zor koşullar altında bana matematik anlatmaktan bıkmamıştır.
ve yine bilgisayar ile ilgili problemlerime çözümler üretmiştir.
çok gariptir ki ben kendisini teknoloji özürlü bilirdim. meğersem teknoloji kralıymış. bilmediği halt yok bu adamın.
leon favori filmleri arasında.
acıkınca döner yiyor.
arkadaşlarının sevgili muhabbetlerini bir aile uzmanı edası ile dinleyip çözümler üretiyor. bu nokta da vermiş olduğu sözleri unutup , insanları ekse de sonuç olarak insanlığa hizmet ettiğinden saygı duyulası bir kişilik.
aslında bir meşe ağacı gibi. zaman zaman kestane , gürgen hatta palamut.
zaman zaman bahçası var , bağı var , ayvası var , narı var... *
"bu ne la" " dur la " gibi çıkışlarla bir ankara insanı olduğunu kanıtlıyor.
hapşuruca çok yaşa diyor. öyle kıvanç gibi artislik yapıp çok sev demiyor.
biscolata erkeklerine şapka çıkartabilir. isterse yapar ama o her zaman "olmaz olmaz olmaz bu şapkadan tavşan çıkmaz "diyor
insanlara yardım eli uzatmaktan hiç çekinmiyor.
sabır taşı misali. hiç beyni basmayan birine saatlerce mat anlatabilir.
soğuk iklim insanı olmasına rağmen , sıcak iklim insanı gibi davranıyor.
özlenir çok özlenmiştir bu yazar.
şahsımında burada ilk tanıdıgı insandır.
kolay gelsin dileklerimi iletiyorum sayın kozalak'a.
kısa zamanda eski formuna ulaşır umarım. unutulmaz o dost.
(bkz: #11784217) entrysi ile helal olsun dedirtmiştir. bu durumdan çaylaklık almış birisi olarak onu kutluyorum. kutladığım için bende çaylaklığımı bekliyorum.
o kadar kötüyüm ki, hayatımda ilk defa bu kadar yalnızım, bu kadar yanılmışım, bu kadar sevmişim, bu kadar hissetmişim, ilk defa bu kadar yanmışım..
o kadar kötüyüm ki, seninle olan anılarımı düşünmekten uyuyamıyorum..
o kadar kötüyüm ki, yastıkta halen senin kokun var..
o kadar kötüyüm ki, banyo da aynaya baktığımda saçlarını yapışın geliyor aklıma..
o kadar kötüyüm ki, mutfak da masanın anlamı beraber yemek yememizmiş..
o kadar kötüyüm ki, sabah evden çıkarken senin aldığın parfüme elim gitti sıkamadım, evden çıktım, asansör de 4 kat aşağıya inene kadar beline sarılışımızı hatırladım.
o kadar kötüyüm ki, o sokaklar sadece seninle yürüdüğüm anları hatırlattı, duramadım dışarda..
o kadar kötüyüm ki, oturduğum cafe de seninle oturduğumuz yere baktım, yine duramadım..
o kadar kötüyüm ki, evinizin önünden geçerken başımı eğdim, bir daha o apartman bir şey ifade etmeyecek miydi bana?..
o kadar kötüyüm ki, nargile içtim ama sipsileri alıp hatıra olsun diye çantana koyuşun geldi aklıma, ve sadece başını döndürsün diye dumanı içine çekişin..
o kadar kötüyüm ki, çay içtim, ama çaydan bir kaşık alıp tadına bakışın aklıma geldi..
o kadar kötüyüm ki, herşeyim sen olmuşsun..
o kadar kötüyüm ki, herşeyim sen olmuşken elimde bana ait hiçbir şey kalmamış, ben kalmamışım..
o kadar kötüyüm ki..
anlatamam işte.. kimseye anlatamam, anlatsam da eksik kalır bir şeyler.. anlatsam da benim anlattığım sen olmaz ki..
eskilerde kalan, çocukluk ideallerim vardı, olmadı.
sakin bir yaşantı istedim, olmadı.
okumak istediğim bölümler vardı, olmadı.
aile istedim, o da eksikti hep.
kalpten seni istedim, sen de olmayacaksan, artık kaybedecek hiçbir şeyim yok demektir.