gelecek sınavlara girecek olanlara tek tavsiyem: kelime ez- ber-le- yin! gramerim, kalıp bilgim, ezberim iyi, soru tiplerini iyi biliyorum deyip girmeyin bu sınavlara. acıdım bugün pek çok şeye...
edit: sınava topuklu ayakkabıyla gelip, binadan çıkana kadar gürültüsünü dinlediğimiz kızlara çok şey söyledim. kulakları çınladıysa benim yani o. amacınızı sorgulamıyorum!
yeni yeni bilgiler öğrenmemizi sağlamış sınavdır. banknotun 7. yüzyılda kullanılmaya başlandığı ve çok sonraları avrupaya geldiği, düşünen robot yapılırken etik değerlere önem verildiği, bazı gazetelerin editör istememesi (ya da istemesi, mi?), marstan kopup düştüğü görülen birkaç göktaşı olduğu, bookstore daki elemanlarla nasıl dalga geçilmesi gerektiği, bitkileri biyoenerji kaynağı olarak yetiştirmenin saçma olduğu, kedilerin köpeklerden daha iyi hafızaya sahip olduğu, londra olimpiyatlarının kadın sporcular açısından önemi, bir işi ne kadar iyi yaparsak yapalım edindiğimiz yüklerin bizi hataya sürükleyebileceği ve niyeyse daha hatırlayamadığım bir sürü bilgi. bunları da doğru mu hatırlıyorum o da var tabi.
içerisinde ne olduğu belirsiz bir editörlü paragraf bulundurmuş olan sınavdır. tamam zor olsun da garip olmasına da gerek yok. bir sınav görevlilerinin son 15 dk.da kimseyi çıkartmaması uygulaması boşa değil. o süre zarfında kimse kalkıp da kağıtlarını vermemeli. yoksa o gereksiz curcuna yine oluşuyor. özensiz olmamalı görevliler.
di tazminatı vermemek için zor yapıldığını düşündüğüm sınav.
çok meraklıydık 100-200 liranıza, yüksek lisans yapcaz biz. açılın.
ilk defa 45 dakika kala bitirdiğim sınav ayrıca..normalde 120 dakikada rahat biterdi burdan çıkarılacak sonuç, sınav gerçekten zordu.
edit: ben ingilizce öğretmeniyim bi de. beni eksileyin gözünüzü seveyim.
bugünkü sınav uykusuzluğumdan mı öyle geldi bilmiyorum ama girdiğim en kötü kpds idi. editörlerle ilgili bir paragraf vardı yazıdan biraz bir şeyler anlamıştım ama o ne saçma sorular öyle, ösym kıllaştırmaya devam ettiği sürece benim şu sınavdan 84 ün üzerine çıkmam ancak ingilizceyi yalayıp yutmama bakacak galiba.
ingilizce temeli olmayan, dilin mantığını kavramakta zorluk çeken, sıklıkla ingilizce çeviri ve reading sorularını türkçe'ye çevirmeye çalışmaktan, ne gerçekten yeterince hızlı bir biçimde doğru yanıtları bulabilen, ne de zamanı yetirebildiği için binlerce akademisyenin çuvalladığı sınav.
aslında gerçekten açmazda olan binlercesini zehirleyen şu kitap fetişizmi... şu meşhur çıkmış sorular çözümleri... ya da dahiyane strateji ve tekniklerle, akademik ingilizce gramerini öğretmeden, akademik ingilizce kelime zenginliği kazandırmaksızın umut tacirliği yapan hocalar, stratejistler... insan bir kez şaşkınlaşınca her umut dağıtana kanar hale geliyor. ve tabi defalarca kez denenen sınavlar ve acaba bende bir sorun mu var diye homurdanan binlercesi... o hocadan bu hocaya, o dershaneden ötekine deneme tahtasına dönen yığınlar...
bu akademisyenlerin büyük bölümü kitabevlerindeki tüm çözümlü üds-kpds kitaplarını alıyor. doğru cevapları ezberlemeye çalışıyor ama nafile... ben neden bir türlü dil puanımı arttıramıyorum?... nedeni basit!... çünkü dil ezberleyerek öğrenilemez ve daha önce çıkmış sorular sadece daha önce çıkmış sorulardır.. bir daha aynı sorular çıkmaz!... ya da aynı şekilde sorulmaz.... yani sistemli bir çalışma olmadan, yeterli çaba sarf edilmeden bu iş olmayacaktır.
seryer aşağıdaki entry'de ne güzel yazmış, altına imzamı atıyorum:
üds ve kpds sınavlarının gerçekte ölçtüğü akademik ingilizcedir. yani buna yazı ingilizcesi deniyor. bir akademisyen okuduğu metni gerçekten kavrayabiliyor mu? bunun için de ingilizce'nin dil yapısını, okuma ve yazmadaki inceliklerini ancak belli bir düzeye geldikten sonra kavrayabiliyorsunuz. bu yazı ingilizcesi'ni sabırlı ve disiplinli bir çalışmayla kazandıran bir adres gözüme çarptı. şimdiye dek rastladıklarım içinde en başarılı bulduğum bu oldu. ders anlatımlarını ve videoları izleyince neredeyse birbirinin basmakalıp aynısı olan diğerlerinden ayrılan bir profesyonel yaklaşım göze çarpıyor. burada söz edilenler bu meselenin çözümlenmesinde gerçekçi ve akılcı bir vizyon koyuyor. burada dile getirilenleri iyice etüt etmek ve başarılı olmak için nasıl bir yol izleneceğine dikkatlice bakmak faydalı olacaktır kanaatindeyim.
hikmet hoca, dil yapısı ve dilin incelikleri üzerine sabırlı ve disipinli bir çalışma, kelime haznesini arttırmanın vazgeçilmezliği yanında, belki de şimdiye dek kimsenin duymadığı sıradışı bir metotlardan bahsediyor. özellikle bu sınavın en baş belası "reading" sorularını çözümlemek adına şaşırtıcı yollar da öneriyor. şayet taktik diye bir şey varsa, sanırım bunu o usanç verici ve zaman törpüleyici reading sorularında kullanmak en verimkar olanı...
bu sınavdan, en yüksek derecede puan alsanız bile iki yıl sonra onun derecesini bir alt kademeye; onu takiben iki yıl sonra bir alt kademeye daha düşüren bir devlete sahipsiniz.
yani bu adamların sorduğu soruları yapabiliyor olduğunuzu yıl aşırı kanıtlamanız lazım. ki ayda 70 lira alabilesiniz.
yok artık gurur meselesi oldu. kaç puansa kaç puan. çalışacam alacam anasını satiim. zorla.
kendimi hülya avşar ın peşindeki o adam gibi hissettim. neydi hani bi köylü kızını oynuyodu.. delikanlı vardı. hülya avşar ın annesi rolündeki kadın da o gençten hoşlanıyodu.. neydi lan..
adam akıllı çalışmadığım halde , hele birde ankaradan otobüs ile gelip girdikten sonra 50 aldığım sınavdır.
Tırt bir sınav sistemi olduğu kesindir. Çünkü bir dil öğrenilirken konuşma da dil de dahildir.
ingilizce seviyesini ölçmediğinden dolayı, bir an önce kaldırılması gereken sınav.
toelf diye bir sınav varken neden kpds'ye ihtiyaç duyulur!
kpds sınavından iyi not almak için harcanan çabayla, zaten ingilizce öğrenilebilir. böylelikle toelf'dan da başarılı olunur.
20 kasım 2011 sınavı gerçekten zordu; ama paragrafları bir hayli anlaşılırdı. tek sorun şu anlamı bozan cümleyi bulma soruları. ulan zaten türkçe paragraflarında bile zor o soruları yapmak, ingilizce yapmak ölüm. her neyse, kutunun içinde şeker çıkınca şaşırdım. malum deneyimim pek yok. ayrıca, marmara hukuk fakültesi 2. kat amfi 7'de giren yazar arkadaş varsa, onlarda fark etmiş olabilirler. sınav esnasında çoğu kişi uyuyordu.* sonra uyandılar tabi. düşünün sınav ne kadar zordu.*
bir peçete, üç şeker, iki kalem ve bir silgiye kırk lira verdiğim sinavdır. 2011 sonbahar dönem sınavı geçen yıllara nazaran zor ve dolayısıyla bilenin ayırt edildiği sınav olmuştur. ösym'nin yeni stratejisiyle birlikte artık okuduğunu anlamaya yönelik bir tarza dönüşen kpds ya da üds, taktik veren kursların işlevselliğini kaybettirmeye başlamıştır. dönem artık taktik değil okuduğunu anlama dönemidir, bu böyle biline.