çok güzel olduğunu hissedip aslında çok izlemek istediğim geçen sene temin edip dur şunu izleyeyim dediğim film.
bir küçük fiyasko yüzünden bilgisayardan nasıl kaçtığımı sonra nasıl kapattığımı bilemedim.
hani şu ilk başlarda elmanın içinde ki kurtçuk sahnesi vardı ya. çirkin çirkin sesler hala aklımda.
işin en kötüsü ise film hala bende ve ben hala filmi çok çok merak etmekteyim.
gelişigüzel bir duvar dibinde ağlıyorduk. pişmanlık vardı, kızgınlık vardı gözlerimizde.
kadın: neden beni beklemedin ?
erkek: sen elinde tuttuğun o pamuk şekerle oynarken ! benden habersiz dünya turuna çıkmışken seni nasıl beklerdim ?
demek istedi bi an ama diyemedi. onun yerine ağlamaya başladı, bir an kendilerini bir tren yolunda buldular ve eğik tren yollarına düzgün kişiliklerini koyarak beklediler. kokular aynı, tat farklıydı bu sefer, bu sefer çok farklıydı, vicdan girmişti aralarına, zaman girmişti aralarına.. sessizliği gevezeliği ile bozan ilk kadın oldu.
kimisinin cennetvari bir hava yaşattığı kimisininse hayat enerjisini söküp aldığı adeta adamın ağzına eden ilginç bir duyudur. vücudumzdaki en değişken duyudur, şöyle ki açken duyduğunuz bir koku ağzınızı sulandırırken aynı kokuyu tokken dumanız midenizi bulandırabilir. en ilginç yanı ise zamanla reseptörlerin yorulması sonucu aynı kokuyu bir süre sonra alamıyor olmamız. kimi zaman kötü bir durumken çoğu iğrenç durumda hayat kurtarıcı bir özelliktir.
canfeza'nın koku eseri gibi olmasa da bazı şarkılarında canfeza'yı anımsatacak cümleler kuran taladro'nun aynı adlı (koku) parçası.
"Bizler iki farklı beden yürekleri salmıştık
Gerçeği gizleyip hep başka bahara dalmıştık
Şimdi kokunu biraz özlüyor gibiyim fakat
Seni seçmem sanırım en başından yanlış şık
Hey bitanem aşkı gözlerinden almıştım
Hep bi kavga hep bi ses ya düzelir sanmıştık
Ne olur kızma bana benim hatam değil
Biz de herkes gibi aşkı karın doyurur sanmıştık
Al, nedeni senken bana parlama
...
Yanında olamasam da bunu takıp da dinle beni
Önümde buzlu bi cam başımı dayadım bana gelmemeni
Düşündüm, dışarda yağmur "hadi gel" demeni
Bu gece çık aklımdan be bi kez de germe beni
Düşünmek zor yeniden aynı yarayı kanattığını
Kusura bakma bilmiyodum o gece ne yaptığımı
...
Gül yüzüne dua vakti çaldı sevgi çanım
Sen de, bir bukle sev beni can mutluluktan çalıp
Tek bir an yıkılmadım hep şansımı zorladım da
Kalbimin kırıklarını onarıyorum bi el at canım.."
otobüse binen ve en az 7 gün duş almadığı ve üstündeki giysilerde en az 2 ay su yüzü görmediğ belli,ama elinde samsung galaxy telefonu olan kişinin kokusuda değil çünkü koku olayını aşmış kokusu. (bizde su parası veriyoruz sabun alıyoruz amk keriziz ya,önce samsung galaxy alacağına duşunu al)
gözlerinin zindanında çok geceler yattım.
çok gecelerde sandalım gözlerine battı.
rutubetli taş duvarlar altı katlı.
sensiz ecel, demsiz geçen her geceden rahattır.
kokun yoksa eğer burnum bana yüktür.
zihin seni hayal eder, ağız iki büklüm.
kokun yokken nefes almak bile büyük yük.
tıbben ölümcül kalbimdeki büyüklük.
mücadelem sonsuz, kararlarım keskin.
peşlerinde bir ben koşar mı sen olsa hepsi?
yolladım gerisin geri, adrese teslim.
ne yapayım manzarası sen olmayan resmi?
koku aslında kokusunu aldığımız maddenin burun tarafından algılanan çok küçük parçacıklarıdır. bu durumda neyi kokladığımıza dikkat etmemiz gerektiği açık.
bir hafızası olan ve asla unutulmayan şey. aradan yıllar geçse bile duyduğunuz bir koku size birini, bir yeri ve bir zamanı hatırlatabilir. hatırlamak istemedikleriniz de buna dahildir.
her tenin ayri bi kokusu varsa aldigim en guzel en guven veren koku, onun kokusu. hele teni sicak ustunde de siyah atleti varsa dibine kivrilasim gelir. buram buram icime, ruhuma isler kokusu. koku her seydir, koku asktir.
Bir parfum hikayesidir. Oyle bir hikaye ki, o parfumun kokusunu bir daha duyabilmek icin yillarca parfumculerde dolasmaktir. Bir kokuya hapsolmus bir aniyi cekip cikarmaya calismaktir.
boca etmistim tum parfumunu ustume. Yaninda buram buram koktugum halde, bir de inkar etmistim. Biyik altindan gulmustun bana. Halbuki ben kizacaksin diye yusuf yusuf olmustum.
bana o parfum kutusunu birakmadin da beni yillarca arattin ya, alacagin olsun.
Parfüm filminde oynayadan adam ben olmalıymışım parfüm kokusuna aşık bir insan olarak burnuma gelen güzel kokulardan etkilenen bir adamım sanırım ve aynı şekilde sıktığım parfümlerle çevremdekilerin ilgisini çekiyor olsam gerek ki, toplu taşımada parfümümü soran sorana...