutmuş, bu uzun, sütun gibi birşeydir demiş
3.sü ise kuyruğunu tutmuş ince urgan gibi birşeydir demiş.
vel hasılı kelam; cımbızlayarak işimize geleni alıp yorum yapmayalım. tartışma çıkarıcam diye saçmalamayalım. adama sorarlar kuran-ı kerimin tamamını okudunmu diye. adama sorarlar islam hukuğunu okudunmu diye. hiç bilmiyorsak bir bilene soralım.
kimseyi ilgilendirmeyen ayetlerdir.
ya islam dini hoşgörü dini olsa nolur,olmasa nolur?
bu dine dünya çapında milyarlar inanıyor yani bunu yargılamak bize düşmez.
islam Dini barış dinidir. Bu gibi çıkarımlar ayeti yanlış anlamaktan kaynaklanır ,değil mi ; tamamen art niyettir. Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş sayılır diyen islam Dini'nin Kitabı öldür diyebilir mi? , yapma be kardeş...
bilinen gerçeklerdir. islam'da savaşmanın yeri vardır. hemen hemen her inanç ve ideolojide de vardır... ne yani kemalizmde yok mudur? sosyalizmde yok mudur? kapitalizmde yok mudur? yahudilikte yok mudur?
"savaş tarihin babasıdır" diyen felsefede yok mudur? "iyi bir savaştır her müşkülü çözecek" diyen nietzsche'de yok mudur?
başka nereye gidelim, budizme mi? kamboçya'da bak, neler oluyor!
Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası,
ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi,
ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir.
Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır. (maide, 33)