Bir insanı yargılamadan önce bir saniyeliğine düşünmek gerekir belki de. Belki de onu dolu dolu dinlemek...
inanılmaz bulduğum her hikayenin ardında başka bir acıklı hikaye buldum hep.
Bir insan nasıl cinayet işleyebilir? Gasp adı altında bir başkasını nasıl yaralayabilir?
Ardında mutlaka bir başka hikaye vardır. 5 yaşındayken babası annesini öldürüp eve başka bir kadın getirmişse, hayatı bu kadının dayağı ve eve getirdiği başka adamlarla ilişkisini izleyerek geçmişse, okutulmamış, hep itilmiş, ötekileştirilnişse yapar.
Maalesef herkes birçoğumuz gibi pamuklar içinde büyütülmüyor. Bunu aklımıza getirmeliyiz zaman zaman belki de...
aklıma cüneyt arkın'ın
bir filminde geçen repliği hatırlattı.
polisten kaçan kiralık bir katil, aynı zamanda topaldı..
kişiliğini ta küçüklüğünde şekillendiren olaydaki gibi tabiki de aldatılmıştı...
yanında da rehine olarak tuttuğu bir kız vardı. kız, cüneyt arkın'ı güzel analiz eder ve bir diyologta, birazda acıyarak şu sözler dökülür dudaklarından:
"bir kır yılanı gibi bakıyorsun!"
der.
anladığım şudur ki; insanın kişiliğinin şekillenmesinde en büyük etmenin, yaşantısının yani geçmişinin çok büyük bir etkisinin olduğudur.
özünde iyi karakterli bir insanı da acımasız, şüpheci, hatta katil yapabilecek en önemli
faktörlerden biri de, insanın hayata gözünü açtığı andan itibaren her daim yokuşlara itilmesidir.
(bkz: yaralı kurt)