pacalarina kadar camura batmis veya botunun icine kar kacmis insan dusuncesidir. disarida bir yerlere yurumeye calisirken akla gelir.
sakin, kapali ve sicak bir yerde kar yagisi izlenirken akla bile getirilmez.
portakal, nar, mandalina, havuç, turp, ayva, karnabahar gibi sebze ve meyveleri afiyetle yiyebildiği halde bardağın boş tarafına bakıp "üfff çok soğuk be" gereksizliğidir.
tepkisiz insanların, memnuniyetsizliklarini bile dile getirmeyecek kadar, normal karşıladığı gereksizliktir.
ekvator a daha yakın olanlardan ne eksiğimiz var.
kışı nerede geçirdiğine bağlı olarak değişebilecek olan serzeniştir.
kışları sadece yağmur yağan ılıman bir yerdeyseniz kış bir masaldır.
çok soğuk olmamasına rağmen birkaç sefer de olsa kar görme fırsatına sahip olduğunuz bir yerdeyseniz nimettir.
iki de bir kar yağan, yüzünüzdeki derinin köseleye dönmesine sebebiyet veren bir soğuğa maruz kaldığınız bir yerdeyseniz eziyettir.
aylarca karın kalkmadığı, yolların kapandığı, kalın giysilerin vücudunuzun bir parçasına dönüştüğü bir yerdeysen yaşam biçimidir.
her ne olursa olsun zevkinin, son anına kadar tadının çıkarılması gereken bir mevsimdir ve neticede gereksiz de değildir.
kartopu oynamanın hazzında, sevgilinin elini tutarak sarılarak ısıtılmaya çalışıldığında, sıcak bir çayın çok daha fazla şey ifade ettiği anlarda, yağmur altında müzik dinlemenin tadinda, kırmızı burnunuzu ısıtan mis kokulu kestane kebabının buharında, gece çift yorgan altında uyumanın, sobanın karşısına geçip mayışmanın hazzında bulunan tatlı büyüyü görmeyip, şükürsüzlüğün son noktasında akla gelecek durumdur. ***
sıcak her şeyin, kıymetinin daha fazla bilindiği mevsimdir.sıcak ev,sıcak yatak,sıcak su,sıcak çay,sıcak eller,sıcak yemek...
bunlara sahip olamayan insanları düşünüp şükretmenin mevsimidir,kıymetini bilmeyenlere ise akıl dilemenin...
istanbula, yani dünyanın en güzel şehirlerinden birine gelinlik giydiren bir mevsimin, gereksiz olup olmadığı yönündeki tartışmalar, asıl gereksiz olandır.. *
öylesine can alıcı bir tespittir ki bu, insanın dünyayı ve doğayı algılayışına dair, öyle bir kendine rol biçmedir ki olsa olsa korkulur, ibret alınır. gülünür ya da farkı gülme organlarının bu durumlarda tercih edilen biriyle.
hazzedilmeyenin gereksiz ilan edilmesi insanoğlunun diğer canlılardan farklı olarak taşıdığı aklın ürünüyse, bu akıl-aynı akıl sadece hoşlanılan şeylerle dolu-kolay-rahat bir dünyanın çirkinliğini öngörmekle-idrak etmekle de mükelleftir. aksi takdirde, "gereksiz" diye bu cüreti, cesareti nitelerler. gülerler dedim, gülerler!
Manasız, haddi aşan bir entry'dir.
Gereksiz görmek, gereksiz yaşamın bir örneğidir. Haybeye nefes almaktır.
"Gereksiz görüyorsan, gücün yetiyorsa kaldır o zaman" derler adama
Neresinden bakarsan bak! Tutarsız, gereksiz gevezelik adına açılan bir entry özelliği taşımaktadır.
bakmayi bilip, görmeyi bilemeyenler icin dogru bir önermedir özünde. cünkü cok az insan gökten düsen kücük, beyaz yaramazlarin dünyayi bu kadar güzellestirdigini, masumlastirdigini görebilir.
bazı kişi ve memleketler için doğru söylemdir. şöyle ki;
aldık bir kardeşimizi ocak ayında sivas'ın ortasına koyduk. üşüyor musun diye de sorduk -üşüyorum- dedi. neden dedik -kar var- dedi. aynı arkadaşımızı aynı ayda aldık izmir'in göbeğine koyduk. yine üşüyor musun diye sorduk -üşüyorum- dedi. neden dedik -valla bilmiyorum, kar desen yok, yağmur desen yok, hava da gayet güneşli, bilemedim gereksiz bi üşüme geliyo ara ara- dedi. sanırım coğrafya dersiyle de pek arası yokmuş. nihayetinde en azından o kişi için o memlekette kış mevsimi son derece gereksiz olduğu gözlendi. (neye istinaden, neye ihtiyaç duyularak yapıldı, anlamak mümkün değil, manyak millet)
kış mevsiminin gereksizliğini düşünenler, yazın içmeye su bulamayınca ne diyecekler acaba? kışın yağan kar yaz gelince içecek su olarak geri dönüşümdür.
aşkın nefretle, üzüntünün sevinçle yani her şey zıttıyla doğduğu için yaz da zıttı olan kışla doğmuştur. nasıl aşk nefretsiz, mutluluk üzüntüsüz olmazsa yaz da kışsız olmaz.