uzunluğu 4 dk, ömrü 4 yıl olan parçalara inat; uzunluğu 4-40 dk, ömrü 400 yıl olabilen müzik türü. ya da müzik. the music.
benim için tanımadığım bir müziğin ömrü 10 saniyedir. 200 yaşında da olsa 10 saniye. benim için iyi bir klasik parça beni 10 saniyede kendine bağlamalıdır. sert vuruşlar, orkestra hit'lerle değil ama. genelde (%99) minor seven insanım. ancak o naifliğiyle otoriterliğini birlikte görmek isterim. öyle naif girecek ki, 10 saniye bitmeden bana diyecek ki "hiçbir yere gitmiyorsun. 40 dakika da olsam beni dinleyeceksin. otur oturduğun yerde, bırak elindeki işi ve kulağını kabart, bak ben yüzyıllar öncesinden sesleniyorum sana."
işte "iyi" müzik benim için budur. bebek gibi düşünün. doğdu, ve en kısa sürede nefes alması gerek. alıp "dur bakalım dünya, ben geldim." demesi gerek. 10 sn içinde parça nefes alıp, bana meydan okumuyorsa, çok çok zor şans veririm ona. şimdi ne demek istediğimi birkaç parçayla anlatayım.
en azından birini ilk 10 saniyede kapatamadınız değil mi? işte anlatmak istediğim buydu.
farklı beğenileri aşağılasam da, pek rasyonel temeli olmadığını bilirim. ancak gelin görün ki, bu konuda fazlaca sertim. aynı 3 notanın aynı oktavdaki tekrarı, iki bilgisayar efektiyle 4 saat içerisinde yazılmış ve tek kişi tarafından söylenen ucuz "pop" denilen müzik türü aşağılanmayı hak ediyor bence. bu taraftaysa aylarca üzerinde uğraşılarak yazılmış, yüzyıllar öncesinden bugüne nefes almayı sürdürmüş, bazıları muhtemelen onlarca yıldır 24 saat boyunca dünyanın farklı köşelerinde çalınıyor olan, 120 kişilik ve onlarca farklı enstrüman barındıran bir orkestranın en az bir hafta çalışmasıyla ortaya çıkan klasik müzik var. (bazı aryalar tek kişi tarafından ve tek enstrüman eşliğinde hatta enstrümansız söylenir. aryaları özellikle belirttim zira aşırı emek istemesi sufficient veya necessary condition değil bir müziğin iyi olması için. ama yine de olasılığını çok artırıyor.)
bir sürü cd'sini alıp da fazla dinlemeyenlerden biri olduğum müzik türü. ne bileyim insanın her zaman modu, bu müziği dinlemeye uygun olmuyor mudur nedir? açıyorum bazen 10 dakika sonra içi kıyılıyor insanın. biraz bach biraz da barok müzik favorilerim arasında.
aslında arada görüyorum yapılıyor ama, klasik müzik eserlerini günümüze uyarlayan daha fazla çalışma olmalı, bu evrensel müziğin yeni kuşaklarca da benimsenip, sevilmesi için galiba.
dünyada üç müzik türü klasik müzik olarak adlandırılır.
1- klasik batı müziği: bu çağdaş anlamda klasik müzik dediğimiz avrupa'da, avrupalı bestecilerce bestelenmiş eserler.
2- klasik türk müziği: buna yanlış bir tanımla türk sanat müziği deniyor. dede efendiler falan işte.
3- klasik japon müziği: bu genelde alt dallarının adıyla anılan müzik türüdür. genelde bir ya da birkaç sazla, genelde tiyatral bir havada çalınan eserlerdir.
kendimi ne zaman dinlediğim her şeyden sıkılır bulsam, klasik müzik dinlemeye başlarım dünyam değişir. şu (bkz: klasik müzik testi) ni de çözeyim de cd'm hep yanımda dursun kihh kihh.
''aşk'' kelimesiyle iligili kompozisyon olsa maşaallah hepimiz yazarız. ya da ilkokuldaki yerli malı haftasında bir kompozisyon resmi olsa çizeriz. yine 23 nisanda çocuklarla ilgili üç beş mısralık şiir yazabiliriz. neden ? çünkü konuyu az çok biliyoruz zaten. işte klasik müzikte de durum bundan farklı değildir. sadece hitap ettiği yetenek nirvanadadır. nasıl yani ?
şöyle canım ki, sen nasıl 23 nisanın tbmm kararıyla seksenlerde çocuklara armağan edildiğini bilmeden şiir yazamaz ya da yazılan bir şiiri beğenemezsin, tam da bu şekilde işte. önce konuyu bileceksin ki yorum yapabilesin değil mi? keza yerli malı haftasının ilk kutlanış şeklini ve amacını bilmeden çizilen bir resmi yorumlayamaz ya da sen de birkaç resim çizemezsin. heh o zaman ? tamam dur, açıklayayım,
klasik müzik de bir kompozisyondur. misal sen la minör akorunun romantizmini, fa diyez minör akorunun melankolik hissini, la majorun daha coşkulu, enerjik yapısını bilmeden dinlediğin bir klasik müzikten bir bok anlamazsın afedersin. arasında sıkılır, cık olmamış bu dersin. kolay değildir on küsür dakikalarca la major çalışması dinlemek, tüm enstürmanların sesini tek tek alabilmek, yorumlamak ve bundan haz almak entellektüel bir olgu değildir. bu, notaların neye hitap ettiğini hissetmekten geçer. zorlamayla kesinlikle olmaz ve kimsede zorunluluktan dinleyemez.