bu filmi izlerken bir forrest gump, bir green mile, bir shawshank redemption vs.. gibi izlememek lazımdır. boş bir zamanınız ve yanınızda arkadaşlarınız varsa gülmekten yarılmak kesindir, neredeyse. detaylara takılmayın, sadece gülün. bu film budur daha fazlası değildir. osmanlı cumhuriyetin'e komedi filmi diyebilenler bu filmi hiç izlemesinler. gidip arka sokaklar, arka sıradakiler, arka taraftakiler filan izlesinler.
kadrinin götürdüğü yere git filmini izledikten sonra büyük şüpheyle yaklaştığım, sonra da kafa dağıtır belki( kafam doluydu, tez için çeviri yapmaktan kafam zigilmişti diyebilirim) diye açtığım, orta üstü komedi filmi sayılır, ayrıca filmde ölen insanların haddi hesabı yoktur, adamların düştükleri durumdan çıkıp çıkamayacaklarını merak etmek filmi izlettiren sebeplerden biri bence sonunu merak ettim ne olacak bunların hali diye ama, aman! banane diyorsanız belirli bir dakikadan sonra izlemeyin derim zaten. sonuçta kadrinin götürdüğü yere git e göre, daha iyidir, esprisi daha fazladır.
gülmek için gittiğim, mal mal ekrana bakmama yol açan, ne güldüren ne düşündüren, neydi bu şimdi deyip artık kaç saat sürdüyse ömrümden o kadar saat çalan, korsanı alınası, çıkışta gişeden parası geri istenilesi film. siz benim saatlerimi çaldınız, ben de sizin boşa gitmiş emeğinizi (!) çalmak istiyorum.
ayrıca da türk izleyicisine hakarettir. bu son söylediğim cümle de benden bu filmi izleyip gülenlere hakaret niteliğinde, çok özür dilerim ama cidden güldüğünüz şeyleri bi sorgulayın yahu.
bomba filmdir. eğer sinema dünyasında underrated diye bir şey varsa, bu film için kullanılır ve tam anlamını verir. 5 kere baştan sona izledim, hala bilgisayarda katalogdu şuydu buydu yaparken takarım kulaklığı dinlerim. izlemeyen varsa akıllı olsun izlesin.
bana göre tam bir eğlencelik ufak bir mesaj taşıyan film. bir kere kutsal damacana gibi fazla taşşak geçilmemiş. hemen akıp gitmiş film. zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. eğlendim bazı yerlerinde güldüm. yok efektler kötü olmuş, yok oyuncular düşük performans göstermiş kaygılarına girmedim, girmeyeceğim.
ha kötü yerleri yokmuydu? elbette vardı. ama bunları kafaya takmaya değmez.
--spoiler--
bunun babası benim hapishaneden arkadaşım. yıllarca beraber yattık babasının bir hatasını görmedim. ama oğlunun hatasını gördüm. keşke baban dışarı boşalsaymış.
--spoiler--
paranın çok güzel tanımı yapıldığı film.
--spoiler--
paranın verdiği mutluluk anlatılamaz, paranın getirdiği bela anlatılamaz.
--spoiler--
aslında film için ne kadar mesaj kaygısı yok eğlencelik olmuş deseler de ufaktan filmin verdiği bir mesaj vardı. o da şu:
--spoiler--
şafak sezer: ulan insanın hayatını düzenli yaşaması kadar iyi bir şey yokmuş be.
--spoiler--
filmi beğenmeyenlere bir lafım yok, aksine saygı duyarım. ama dayanamıyorum iki üç bir şeyler diyeceğim.
siz aptal gibi bu filmleri izlemeye devam edin, size başka diyecek sözüm yok.
hakettiği derecede ses getirememiş filmdir. özellikle bir sahnesi vardır ki 'işemeli sıçmalı ayin' izlediğim türk filmleri içerisindeki en komik sahnelerden biriydi. ancak ne hikmetse bu filmde sönük kalmıştır.
emrullah abi-yeni trend bu sabri bey. sado mazo diyorlar buna. sado mazo.
noname-heee eyvallah. emrullah abi bi arkadaşım var, tencere imalatçısı. lavuk burdan atlıyor taylanda, karıyı üzerine işetiyor, yıkanmadan geri geliyor.*
sadece 2-3 yerinde güldüğüm filmdir. *aydemir akbaş'ın tayfun'a * "telefon ediyoruz işim var, haber gönderiyoruz işim var, ulan işin varsa vergi levhan nerde a ibine" demesi yerlere yatırır efenim. ayrıca en kafada ali sürmeli'nin "ben ne bilicem lan büzüğün bilir" demesi var ki evlere şenlik.
az önce internetten, kaka linklerden birinden izlediğim film.
tesadüfen denk geldi, du bakayım ilk 10 dakikası nasılmış diye başladım, film bitti.
güzel lan, eğlenceli, komik... zamanınız varsa bi göz atın derim ben.
ha nerden, nasıl izlersiniz bilemem çünkü ben kurallar gereği o kaka linki veremiyorum maalesef.
birbiriyle alakasız birçok sahneyi içinde barındıran film. hani senaristlerin aklına bir espri gelmiş, senaristlerde illa napalım ne edelim o espriyi alakasız bir şekilde de olsa filme yerleştirelim havası var. seyirciyi düşünen yok tabi.
şafak sezer in senaryoya katkısı olduğu belli oluyor. ilk deneyimi olduğundan birçok eksik var filmde.
dvd sini izleyecekseniz gülmeye, kahkaha atmaya heveslenmeyin, avucunuzu yalarsınız.
aydemir akbaş, ali sürmeli ve şafak sezer dışındaki oyuncuların performansı hiç iç açıcı değil açıkcası.
he eğer gülmeye meraklı, güleç bir tipseniz, aydemir akbaş la şafak sezer in ormandaki bol küfürlü ve hareketli kapışmasına gülebilirsiniz. şahsen ben o sahneye kendimde olmadan sırıttığımı hatırlıyorum...
işemeli sıçmalı ayin sahnesi hariç güldürmemiştir. cem yılmaz ın ifadesiyle ''bu kez güldürmedi'' şeklinde açıklanacak film. bu arada kek yiyen elamanda güldürmüştür. fakat her zaman aynı tip modunda olması belli zaman sonra sıkmıştır.
laf olsun torba dolsun bir bakayım nedir ne değildir diye izlemeye başlamama rağmen bırakamayıp sonunu getirdiğim film. küfürlerin bu kadar yerli yerinde ve doğal şekilde senaryoya yedirildiği hani ulan burada bu küfürden başka ne dense boş olurdu hissini izleyiciye ustaca aktaran, tuhaf şekilde sonunda ne olacak diye merak uyandıran bir film. yönetmeni senaristi kimdir bir fikrim yok lakin bir yerlerde karşınıza çıkarsa izlemenizi salık veririm. evet şafak sezer'in canlandırdığı yarı çakal iyi aile çocuğu özgür tiplemesine de çoğu sahnede güldüm.
son yillarda ortaya cikan herkesin sinema elestirmeni olmasi olayina kurban gitmis filmdir. safak sezer tarafimdan cokda sevilmeyen bir oyuncudur. yaptigi calismlari cok da begenmedim bugune kadar fakat kolpacino filmi diger calismalarinin ustunde olmus.insani cok da sikmadan, ayni espriyi bin kez tekrarlamadan (bkz: cak), karakterleri cok abartmadan cekilmis. bu nedenle zaman gecirmek icin ideal bir film olmus. bazi sahnelerde ise insani komedi filmi diye izledigimiz bir cok seye kiyasla daha cok gulduruyor. benim anlamadigim sey hala neden bu film hakkinda yarisinda ciktim, yok efendim safi kufur filmi deniyor. herkes bu filmi sevicek bir bir kural yok ancak emege saygi gosterin, bir de safak sezer oynuyor diye, afisini begenmediniz diye ve televizyonda arka arkaya reklamlari donmeyen bir turk komedisi diye filmi izlemeden elestirmeye kalkmayin filmi. kizla ilk bulusmada andrei tarkovski'den bahsedip entel hava yaratmaya calisanlar, her gun imdb top 250'den film izleyerek sinema elestrimeni olunmuyor.
çok önyargılıyım bu filme karşı. şimdi bakıyorum, beğenen çok, demek ki fena bir film değil. ah be arkadaş, doğru düzgün bir isim koysaydın da şu filme sinemada afişini görünce tırım tırım kaçmasaydık. hala oynuyorsa bile gitmem, zira önyargım kırılmış değil. nasılsa yakında televizyonda oynar, o zaman izler, notumuzu veririz artık.