tek sezonluk dizilerdir. suyunu çıkarmamışlardır yani, rahatça izletir kendini. dizinin saçma yanlarını fark edersiniz ama izlemeye de devam edersiniz inatla. koreli oyuncuların ne kadar yakışıklı (yada güzel) olduğunu düşündürür.dizi bittiğinde size kalan, bi gülümsemedir çoğu kez.
istediği kadar klişe olsun, bir şekil de bağlyorlar sizi. bir kere izlenirse devamı da geliyor, en fazla 20- 25 bölüm sürüyor ama tabiri caizse sizi sizden alıp götürüyorlar. aşk, drama ve komedinin nasıl uyumlu ve güzel işlendiğinin birer kanıtı hepsi.
Gereksiz yere uzatılan , türk filmlerinde sıklıkla karşılaştırdığımız acıtasyonlarla dolu Türk dizilerinin 1 saatlik bölümler olarak ortalama 20 bölüm halinde yayınlanmışıdır.
(bkz: i'm sorry i love you)
(bkz: goong)
(bkz: sad love story)
önce kore mi dersiniz japon draması varken onlar kimmiş falan. sonra an gelir bir anda izlersiniz. sonra hadi 2. bölüm dersiniz e hadi 3 olsun 4... 5... 6 da olsun lan... dur heyecanlı yerde bitti 7... ,8,9,10,11,12,13,14,15,16 da olsun derken... geçmiş olsun. dizi bir günde çoktan bitmiştir. **
edit : Japon dramalarında hala tutkuyla bağlıyım ama korelilerde onlardan aşağı değildir.
on numara, yedi yıldız, mükemmel dizilerdir bunlar. vakti zamanında kuzenimin izle diye dvd yapması sonucu, hehahehah kore dizisi eheaheh ne izleyeceğim diye düşündüğüm, vize haftasının gelmesiyle yapacak bir şey bulmayıp göz attığım, tüm bir vize haftamın içine eden, kendine bağlatan, höeyt ben koreye gitcem diye düşündüren, oppa oppa diye gezmeye neden olan dizilerdir bunlar.
önyargılı olmamak gerekmiş, amerikalıların da türklerin de dizilerine taş çıkarır. en mükemmeli için;
(bkz: chuno)