kuran ı kerim mucizeleri

entry52 galeri4
    52.
  1. Muhammed'in arap şairlerden intihal yaptığı -çaldığı- cümle oyunlarıdır. Küçük bir örneğini görselde bulabilirsiniz:
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/1732436/+
    1 ...
  2. 50.
  3. 49.
  4. Şimdi ekşi sözlükten bi alıntı yapacağım. Ama muhalefetten değil meraktan.
    ~ (bkz: islamiyete göre evlat edinmenin günah olması)

    islam dininin en büyük açmazlarından biridir. ahzab suresi 37. ayet'e göre gelin konumundaki zeyneb bint-i cahş, muhammed bin abdullah'ın eşi olma sürecine girmiş ve nikahı allah tarafından emredilmiştir.

    kuran-ı kerim'e bakılırsa tüm evreni yaratan bir allah, kainattaki dev gibi sorunları bir yana bırakıp "peygamberin kiminle evleneceğini tespit etmiş ve eski gelinini o'na eş olarak helal kılmıştır. ki yüce bir yaratıcı'nın bu gibi işlerle uğraşacağını düşünmek aslında yaratıcı'yı küçümsemek, dahası evrensel irade'nin yüceliğini yok saymak değil midir?

    bir de bu hikayeden geri kalan, zeyd'in, zeyd bin muhammed (muhammed'in oğlu zeyd) sıfatından zeyd bin harise (harise'nin oğlu zeyd)'e geçiş yapmasıdır. ve elbet üst üste savaşlara gönderilmesi ve nihayetinde 3 yıl sonra bu savaşların birinde hakkın rahmetine kavuşarak seven gönüllerin arasından sonsuza dek çekilmesidir.

    sen şimdi bu evliliğin meşruluğuna inanıyor musun?

    islam dinin peygamberinin -hem de yeri göğü her şeyi tüm evreni yaratan bir allah'ın emri üzerine- oğulluğu zeyd'in karısı zeynep ile evlenmesini aklına, vicdanına, mantığına, kişisel ahlakına, insanlığına ve erdemine kabul ettirebiliyor musun?~~
    cevabı olan varsa mantık çerçevesinde açıklasın zira çoğu din aliminin kıvırdıgı bi konu.
    1 ...
  5. 48.
  6. hadid suresi 25. ayet

    bu elmalılı meali:

    andolsun ki, biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik; beraberlerinde kitap ve mizan (terazi, ölçü) indirdik ki, insanlar adaletle tutunsunlar. bir de demiri indirdik ki, onda hem çetin bir sertlik, hem de insanlar için birçok faydalar vardır. çünkü allah kendisine ve peygamberlerine gıyabında yardım edenleri belli edecektir. şüphesiz allah çok güçlüdür, üstündür.

    bu da diyanet işleri meali:

    andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). allah da kendisine ve resûllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. şüphesiz allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

    burada demiri indirdik ifadesinden başka konu ile ilgili bir açıklama yok. ve bu ayette de geçtiği gibi başka bir çok şey için indirdik kelimesi kullanılıyor. o halde bunların hepsi uzaydan dünyaya gelmiş anlamıını mı taşıyacak? eğip bükmekte üstünüze yok. kitap ve mizan indirdik demiş mesela aynı ayette ee kitap ve mizan da uzaydan geldi o zaman mantığa bak.

    ayrıca demir elementinin düşen meteorlar sonucu dünyada bulunabildiğini sümerlerin, eski türklerin, mısırların bildiğini görebilirsiniz biraz araştırma sonucu. sümerlerde ve eski türklerde demir için kullanılan kelimenin anlamı 'gökten gelen' dir. mısırlılarda ise 'cennetten gelen' kelimesi ile anlatılmıştır.

    son olarak dünyada bulunan demir madeninin tamamı meteorlarla gelmiş değil. nikel içeriği zengin olan demirin meteorla geldiği biliniyor. dünyanın varoluşunda da demir madeni var ve saflık derecesi epey yüksek.

    ortada kuranın duyurmuş olduğu bir mucize göremedim ben. gören varsa uyarsın lütfen. ortaya çıkan her bilimsel bilgiyi, işte falanca ayet de aslında şunu demek istiyor şu kelimenin kökeni bu şu kelimenin kökeni şu diyerek uyanıklık yapmak yerine bilimin henüz söylememiş kimsenin dile getirmemiş olduğu bir şeyi kuranda yazıyor işte diye çıkarın karşımıza da biz de inanalım mucize diye. madem kuran bir takım mucizeler duyuruyor ve buna dikkat çekmek istiyor o zaman ayrıntısıyla anlatırdı değil mi. allah sonuçta her şeye muktedir değil mi sizin inancınıza göre, o zaman anlatsın detaylı şekilde mucizelerini biz de inanalım. bir tane demiri indirdik yazısıyla maalesef demirin meteorlarla dünyaya taşındığını anlatmış olmuyor.
    1 ...
  7. 47.
  8. olmayan mucizelerdir.

    ömer çelakıl, edip yüksel, harun yahya çarpıtmalarıdır.

    ayetleri çarpıtmaktır. müslümanlığa göre günahtır. fıkıhta cezası büyüktür.

    size saygım hiç yok mucize müslümanları.

    yunus emre, mevlana, şems kalpten inanıyordu. dürüst insanlardı.

    siz ne müslüman olmuşsunuz ne ateist ... soytarıdan başka bir şey değil.
    0 ...
  9. 46.
  10. olmayan mucizelerdir.

    bak size ben şimdi bir mucize söyleyeyim.

    Ahzâb(*) Sûresi

    53 - Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber?in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber?i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah?ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır.

    tüm insanığı inmiş evrensel dediğiniz kitap . hz. muhammedin evine çağrılmadan yemeğe gitmeyin diyor .

    sonra kız da demiş ki : ''ne kadar copy paste bir çocuk''

    adnan hocaya selam... bilimsel ayetler birçok kaynakta kabul edilmiştir evet başlıca kaynak götün.
    0 ...
  11. 45.
  12. daha yazayım mı ateistler hepsi mi tesadüf , çölde hiçbir bilimsel bilgiden yoksun bir insan bunları nasıl uydurabilir , bir de en büyük yalan şu bunlar tevrat ve incilde de var yok kardeşim iki kitabı da okudum ben sallamayın kulaktan dolma bilgilerle ateizm kasmayın önce okuyun öğrenin size son bir kapak yapacağım bunu kuran'ı mealden okurken tesadüfen keşfettim :

    Einstein'ın izafiyet teorisine göre dünyadaki zaman ile uzaydaki zaman farklıdır ve son bilimsel gelişmelerle bu kanıtlanmıştır şimdi sıkı durun ateistler sizi uçuruyorum çünkü : Rabbinin katında bir gün, sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir” (Hac: 47)
    “O, göklerden yere kadar her işi yerli yerince tedbir ve idare eder. Sonra bütün işler, sizin gününüzle bin sene kadar uzun olan kıyamet gününde Ona arz edilir” (Secde: 5)
    “Melekler ve Cebrail, oraya, bir günde yükselip çıkarlar ki, o mesafenin uzunluğu dünya senesi ile elli bin yıldır” (Mearic: 4)
    0 ...
  13. 44.
  14. insandaki organların gelişim sırası : “O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa yaratandır; ne de az şükrediyorsunuz. (Mü’minun Suresi: 78)
    Allah, sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi. (Nahl Suresi: 78)
    De ki: “Düşündünüz mü hiç; Eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alıverir ve kalplerinizi mühürlerse, onları size Allah’tan başka getirebilecek ilah kimdir?” (En’am Suresi: 46)
    Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. (insan Suresi: 2)
    Yukarıdaki ayetlerde Allah’ın insana bahşettiği bir takım duyulardan bahsedilmektedir. Dikkat edilirse, Kur’an’da bu duyulardan hep belli bir sıra ile bahsedilmektedir: Duyma, görme, hissetme ve anlama.
    Embriyolog Dr. Keith Moore, embriyonun gelişim sürecinde iç kulakların ilk halinin belirmesinden sonra gözün oluşmaya başladığını ifade etmektedir. Hissetme ve anlama merkezi olan bey-nin ise, kulak ve gözün ardından gelişimine başladığını söylemektedir.
    Anne karnındaki çocuk fetus halindeyken, hamileliğin yirmi ikinci günü gibi erken bir dönemde kulaklar gelişir ve hamileliğin dördüncü ayında kulak tam olarak fonksiyonel hale gelir. Fetus bundan sonra annenin karnındaki sesleri duyabilir. Dolayısıyla yeni doğan bir bebek için işitme duyusu, diğer yaşamsal fonksiyonlardan önce oluşur.
    Kur’an ayetlerindeki öncelik sırası bu bakımdan mucizevîdir. Yaşamak için görmek, işitmekten daha önemli iken, ayetlerde sıralanış olarak her zaman işitmenin, görmekten daha önce zikredilmesinin hikmeti herhalde bu olmalıdır.
    0 ...
  15. 43.
  16. tevrat'ı da okudum kardeş merak etme bu bilimsel ayetlerin hangi tevrat'ta geçiyor salllama , sığırın teki de harun yahya demiş bu bilimsel ayetler bir çok kaynakta kabul edilmiştir ne harun'u ama diyorum ya bir kere kafa inkara programlandı mı yapacak bir şey yok ben ateizmden islam'a dönmüş biriyim tüm kutsal kitapları okuyarak son derece bilinçli bir biçimde sizin o geçtiğiniz yollarda ben dört tur bindirdim yavrum hadi başka kapıya .
    0 ...
  17. 42.
  18. bir çiğdemlik et parçası : Mü’minun suresi 14. ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:
    “Sonra o damlacığı, asılıp tutunana dönüştürdük. Sonra asılıp tutunanı bir çiğnemlik et haline getirdik.”
    Kur’an bu ayetiyle, insanın anne karnındaki bazı evrelerine işaret etmektedir.
    Ayet-i kerimede işaret edilen birinci evre, damlacığın yani nutfenin “asılıp tutunana” yani alakaya dönme evresidir.
    ikinci evre ise, asılıp tutunanın yani alakanın “bir çiğnemlik et” haline dönüşme evresidir.
    Bizler bu delilde, ayet-i kerimede geçen “bir çiğnemlik et haline dönüşme” evresini tahlil etmek istiyoruz.
    Gerçekten de anne rahmindeki embriyo hem küçük olması, hem de kemiklerin daha ileride oluşacak olmasından ötürü bir çiğnemlik et görünümündedir. Ayrıca ilginçtir ki, embriyo, anne karnında geçirdiği belli bir dönemde üzerinde diş izleri varmış gibi bir şekle sahiptir. Bu sebepten, Kur’an’ın “bir çiğnemlik et” tabiri tam yerinde mucizevî bir ifadedir.
    “Bir çiğnemlik et” tabiri Hac suresi 5. ayette, “kısmen belli, kısmen belirsiz bir çiğnemlik et” şeklinde geçmektedir. Gerçekten de bu aşamada embriyo gözle görülecek kadar belli; ancak detayların anlaşılamayacağı kadar belirsiz bir büyüklükte olduğundan, Kur’an’ın “kısmen belli, kısmen belirsiz bir çiğnemlik et” tabiriyle tam bir uyum içindedir.
    insanın baş, gövde, ayak, iç organlar gibi ayrı vücut bölümlerinden bir kısmı belli olmaya başladığı; bir kısmı ise belli olmadığı için, bu aşamaya “kısmen belirli, kısmen belirsiz” tabirinin kullanılması çok uygundur.
    Prof. Dr. Keith L. Moore, Kur’an’da “bir çiğnemlik et” diye bahsedilen dönem hakkında şunları söylemektedir:
    “Söz konusu ayetlerin ne demek istediğini bu dönemdeki embriyoyu incelediğimiz zaman hayretle öğrendik. Çünkü embriyo 28 günlükken üzerinde tesbihimsi bir yapı meydana geliyor ve bunlar görünüş olarak aynı diş izlerine benziyordu. Bu dönemdeki embriyonun plastikten bir modelini yaptık ve onu çiğneyerek üzerinde diş izlerimizi bıraktık. Ortaya çıkan manzara, incelediğimiz aşamadaki embriyoya olağanüstü derecede benziyor ve Kur’an’ın insan embriyosundan neden bir çiğnemlik et olarak bahsettiğini çok güzel açıklıyordu.”

    Prof. Dr. Keith L. Moore, Kur’an’da “bir çiğnemlik et” diye bahsedilen dönem hakkında şunları söylemektedir:
    “Söz konusu ayetlerin ne demek istediğini bu dönemdeki embriyoyu incelediğimiz zaman hayretle öğrendik. Çünkü embriyo 28 günlükken üzerinde tesbihimsi bir yapı meydana geliyor ve bunlar görünüş olarak aynı diş izlerine benziyordu. Bu dönemdeki embriyonun plastikten bir modelini yaptık ve onu çiğneyerek üzerinde diş izlerimizi bıraktık. Ortaya çıkan manzara, incelediğimiz aşamadaki embriyoya olağanüstü derecede benziyor ve Kur’an’ın insan embriyosundan neden bir çiğnemlik et olarak bahsettiğini çok güzel açıklıyordu.”
    0 ...
  19. 41.
  20. son kitap olduğu için kendinden önceki her şeyden bir bukle almış. kimse tevratı okumadığı için sanıyor ki bunlar kuranda geçiyor bir tek. zavallılar.
    1 ...
  21. 40.
  22. Harun Yahya'nın saçmalıkları hepsi.

    Harun yahya ya şu Adnan Oktar yani...

    Kedicikler falan... Kopyala yapıştır buraya atmak kolay. Saçma cümlelre anlamlar yüklemek. Kuran bilmeden, yazıldığı dili bilmeden, Lehçeyi bilmeden. Kendine doğru çekmek riyakarlıktır. Madem copy paste kasıyoruz..

    http://www.mucizeyalanlari.com

    Al burada bütün o saçmalıkların cevabı var. Dişi bal arısıymış falan ...
    1 ...
  23. 39.
  24. ateistler beni kızdırdınız sizi ayar manyağı edeceğim kuran tüm zamanlara ve insanlığa inmiş Allah'ın mucizedir . Hurafelere tapan yobazlara bakıp kuran'a hakaret edemezsiniz ettirtmem .

    tüm canlıları sudan oluşması : nkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı? (enbiya 30 . )
    2 ...
  25. 38.
  26. dünya döndükçe kutuplardan baskılaşma : “Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten yeryüzüne yönelip onu uçlarından eksiltiyoruz. ” (Rad 41)
    “Onlar görmüyorlar mı ki, biz yeryüzüne gelip uçlarından noksanlaştırıyoruz.” (Enbiya 44).
    Bu iki ayet-i kerimede yeryüzünün uçlarından eksildiğinden ve noksanlaştığından bahsedilmektedir.
    Acaba gerçekten de yeryüzü uçlarından noksanlaşıyor mu?
    Bu noksanlaşmanın manası ne olabilir?
    Bu konuda bilim adamları ne demektedir?
    Nasa’nın verilerine göre, Dünya’nın ekvator yarıçapı 6378,5 km. iken kutuplardan yarıçapı 6357 km.dir. Bu yaklaşık % 0,3’lük bir fark demektir. işte ayet-i kerimedeki “uçlarından eksiltiyoruz” ve “uçlarından noksanlaştırıyoruz” ifadeleriyle kutuplardaki bu basıklığa işaret edilmiştir. Ayrıca şu noktaya da dikkat çekiyoruz ki: Ayet-i kerimede “eksilttik” ifadesi yerine “eksiltiyoruz” ifadesi kullanılmıştır.
    Bu ifadeden anlıyoruz ki, eksiltilme hâlâ devam etmektedir. Eğer ayet-i kerimede “eksilttik” denseydi, Dünya’nın ilk günden itibaren bugünkü şeklinde yaratıldığını anlayabilirdik. “Eksiltiyoruz” ifadesi ise, bir süreç sonunda oluşumu anlatmaktadır. Yani eksiltilme hâlâ devam etmektedir. Kur’an’ın bu ayetinden çıkan şu iki nokta, Dünya’nın yaratılışıyla ilgili bulgularla tam uyum içindedir:
    1- Dünyanın uçlarından eksilme olmuştur. Gerçekten de Dünya kutuplardan basık, ekvatorda ise şişkindir. Ve bu eksilme ayet-i kerimelerde ifade edildiği gibi hâlâ devam etmektedir.
    2- Dünya ilk oluşum anında şu andan farklıydı. Zamanla bir süreç sonunda uçlarından eksilme olmuştur. Bu, Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesiyle gerçekleşmiştir.
    Kur’an’ın incelediğimiz ayet-i kerimelerinden çıkan bu sonuç da bilimsel bulgularla tam bir uyum içindedir. Ayet-i kerimelerde bu noktaların dışında başka bilimsel gerçeklere de işaret edilmiştir.
    Bunlardan biri, Dünya’nın dönüşü ile beraber Dünya’nın etrafında az da olsa sürekli bir madde kaybının olduğudur. Ayet-i kerimelerdeki “ eksiltiyoruz” ve “noksanlaştırıyoruz” ifadeleri, Dünya’nın etrafındaki bu madde kaybına işaret etmektedir. Bilim adamları, Kur’an’ın bu işaretini de doğrulamış ve az da olsa Dünya’nın etrafından sürekli bir madde kaybı oluştuğunu kabul etmişlerdir.
    Yine bu ayet-i kerimler, bir başka yönden de yeryüzündeki karaların azalmasına bakmaktadır. Manhattan’da bir Nasa araştırma merkezi olan Goddard Uzay Bilimleri Enstitüsü’ndeki bilim adamları, kutuplardaki buz tabakalarının erimesiyle Okyanuslardaki deniz suyu seviyesinin yükselmekte olduğunu keşfettiler. Artan su miktarı ise daha fazla karayı kaplamaktadır. Deniz kıyıları sular altında kaldıkça, yeryüzünün toplam yüzölçümü veya kara miktarı da azalmaktadır. Demek, ayet-i kerimelerdeki “ eksiltiyoruz” ve “noksanlaştırıyoruz” ifadeleri, deniz kıyılarının sularla kaplanmasına ve yeryüzündeki karaların azalmasına da işaret etmektedir.
    Şimdi şu noktayı bir düşünelim: Peygamberimiz (s.a.v.)’in yaşadığı dönemdeki insanların ayet-i kerimelerde anlatılan bu bilimsel gerçekleri bilmeleri mümkün değildi. Hatta günümüzde fizikle ciddi bir şekilde ilgilenmeyen kişilere: Kendi ekseni etrafında dönen bir cismin kutuplarda basıklaşıp basıklaşmayacağından; yeryüzündeki karaların azalmasından; kutupların basıklığından ve yeryüzündeki madde kaybından sorun, cevap alamadığınızı göreceksiniz. Bu bilgi günümüzde bile fiziğe veya Dünya’nın oluşumuna özel ilgisi olanlarca ancak bilinmektedir.
    0 ...
  27. 37.
  28. Kabede ki olaylar hakkında benim araştırdıklarım

    "Gökten inen hiç bir yağmur damlası yoktur ki onunla beraber bir melek bulunmasın. O melek onu Allah'ın emrettiği yere ulaştırır." Hadid suresi 4.

    Fatiha suresi 6. Ayet bizi doğru yola ilet ( Hidayet doğru yol hak yolu oluyor. Doğru kişi de aynı zamanda Fatiha suresini okuyan bir mümin Ayrıca Hadid suresi 4. ayeti destekliyor ,
    eleştirici pislenmiş algınla hata arama !

    Fatiha suresi 6. Ayet bizi doğru yola ilet ( Hidayet doğru yol hak yolu oluyor. Doğru kişi de aynı zamanda Fatiha suresini okuyan bir mümin Ayrıca Hadid suresi 4. ayeti destekliyor ,

    “Baksana, Allah bulutları sevk ediyor, sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor! işte sen de onların arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. Allah, gökteki dağlar büyüklüğündeki bulutlardan dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğini de ondan korur. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!(Nur, 24/43). Nur suresi 24/43 ve Hadid suresi 4. ayet ise tekrar birbirini destekliyor Fatiha suresi 6. ayette
    deki bulutlardan dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğini de ondan korur. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!(Nur, 24/43). Nur suresi 24/43 ve Hadid suresi 4. ayet ise tekrar birbirini destekliyor Fatiha suresi 6. ayette

    Ayrıca kabe güvenliği hakkında insanların ahiret güvenliğini anlatan bunun gibi akıl çalıştırabileceğin olaylar gerek.

    edit : üzgünüm emoloji vardır başka bir sözlük hesabımdan alıp ordakini sildim.
    0 ...
  29. 36.
  30. Peygamberin ata binip uzaya çıkması.

    Ayın ortadan ikiye yarılması.

    Gerçi bunları yaparken koca arabistanda bi kişi bile görmemiş ama ben inanıyorum yani.

    Ama nedense en basit gerçeklerden bile bahsetmemiş.

    Ne dünyanın yuvarlaklığından ne yerçekiminden, ne mikroplardan..

    Ama peygambere helal olan kadınlardan uzun uzun bahsetmiş.
    3 ...
  31. 35.
  32. Bir diğer ahmaklıkta cahiliye devrini dünyaya mal etmektir. O dönem homo sapiens primattan yeni evrimleşmiyor. Deniz suyunun karışmamasında bilinmeyecek hiç bir şey yok. Muhammed zaten zeki bir insan malları oyalacak şey koymuş kitabına. Zaten dünya denizlerlerinde çok yoğun bir hareketlilik var o dönemde. Bunu Bir kağıda yazıp bu Allah'ın mucizesi demek saçmalık.
    Boğaz'dan hiç mi gemi geçmedi amk. basra var cebelitarık var. Bunlar Kuran'dan 1000 önce de biliniyordu. Gemicilerim yazdığı binlerce yazı var.

    29-28 çeken aylar var. Miladi takvimde 6 saat var. Allah neden özellikle miladi takvimi seçmiş anlamadım doğrusu. Bunlar mucize değil düpedüz saçmalık. ayrıca sen Arap dili uzmanı mısın? Yevm kelimesinin bir sürü Çekimi var. Özellikle 365 tane kafana göre riyakarca alıp mucize demek ahmaklık. Bunlar mucizeyse hepsi eksik. Harun yahya nın saçmalığı hepsi.

    Sen hala mühür de kalbe bilmem ne de. Ne kalbi amk kalbe mühür olmaz kan pompalar o vücuda.
    0 ...
  33. 34.
  34. parmak izlerinin kişiye özel olması : Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz. (Kıyamet Suresi, 4)

    yuvayı dişi arı yapar : Arapçada kelime cinsiyet bakımından ikiye ayrılır: Müennes ve müzekker. Müennes, dişi varlıkları gösteren kelimelere; müzekker de erkek varlıkları gösteren kelimelere denir. Arapçada, ister hayvan olsun, ister bir bitki; ister nesne olsun, isterse bir fiil bunlar ya müennestir ya da müzekkerdir. Demek Arapçada fiiller de dişi ve erkek olarak ikiye ayrılmaktadır. Cümlenin faili erkek olduğunda fiil erkek sigayla, cümlenin faili dişi olduğunda fiil dişi sigasıyla gelmektedir. Yani fiil ile fail arasında cinsiyet bakımından bir uyum vardır.
    Bu bilgilendirmeden sonra, şimdi Nahl suresinin 68 ve 69. ayetine dikkat kesilelim:
    “Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin. Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir kavim için, büyük bir ibret vardır.”
    Arapçada arının erkeği ve dişisi aynı şekilde “Nahl” olarak yazılır. Bu kelimenin ayrıca dişisi yoktur. Ancak Kur’an, arıya yapılan vahyi ve arının yaptıklarını anlatırken fiilin dişi formunu kullanmaktadır. Biraz önce ifade ettiğimiz gibi, Arapçada fiiller dişiye ve erkeğe göre farklı çekilirler. Başka birçok dünya dilinde de bu böyledir. Kur’an’da arının yaptıkları anlatılırken fiilin dişi sigası kullanılmıştır. Şöyle ki:
    1- Ayet-i kerimede “ev edin” manasını beyan etmek için; erkek için kullanılan اِتَّخَذْ kelimesine bedel, dişi için kullanılan اِتَّخَذِي kelimesi gelmiştir.
    2- “Her türlü meyvelerden ye” manasını ifade etmek için; erkek için kullanılan كُلْ kelimesine bedel, dişi için kullanılan كُلِي kelimesi gelmiştir.
    3- “Rabbinin yollarına gir” manasını beyan için; yine erkek için kullanılan اُسْلُكْ kelimesine bedel, dişi için kullanılan اُسْلُكِي kelimesi gelmiştir.
    4- “Bal onun karnından çıkar” ifadesindeki “onun” zamiri, erkeğe işaret edenهُ ye bedel, dişiye işaret eden هَا ile ifade edilmiştir.
    Demek, Kur’an’ın saydığı eylemler olan; evini yani kovanını inşa etmesi, bal özünü toplamak için her türlü meyvelerden yemesi, Allah’ın vahyettiği yollara girmesi ve balı karnından çıkarması dişi bal arısı tarafından yapılmaktadır. Yani sayılan bütün eylemlerin faili dişi bal arısıdır.
    Acaba Kur’an’ın 1.400 sene önce vermiş olduğu bu haber hakkında bilim adamları ne demektedir? Gerçekten de sayılan faaliyetleri dişi bal arısı mı yapmaktadır? Şimdi gelin, bu konuda bilim adamlarının sözlerine kulak verelim, bakalım onlar ne diyor? Onlar diyor ki:
    Kur’an’ın saydığı bütün faaliyetleri dişi arı olan işçi arılar gerçekleştirmektedir. Kur’an’ın saydığı bu faaliyetler ile erkek arıların hiçbir ilişkisi yoktur. Dişi olan işçi arılardan daha iri yapılı ve kocaman gözlü olan erkek arıların tek görevi genç ana arıyı beraber olarak üremelerini sağlamaktır. Yaz sonunda bu görevini yerine getiren erkek arılar dişi arılar tarafından kovandan atılır ve dişi arıların bakımıyla yaşamaya alışkın oldukları için çok geçmeden ölürler.
    Gördüğünüz gibi, Kur’an’ın vermiş olduğu haberle bilimin bu asırda ulaştığı netice birdir ve aynıdır.
    Kur’an’ın 1400 sene önce bize gösterdiği ama bilimin yakın bir zamanda keşfettiği bu hakikat Kur’an’ın mucizevi bir haberidir.

    ateistler bugün sizi kapak manyağı yapacağım .
    3 ...
  35. 33.
  36. Yaşlılık için söylenen ayettir. Burada biz ömür verdiklerimizi yeni doğmuş gibi yaparız gibi bir açıklama var. Buna kanıt Alzheimer dir. Gidin bir Alzheimer görün ve o o ayeti okuyun.

    Sonra kumar dan uzak durun diyor. Bakın Kumarbazlar ne halde? Hepsi mahvoluyor evleri kızları arabaları bile veriyorlar. ... bunlar delil isteyenler için yeterli.
    0 ...
  37. 32.
  38. (bkz: tonton ve arkadaşları kitabındaki mucizeler)

    Her iki kitaptaki mucizeleri de okudum, tonton daha kutsal geldi...

    Video linkini sonra editlerim. Yazıverin şimdilik.

    https://www.youtube.com/watch?v=YaNGvnULhmM
    1 ...
  39. 31.
  40. Rahman suresi ayet 20; aralarında bir engel vardır; onu aşıp da birbirlerine karışmazlar.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/844135/+
    7 ...
  41. 30.
  42. niye hicri takvimi alıyorsun bütün takvimler Allah'ındır ama bir insanın kalbi mühürlü olursa yapacak bir şey yok .
    1 ...
  43. 29.
  44. Bu saçmalıklara dair bir diğer yanılgı da gün kelimesi 365 kez geçmesi. Hicri takvimde yıl 354 gündür... Ayrıca 365 gün 6 saate ne oldu ? O 6 saatin günahı neydi de dışladınız yoksa tanrınızın güçü yetmedi mi ? Ona... Saçmalık başka bir şey değil. Mucize dedikleri de dediğim gibi saçma cümlelere anlam yüklemek.

    Bilimle Kuran'ın ilişkisi yoktur. Sen ben çamurdan oldum yaratıldım, kadınlar da kaburga dersen sonra bilim dersen sana herkes götüyle Güler.
    3 ...
  45. 28.
  46. buradan kuran'ı okumadan yorum yapan ateistler tıpkı kuran'ı okumadan hurafelere tapan yobazlar gibisiniz hiç farkınız yok yüzlerce mucizesi vardır ama bir kaç örnek vereyim : Demir madeni dünyadaki üçüncü büyük elementtir ve yapılan araştırmalar sonucu demir elementinin dünyaya dev yıldızlardan geldiği kesinleşmiştir ( … Ve kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik… (Hadid Suresi, 25)

    iki denizin birbirine karışmaması : Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur ( Furkan 53. )

    Atmosferdeki 7 tabaka : 1- Troposfer : Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O’dur. Sonra göğe istiva edip de onları yedi gök olarak düzenleyen O’dur. Ve O, herşeyi bilendir. (Bakara Suresi, 29)
    2- Stratosfer
    3- Mezosfer
    4- Termosfer
    5- Ekzosfer
    6- iyonosfer
    7- Manyetosfer

    Kuran'da geçen kelimeler dahi bir matematiksel mucizedir .
    “Ay” (Şehr) kelimesi Kuran boyunca 12 kez geçer.
    “Gün” (Yevm) kelimesi 365 kez geçer.
    “Günler” 30 kez geçer.
    “Şeytan” ve “Melek” kelimeleri eşit sayıda 88’er kez geçer.
    “Dünya” ve “Ahiret” kelimeleri eşit sayıda 115’er kez geçer.
    “iman” ve “Küfr” kelimeleri eşit sayıda 25’er kez geçer.
    “Adalet” (Qıst) ve “Zulüm” kelimeleri 15’er kez geçer.
    “Güneş” (Şems) ve “Işık” (Nur) kelimeleri 33’er kez geçer.
    kadın ve erkek 23'er kez geçer bu aynı zamanda insandaki kromozom sayısına eşittir.

    Evrenin genişlemesi : "Biz göğü büyük bir kudretle bina ettik. Ve şüphesiz biz onu genişleticiyiz." (Zariyat, 51/47)

    Küresel ısınma ile karaların azalması : "Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten Biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz..."
    (Rad, 13/41)

    kıtaların sürüklenmesi : Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler..." (Neml, 27/88)

    daha yazarım da okumazsınız .
    14 ...
  47. 27.
  48. o kafirler keşfediyor bir bakıyoruz ki o keşfedilen bilgiler kuranda geçiyor.biz hatalıyız haklısın çünkü biz müslümanlar kuranda bu bilgiler geçtiği halde bulamadık kafirler buldu.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük