akp ile cemaatin el birliği ile öldürdükleri zavallı. o kadar çok sinirleniyor ki insan böyle durumlara! başıma gelseydi herhalde büyük bir delilik yapardım babama karşı bunu yapanlara.
adamı hep eriyip bitmiş halinin fotoğrafıyla tanımışım. tutuklanmadan önceki fotoğrafını gördüm. basbayağı normal sıradan bir abimizmiş halbuki. sıradan. sokaktaki insan yani. ne ergenekonu? ne kasası? sıradan bir abi diyorum. allah rahmet eylesin.
hikayesinin detaylarını ahmet hakanın eşiyle yaptığı röportajda okudum. çok üzücü. pisi pisine bu faşist yönetimin kurbanı olmuş. inşallah sorumluları hesabını verecektir.
tanım: olmadığı kanıtlanan ergenekonun kasası olarak gösterilen ve tedavi edilmediği için hapiste ölen şanssız adam.
Tutuklandığında zaten ciğerlerinden hastaydı.
Tekirdağ Devlet Hastanesi'ne sevkedildi, gayet iyisin denildi cezaevine geri gönderildi.
Durumu kötüleşince bu sefer psikolojisinin bozuk olduğu söylendi.
Sevkedildiği Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde psikiyatrik muayene neticesinde sağlığının yerinde olduğu söylenerek yeniden hapse yollandı.
Bir süre sonra komaya girdi. Yedikule Araştırma Hastanesi'ne gönderildi. Hiç bir teşhis konulamadı ve sağlığı yeri olduğu söylenerek yeniden cezaevine gönderildi.
Daha sonra sevkedildiği Bayrampaşa Devlet Hastanesi ve Haseki Hastanesi de sağlığının yerinde olduğunu söyleyerek kendisini cezaevine geri gönderdi.
Bayrampaşa Devlet Hastanesi'nde şuuru kapanınca bir kez daha gönderildi ve sonuç değişmedi. Sağlığı yerindeydi ve tekrar cezaevine gönderildi.
Bitkisel hayata girdi. Tekirdağ Devlet Hastanesi'ne bir kez daha sevk edildi. Oradan da Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi.
Nihayet burada teşhis konuldu. Kanser olmuştu. Ama hastalık bütün iç organlarına yayılmıştı.
Ergenekon terör örgütünün kasası diye tutuklandığında yandaş medyada "zengin işadamı" diye tanıttıkları Kuddusi Okkır'a Ergenekoncu olduğu için tedavi imkanı dahi vermemişlerdi. Ne hastanelerin vicdanı vardı ne da gazetelerin... Hastane hastane süründürürken sürekli sağlıklı raporu verip durdular.
Öldüğünde iddianamesi dahi yazılmamıştı. Bu yüzden hangi suçla suçlandığı bile belli değildi. Sadece yandaş basın "Ergenekon" örgütünün kasası olarak tanıtmıştı. Oysa cenaze aracının parasını bile haberi takip eden gazeteciler ceplerinden ödediler. Öldüğünde 19 bin lira vergi borcu vardı.
Sağlık sistemimimiz mi kötü yoksa basınımız mı haysiyetsizliğe büründü? Ortada hukuk olmayınca hangisinin daha kötü olduğunu tespit etmek imkansız. Ama her olayda dine, allaha sığınanlardan o gazetecilerin, o hakimlerin, savcıların ve doktorların geceleri nasıl uyuduklarını gerçekten merak ediyorumç
şehittir.
kim ne derse desin. benim için şehittir ve boş bir yolda ölmemiştir. bu ülkedeki haksızlığı, hukuksuzluğu kanıtlamıştır onun ölümü. bu yüzden de şehittir.
allah ailesine sabır versin. eşinin yerine gerçekten kendimi koyamıyorum. sinir hastası olurdum herhalde.
devlet içindeki malum illegal oluşum ve siyasi parti mensupları eliyle öldürülen ve suçlu dahi olup olmadığı anlaşılamayan kişi. o da kanser hastası iken sabah 5'te alınmıştı evden ilaçlarını yanına alamadan. 35 bin tl borç bıraktı ölürken. bu ölüme imza atan ne malum illegal oluşumun ne de malum siyasi partililerin yatacak yeri yok!
mahkeme tarafından ergenekon adı verilen örgütün para kasası olarak cezaevine atılan ama hastanede parasızlıktan ölen kişidir.
bu da ergenekon operasyonunun nasıl bir tertip olduğunu gözler önüne seriyor.
darbe finansörlüğüyle suçlanan kuddusi okkır öldüğünde, cenazesini hastaneden alarak mezarlığa götürecek kadar bile parasının bulunmadığı anlaşıldı. Geriye öden(E)memiş vergi borçları, cenaze ve hastane masraflarıyla boğuşmak zorunda kalan bir aile bırakmıştır.
darbe planlayıcısı, finansör vb gibi suçlamalarla sapasağlam olarak tutuklanan rahmetlidir.
sağlıklı bir biçimde tutuklanan kuddusi okkır'ın, cezaevinde kaldığı dönemde sağlığı bozuldu. 2008'in nisan ayı sonunda, "majör depresyon" teşhisiyle bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi'ne sevk edilen okkır'a, burada ayrıca zatürree ve böbrek yetmezliği teşhisi kondu. bayrampaşa devlet hastanesi, haseki devlet hastanesi ve buradan da yeditepe üniversitesi hastanesi göğüs cerrahisi bölümü'ne götürülen kuddusi okkır, son olarak da 10 mayıs 2008'de trakya üniversitesi tıp fakültesi hastanesi'ne yatırıldı ve yapılan tetkiklerde "akciğer kanseri, beyin ve kemik metastası" teşhisi kondu.
daha önce de mahkemeye başvurduğunu; fakat "delilleri karartabileceği" gerekçesiyle eşinin serbest bırakılmadığını söyleyen, kuddusi okkır'ın eşi sabriye okkır, kuddusi okkır'ın sağlık durumuna dair raporu istanbul cumhuriyet başsavcılığı'na sundu ve kuddusi okkır, savcılığın talebiyle nöbetçi mahkeme tarafından 1 temmuz 2008 tarihinde serbest bırakıldı. kuddusi okkır'ın bu dönemde sağlığı bir hayli bozulmuştu ve konuşamıyor, ayakta duramıyor, kişisel gereksinimlerini tek başına gideremiyor, ağız yoluyla ilaç tedavisi olamıyor ve ağızdan beslenemiyordu.
bilinci kapalı olan, aşırı kilo kaybı yaşayan ve sürekli yatmaktan sırtında yaralar çıkan kuddusi okkır'a, doktorlar ilaçlarla fazla acı çekmemesini sağlamaya çalıştı.
kuddusi okkır, 6 temmuz 2008 günü saat 06:00 (tsi) sularında trakya üniversitesi tıp fakültesi hastanesi'nde hayatını kaybetti.
okkır öldüğünde zanlı durumundaydı ve ümraniye soruşturması iddianamesi henüz tamamlanmadığından dolayı, tam olarak neyle suçlandığını bilmiyordu...