3 senedir hamuga goduum bölümünde olumlu düşüncelerimin bile içine eden zımbırtı. Ha burdan kuantumu kişisel gelişim kitaplarından öğrenen dingillere antimadde girsin.
"fiil çatısı" denilen meseleyi anlayanların öğrenmeye hak kazandığı sicim teorisi ile aralarında tatlı bir rekabet olan derslerin/teorilerin zirvesidir.
kurucusu max planck olan bilim dünyasında çığır açan bir keşiftir. newton fiziğinin determinist evren görüşünün aksine indeterminist bir özellikte olduğu (en azından şimdilik öyle zannedildiği için) bilimde yıllardır sorgulanmayan şeyleri sorgulatmıştır. çünkü makro alemde her şey sebep sonuç ilişkisi içerisinde işlerken atom altı boyuta indiğimizde işler tümüyle değişir ve sonuçların kafasına göre gerçekleştiği belirsiz, farklı olasıkların bulunduğu bir evren karşımıza çıkar. örneğin bir bilardo oyununda topa bir kez vurup gözlemlersek ve aynı şekilde(aynı açı, aynı şiddet, aynı ortam koşulları...) bir kez daha vurulursa bir önceki hareketin tıpatıp aynısını yapar. ancak kuantum dünyasında işler böyle değildir. sen bir atom altı parçacığa aynı şartlarda iki kere vursan* farklı olasıklar ortaya çıkar.
ayrıca bu kuantum fiziğinde farklı çalışmalar hem ışığın hem de atom altı parçacıkların hem dalga hem de parçacık özelliği gösterdiğini ortaya koymuştur. ünlü kuantum fizikçisi werner heisenberg'in belirsizlik ilkesi dediği bu şeye göre mantığın temel ilkelerinden biri olan üçüncü halin imkansızlığı ilkesinin değiştirilmesi gerekir. yani kuantum fiziğindeki sonuçlar bilgi felsefesinin sorgulanmayan temel kabullerini bile sarsmıştır. tabiki de bu bilgiden hareketle yapılan tek yorum bu değildir. belirsizlik ilkesi farklı bilim adamlarınca farklı yorumlanmıştır.
niels bohr, "kuantum fiziği kafanızı karıştırmadıysa onu tam olarak anlamamışsınız demektir" demiştir.
Soylenecek cok sey var quantum fizigiyle ilgili resmen ciltler yazilir. Ama en enteresan sonuclardan bir tanesi epr paradoxudur. Ya quantum fiziginde buyuk bir problem vardir ya da her sey sadece olculurken vardir. Yani biz bir seyi olcmedigimiz zaman, gercek anlamda o sey yoktur.
- bir quantum fizikcisi bardan cikar, ve bar var olmayi birakir.
aslında istatistik fiziğin bir kolu olarak doğmuştur. deney ile kuram uyuşmayınca istatistik kullanılıp, beklenen değer ölçülmeye çalışılmıştır. elektromanyetik dalgaların enerjiyi dikey değil de, yatay taşıdığı keşfedilince başlamıştır. şöyle düşünün, büyük bir dalga size çarptığı zaman mı etkisi daha fazla olur, küçük küçük bir sürü dalga art arda çarptığı zaman mı? dayandığı postülalar gözleme değil de, daha çok mantığa dayandığından feynman, "kuantum fiziği öğrenilmez, alışılır" demiştir. istediğiniz fiziksel değeri siz bu değeri isteyince elde ettiğinizi söyler. daha öncesi hakkında birşey bilemezsiniz. yani, diyelim ki bir parçacığı bir noktada tespit ettiniz. parçacık daha önce nerededir? klasik fizikçi bulduğun noktadadır der. kuantum fizikçisi parçacık bir yerde değildi, bu senin gözlemine dayalı der. kütle arttıkça kuantum fiziğinin etkileri azalır, fiziksel nicelikler klasikteki gibi tekrar sürekli duruma geçer. bu yüzden, adamın hem new york'ta hem ankara'da olması efsanesi fizik açısından anlamsızdır.
istatiksel boyutta microcosmos dediğimiz atom altı seviyede kütle hareketliliğini inceleyen fiziğin istatiksel bir koludur.
kişisel gelişim kitaplarına konu olan o uyduruk ''evrene gönderin geçer'' saçmalıklarıyla alakası yoktur.
bi kere itü de dersine girmiştim. tek 1 kelime anlamadan çıktım ama okudukça da çok ilgi çekici geliyor. gerizekalıya anlatır gibi anlatacak birini bulduğumda öğreneceğim umarım.
bi kere itü de dersine girmiştim. tek 1 kelime anlamadan çıktım ama okudukça da çok ilgi çekici geliyor. gerizekalıya anlatır gibi anlatacak birini bulduğumda öğreneceğim umarım.
varlığını sadece fizikçilerin anlayabildiği ancak herkesin içinde bulunmuş olduğu fizik filiminin bir dalıdır.anlayanlar anlatmazlar zaten.çünkü artık boyut değiştirmişlerdir.