dünyanin her bir yanina özgün yüzlerce ejder çesidi varmis gibi bunu ayirmislar. ejder deseler karstiracagiz sanki. "ejder mi, ne ejderi? adana ejderi mi komodo ejderi mi?"
büyük beyaz köpekbalığı gibi tırtıllı, testere gibi dişlere; timsah gibi zırhlı bir deriye; yılan gibi çatal bir dile sahip, yaşayan en büyük sürüngendir. çok hızlı değiller ama aşırı inatçı ve arsızlar. devasa büyüklükteki hayvanları nasıl avladığı bir muamma iken, yapılan araştırmalar şunu göstermiştir: ejder pusu kurar ve avını bir kere, güçlü bir şekilde ısırır; ejderin çok tehlikeli bakterileri barındıran zehirli salyası ava bulaşır. açılan bu yara asla iyileşmeyecektir. ejder sabırla bekler ve av güçten düştüğünde tekrar saldırır. avı boynuzlarına, toynaklarına varıncaya dek yer.
bu korkunç sürüngen her açıdan mükemmel bir "yok edici"dir.
itiraf etmeliyim ki taa ki geçen seneye kadar böyle bir hayvanın varlığından bile haberim yoktu. bir belgeselde kendisiyle tanıştım tanışmaz olaydım, bir domuzu başıyla beraber götürdü bu ipne. o görüntülerden sonra yarı hayranlık yarı tiksinmeyle izledim bunu . o günden beri komodo ejderi denince hep o görüntüler geldi aklıma .
ağızında bulunan 50 bakteriden 38 inin zararlı olduğu canlıdır. bir fareyi salyasıyla zehirler, iki gün sonra olay yerine gelir ve fareyi yer, fantazilerle dolu bir av hayatı vardır. bir insanı yiyebilir, çatallı dili sayesinde havadaki molekülleri hissederek avını bulur.
bi alex olmayan hayvandır. pis bir hayvandır. karı kız, kumar, haraç hepsi varmış gibi bir tipi vardır. muhatap alınmaması gerekir. şayet karşı karşıya gelindiyse suyuna gidilmelidir. alttan alınmalı, abi falan denmelidir. pis hayvandır, iiii salya sümük o ne öle ya.