Eski sevgilisine 3 yıl aralıksız dua edip mutlu olmasını istemesi. ve sonunda o eski sevgilinin baba olmasını sağlayıp, kendisinin uzaktan bakıp iç geçirmesine neden olması.
Bir insana değer verdiğini hissettirmek.
değer vermesen sen değerlisin ama karşındaki kendini değerli hissettiği an iş değişiyor. Havalara giriliyor,seni küçümseme kafası falan oluyor.
Bu da işte en çok kendini yaralıyor. Keşkeler falan filan.
Çok değer vermeyin verirseniz de hissettirmeyin.
olmayacak bir şeyi umut etmesi. insan umut ettiğinde kendisini kısık ateşte tutuyor, önüne çıkan güzellikleri, yeni başlangıçları kaçırıyor. bence kendimize yaptığımız en büyük haksızlık bu.
insan yaşamındaki bir çok çelişki arasında, herhalde en olağan dışı ve en önemli olanı şudur: çoğu zaman, kendimizi kesinlikle mutsuz hissedecek şekilde davranırız. birçoğumuz hayatlarımızı, göz göre göre pişmanlığa, üzüntüye, vicdan azabına ve hayal kırıklığına doğru ilerleyerek geçiririz. ve öyle görünüyor ki, başka hiçbir yerde, diğer insanlara söylediğimiz yalanlardaki kadar gelişi güzel açılmış değildir yaralarımız; ya da yol açtığımız acı anın gerekleriyle o kadar orantısız değildir. yalan söyleme kargaşaya giden en kolay yoldur.
tabi ki kitap okumamaktır,kitap okumak hayatımızı yönlendiren büyük bir fırsattır bu fırsatı değerlendirmeyerek kendimize en büyük kötülüğü yapmış oluruz.